mezuniyet
evet sanırım artık mezuniyet geldi çattı, arka planda da merdivenin hikayesi çalıyor, şöyle diyor zerdüşt; “no one knows where the ladder goes” nasıl da uydu. mezuniyet hali, bir boşluk, bir hiçlik benim için.
henüz mezun olmadım ama yıllık yazılarımı okudum, üçe ayırabilirim, teşekkür edenler, beni tanıyamayanlar/anlayamayanlar, neydi ki üçüncüsü sınıflandıramıyorum ama daha iyi bence eğlenceli şeyler vardı çünkü. neyse banane yıllıktan, kenara atılması ne kadar sürer acaba…
doğru kelime yorgunluk, gerçekten çok yorgunum, okul yoğun ayak uyduramıyorum temposuna, ödevler, sunumlar zulüm gibi.. evde yine kaos hakim, parmağımı kıpırdatamıyorum. arkadaşım bir ilaç ismi verdi, böyle devam ederse kullanmam kaçınılmaz.
mezuniyetin bir iki yönü var. birincisi her gün gördüğün insanları artık görmeyeceksin. ikincisi de her gün gördüğün insanları görmeyecek olman. farkı birilerini görmeyip istemeyip görmeyeceksin, dolayısıyla üzüleceksin. diğeri de görmek istemediklerini artık görmek zorunda olmayacaksın, bu da sevindirecek seni. ama birbirlerini ikame edebilirler mi bilmiyorum, sanırım buna da zamanla cevap vereceğiz. keşke başka bir yolu olsaydı..
insanlar çok telaşlı, hemen “bir şey” olmak istiyorlar, sanırım artık “bilmiyorum” “puanlar bi gelsin de” “askere giderim, kim bilir” tadında cevaplar vermekten sıkıldım. daha mezun olmadan bir sonraki aşamayı düşünmeyi yersiz buluyorum. önce bi mezun olalım, sonra sırt çantamızı alıp gidelim, bakalım neler oluyor. bir de o gözlerle bakalım hayata, hem belki göremediklerimizi görme fırsatı verir mezuniyet.
bugün iyi bir haber aldım. green card çekilişleri şimdi buraya yazmaya üşendiğim bir nedenden ötürü iptal edilmiş. ve yeni sonuçlar 15 temmuzda açıklanacakmış, tamam bunun bana bir işaret olmadığını kabul edecek kadar büyüdüm fakat çıksa ne güzel olurdu değil mi? şu an “yeni” bir hayata ne kadar ihtiyacım olduğunu kelimelere dökemem. %0.01 kapasiteyle çalışıyorum desem yeridir, enerjim bitti bitecek.. kaçırdığımız onca şeyden sonra belki yeniden şarj olmak için iyi bir fırsat olurdu, bilemem.
bu arada saçlarımı daha sık yıkasam iyi olacak.
yeni dönem
yahu tatil bitti işte şunun şurasında bi kaç güne okullar açılıyo tekrar. bizde haliyle ankaraya gelmiş bulunuyoruz, cicilerimizi giyip kayıt bile yaptırdık, yaptırdık yaptırmasına ama değerli okulumuz bizi yine, yeni ve yeniden ters köşeye yatırdı. sen o kadar çalış, didin, et (harbi ha geçen dönem ne kadar da çok çalışmıştım değil mi!) ortalamanı 2.00ın üstünde tut (aman ne başarı!) ki matematiği alınca ders kaybı yaşama, ama o da nesi? tüm kriterleri sağlamama rağmen planlar tutmadı ve matematiği aldığım için bir dersten feragat etmek zorunda kaldım, varsın olsun diyeceğim bir şey yok. yalnız okulla ilgili gözüme çarpan bir başka nokta var ki gözlerimin dolmasına sebep olacaktı nerdeyse ama ucundan döndü. değerli yöneticilerimiz sonunda sınav haftası koymayı akıl etmişler. padişahımız çok yaşa! evet evet artık 6 saat derse girip zombi gibi sınava girmeyeceğiz, ne kadar da sevindirici değil mi? okul açıldıktan 8 hafta sonra yani tahminen 7-15 nisan tarihleri arası vize haftamız, hadi hemen çalışmaya başlayalım!
