1 Jan
2013
Kategori: hayat    |    Saat: 22:47
Yazar     |    Comments Off on birçok şey hakkında birkaç şey

birçok şey hakkında birkaç şey

birçok şey hiç olmadığı kadar yolunda gitmiyor, sanırım buna alıştım artık. eskisi kadar üzülmüyorum bu duruma, ya da belki üzülme eşiğimi geçmişimdir, dolayısıyla durum en üzgünden normale doğru gidiyordur, bir tek saçlarım eskisi gibi değil. o da bana bu yıllardan kalan bir hatıra oldu galiba, tabi ilerde bu beyazlayan saçlar ne kadar dayanırsa.

sevgi de öyle midir acaba?

Devamını Oku >>

25 Dec
2012
Kategori: gezi    |    Saat: 00:51
Yazar     |    2 Yorum

paris’e ve hissettirdiklerine dair

ne zamandır yazmak istiyordum. akşam akşam aklıma geldi. birkaç yıl önce paris’i görme şansım olmuştu. gerçekten büyüleyici bir şehir. methini çok duyduğum londra’yı henüz görme fırsatım olmadı ama barcelona’dan sonra benim gözümde avrupa’nın en iyi şehri.

şehir hakkında birkaç kelam edeyim de sonra dilediğimce yazarım o güzel olayı. bir kere metrosunu görünce şaşırmamak elde değil, haritayı elinize aldığınızda her şey kolay, o metro ağını görünce güzel ülkem geliyor aklıma, istanbul’u ankara’sı.. bir geyik var, her yer sidik kokuyor diye, insanların gidip sidik kokladığını düşünüyorum, bir gelenek olmuş, her paris’e giden güzelliğinden, büyüsüden bahsetmek yerine ilk olarak sokaklardaki sidik kokusundan, metronun boklarından bahsediyor, belki de gittiğini belli etmek için, bilemedim ama onlara bravo.

Devamını Oku >>

15 Dec
2012
Kategori: film    |    Saat: 01:26
Yazar     |    Comments Off on the hobbit: an unexpected journey

the hobbit: an unexpected journey

ne zamandır bir film hakkında yazmıyormuşum. buyrun hobbit karşınızda.

film teknik açılardan kusursuz gibi. gerçi orasını eleştirmek bana düşmez, ilk başlarda orta dünya’ya 3d’yi yakıştıramayacağımı düşünmüştüm ama oldukça iyi olmuş. oyunculuklarda hiç eksiklik hissetmedim. zaten yeni zellanda tek başına başrol oyuncusu olsa bile tatmin etmeye yeter. senaryonun da iyi olduğunu düşünüyorum. üç kitaba bölmek kitabı neredeyse aynen aktarmak olarak geri dönmüş ki en çok tatmin olduğum bu nokta oldu. zira yüzüklerin efendisi’nde en büyük eleştirilerim kitaba sadık kalınmamasıydı. peter jackson belki onu zorunluluktan yapmıştı ama rüştünü ıspat ettikten sonra yapımcılığı da üstlenerek bu sefer hatasını düzeltti. unutmayalım ki peter jackson başlı başına büyük bir tolkien hayranı, dolayısıyla ona güvenim tam(dı). şu filmi del toro’nun çektiğini hayal bile edemiyorum.

müzikler harikaydı zaten ona diyecek sözüm yok, howard shore zaten bu işin piri olduğunu çoktan kanıtlamıştı. atmosferi çok güzel yansıtıyor. theme müziğini de çok beğendim.

film kesinlikle tatmin edecektir. zaten bir tolkienseverin filmi beğenmeyeceğini düşünmüyorum. orta dünya’ya tekrar geri dönmek bile başlı başına bir armağan, eski dostlarımı görmüş gibi sevindim. aslında durağan gibi gözüküyor ama ben katılmıyorum, aksine tempo hiç düşmüyor, bir olaydan diğerine, geçişler hızlı ve hissettirmiyor, o yorgunluk hissi durgunluktan değil aslında. biraz daha istiyor insan.

buradan itibaren spoiler şeysi koyayım da rahatça içimi dökeyim. filme/kitaba dair naciazane tespitler yapayım.

Devamını Oku >>

29 Nov
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 02:45
Yazar     |    Comments Off on cesaret üzerine

cesaret üzerine

cesaret zor iş ya. öyledir herhalde. cesur ya da cesaret sahibi olmadığım için bilemiyorum tam. nasıldır cesur olmak, cesaret sahibi olmak nasıl hissettirir insana. iyi midir acaba, insan gurur duyar mı kendiyle, her şeyin ötesinde cesur olmak bir erdemdir bence. pek az kişinin sahip olduğu kıymetli bir şey. zamanı gelince ortaya çıkan sihirli bir yetenek gibi. bu yüzden cesur insan gurur duymalı kendiyle.

Devamını Oku >>

27 Nov
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 19:40
Yazar     |    2 Yorum

bahaneler ve

bahaneler garip. ne çok bahane uyduruyor insan farkettiniz mi. ya da lafı dolandırmayayım, herhalde ilk kez lafı dolandırmayacağım, ilginç şeyler olabilir bu gece. hayatım kendime bahaneler üreterek geçti neredeyse. vazgeçtiğim ya da başaramadığım bir şey olduğunda önüme bir bahane çıkararak kendimi rahatlattım herhalde.

Devamını Oku >>

2 Nov
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 00:17
Yazar     |    Comments Off on ara vermek

ara vermek

sonbahar da geldi. bir şey farkettim. yazılara başlık bulmak çok zor ve bunun yanında yazmanızı kısıtlıyor. yazmak istiyorsunuz ama başlamadan bir başlık bulmak direk kısıtlıyor sizi. ben mesela bir şeyler yazmak istiyordum ama durdum 2-3 dakika ne ki bunun başlığı dedim, çoğu uçtu gitti belki de. sonra zorladım, ara vermek evet.

Devamını Oku >>

1 Oct
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 21:35
Yazar     |    Comments Off on kelimeler

kelimeler

kelimeleri öldürmeyelim, tek ihtiyacımız onlar.

1 Oct
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 19:03
Yazar     |    Comments Off on l’italianistica

l’italianistica

başka işim gücüm yokmuşçasına üşenmedim iki tane öss sınavına girdim ve neticesinde ankara üniversitesi italyan dili ve edebiyatı bölümünü kazandım. evet studio l’italianistica all’universita di ankara. ama mutlu muyum, değilim tabii ki, en son ne zaman işler yolunda gitmişti onu bile unuttum. orası ayrı hikaye.

Devamını Oku >>

13 Sep
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 02:10
Yazar     |    4 Yorum

bir kıbrıs akşamı

yat limanı,

bir kıbrıslı anlatıyor…

ben de dinliyorum.

nasıl anlatmasın ki.

Devamını Oku >>

5 Sep
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 21:03
Yazar     |    1 Yorum

fotoğraftaki kadın

bir roman, kapağında sonbahar sarısı kullanılmış, o yalnızlık hissini uyarıyor insanda. sonbahar hep ayrılık getirir ya. ayrılıklar, taşınmalar sonbaharda olur hep. benim aldığım, annemin okuduğu ve ne biçim bi kitap bu dediği, benim okumadığım, ya da okuyamadığım. yazacaklarım kitap hakkında olmayabilir ama fotoğraftaki kadın hakkında olacağı kesin.

kitap demişken, adından biraz tahminde bulunabileceği üzere, bir adamın hikayesi var. tesadüfen bir fotoğraf karesine giren kadına aşık olan ve onu orayan bir adamın hikayesi, bilemiyorum.

Devamını Oku >>