okul demişken devam edelim bari, vize haftası olacağı için yılların ismaili ve simteni 3 sınav yapamayacaklar, aman ne üzüldük! sorma gitsin. ama yine gözüme takılan bi şey var ki rahatsız etmedi değil, araştırma yöntemlerinde proje yok bu dönem, üstüne üstlük böyle istatistik gibi matematiğimsi konular var abi, napıcam ben? birde çetin hoca, hoca kanaatini kaldırmış, naptın abi ya, yapılır mı bu bize? koymuşsun iki sınavı, biri %40 diğeri %60 sonumuz hayır olsun, bu arada zühtü ve ismailde aynı %40 ve %60.
ya bi ders bırakmak zorundayım dedim, ben simteni bıraktım fakat biraz bakınca acaba ismaili mi almasaydım dedim hala karar vermiş değilim, ilk hafta bi derslere girelim o zaman kararımı vericem. çünkü simten hoca %15lik quiz ve %5lik devam koymuş, bu da demek oluyor ki daha kolay, ayrıca izlenecek filmler var, film izlemekten yaptığım daha iyi ne var ki? ismail hoca sınavları türkçe yapar sanıyoduk ve hala öyle sanıyorum fakat verdiği ders taslağında hiç öyle gözükmüyor, o yüzden son dakika atağıyla ismaili bırakıp simten hocaya dönebilirim bilmiyorum.
ya nedir bu çene, okulda okul ne var bu kadar okuldan bahsedecek. öyle deme ama özlemişim demek ki. (yesinler) haa okul dedik de şunu demede geçmek olur mu? ismeett nasıl çaktım voleyi? (kahkaha) ismetten ders alacaklara selamlarımı gönderiyorum. selam.
ya trabzonu şimdiden özledim dersem yalan söylemiş olurum, o yüzden söylemiyorum. zaten taşınma muhabbetine son günlerde iyice baygınlık gelmişti. iyi oldu biraz daha erken gelişim belki istanbula giderim çabucak, çünkü trabzonda sıkılıyodum, ankaraya geldim değişen pek bir şey yok gene sıkılmak üzereyim, temiz havaya ihtiyacım var en iyisi bi boğaz yapayım ben. evet evet.
dün de odayı bi temizlemişim, sorma gitsin camları bile sildim! tadından yenmez anlayacağın, her şeyi ya aklına ne geliyosa, tabii o yorgunla yatağa bi yığıldım, ancak uyandım demek isterdim ama sabah 7de kalktım, ama o da iyi sayılır çünkü yattığımda saat 9u biraz geçiyodu…
neyse ya lafı uzattım sanırım, ama seviyorum lafı uzatmayı. daldan dala kondum ne derken neye geçtim farkında bile değilim.. haa kapatmadan şunu da tarihe not düşelim bari.
trabzondakiler size sesleniyorum, 1 saatte 3 km koşamaz dediğiniz adam 50 dkda 6 km koştu ya bu da size kapak olsun lan hıyarlar!
hadi görüşürüz.
geçen dönemin ardından
pek başarılı bir dönem geçirdiğimi söyleyemem fakat başarısız olduğumu söylersem de haksızlık etmiş olabilirim, bilemiyorum böyle garip bir durum var. tamam kabul ediyorum çok çalışmadım, hatta çok az çalıştım, ee daha ne istiyim ki ortalamam 2.00ye kadar düştü, hayat daha ne kadar iyi olabilir! off şimdi canım da sıkkın gelmişim kendimi kandırıyorum buraya bişeler yazıcam düzelicem felan, geç ya bunları..
evet zayıflarım ikiye çıktı, ama en azından geçen sene zayıf gelen dersimi bu dönem ders kaybetmeden alabileceğim.. bla bla ya, ne diyorum ki ben.
ve araba duvara toslar
harbi hemde ne toslama, öyle böyle değil, iki koldan tüm gücüyle.. hem daha diğer iki kol belli değil, ucu açık belki de dört koldan deyimi gerçekleşicek, yahu ne kötü oldum, kötü değil aslında sinir oldum, sinirlenmedim de aslında ama canım sıkıldı bilmiyorum ya. ne güzel ite kaka gidiyordu sınavlar bi şekilde, kötü almamıştım araştırma ve atadan ama bugünkü açıklananlar yok mu? sanırım kafama dank etti, birinden 43, diğerinden 44 aldım, ne başarılıyım değil mi? ve sözde açıklananlardan birini maviyle çizmiştim aklımca, ee o zaman kırmızıyla çizdiğim siyaset açıklanınca nolcak? 20 mi alıcam ondan da.. of ya uğraş dur şimdi..
annem haklıymış ya, gitmeden oğlum sanki dersleri bu dönem astın gibi hissediyorum demişti, valla haklıymış yahu.. ya çalışmak lazım.. en azından finallerde ortalamanın üzerinde alıp 1den fazla ders bırakmamak lazım, yoksa iyice yalan olacak bu eğitim hayatı.. okuyoruz dedik ama bu resme okuyamıyoruz oldu.. şimdi ne var ki önümüzde? boş simtenin gereksiz dersi, ona çalışacağıma siyaset quizine çalışırım daha iyi ya..
neyse ben biraz dinlemeyim de daha sonra çalışırım, daha var..
sınavlar başlamış
evet gerçekten başlamış, hatta bitmek üzere, bugün iyice bi farkına vardım başladığının. ne güzeldi halbu ki araştırma, inkılap ve siyasal bilgiler sınavlarının bazısına çok az, bazısına hiç çalışmayarak girip kötü notlar almamıştım, az çalışılan bi araştırma sınavı için 63 iyi bi notken, neredeyse hiç çalışılmayan inkılaptan 70 almaktan daha iyi ne olabilir? daha iyi olabilecek bi şey var ama onu söylemiyorum, siyasal sınavı ise hedefimin üzerinde gelicek muhtemelen .. ha bu arada hedefim f.. ama bu hukuk garipti ya, sınav çizelgemde üzerini kırmızıyla çizdiğim ilk sınav oldu, daha önce araştırma ve siyasalı mavi, inkılabı ise yeşille çizmiştim, üstelik hiç başka işim gücüm yokmuş gibi dün kütüphaneye gidip hukuk çalıştım ya, not felan çıkardım, ayıp ya. hemen bi denklem kuracak olursam, çalışmadığım sınavlardan iyi not aldım, az da olsa çalıştığım sınav kötü geçti, bu bağlamda yarın ki ingilizce sınavına çalışıp zaman kaybetmeye gerek yok değil mi? bilmiyorum, hem 12 einstein gücünde bi kalemim var artık! ben çalışmasam o kendiliğinden yazar eminim bi şeyler. ama ya çalışsam mı ki ingilizceye, bak şimdi kafama takıldı,
ya ne diyorum ben? ne çalışması.. my name is selçuk.. ee bitti, gülücük.
başkent üniversitesine hoşgeldiniz
derse girmeden önce bi haber yayıldı koridorda, bu haber beraberinde derin bir telaş ve endişe rüzgarını da getirdi, sınav tarihleri açıklanmış; pazartesi günü hukuk ve siyaset, öğrencilerin arasında ki adıyla zühtü, perşembe siyasal ve toplumsal düşünceler tarihi yine öğrencilerin tabiriyle simtenin sınavı var. herkeste bi isyan, haksız da değiller sınav 3 kasım pazartesi, bugün perşembe, yazıyla üç rakamla 3 gün kalmış durumda, normal olan sınavların 15 gün en kötü ihtimal 1 hafta öncesinden duyurulması değil midir? insanlar programlarını yapar, ders çalışmaya başlar vs. ancak iso eğitim kalite belgeli, kalite politikasında “müşteri odaklı” etkin eğitimden bahseden üniversitemiz bizlere sınav tarihlerini rakamla 3, yazıyla üç gün önce açıklayarak açıkcası öğrencilerin üç buçuk atmalarını mı amaçladı bilmiyorum ama sanırım bunu başardılar.. gün boyu not için sağa sola koşuşturan öğrenciler gördüm, muhtemelen yarın bende onların arasına katılıcam. gerçi bu okul konusunda fikirlerim baya bi değişikliğe uğradığından artık pek fazla önemsemiyorum, aman ne yapıcam şeklinde eteklerim tutuşmadı benim, arkadaşlarımın yanında daha az kaygı taşıyorum, neye güveniyosam? ama bilmiyorum öyle, giricez ve geçicez bi şekilde .
aslında bilgiye sahip olmayı göstermenin ve başarılı olmanın kriteri hala a,b,c,d,e seçeneklerinden birinin bilinip bilinmemesiyle alakalı olduğundan arkadaşlarıma hak vermiyor değilim, ama biz ses çıkarmadıkça bu durum böyle sürüp gider, biz üniversiteye geldik ya! hocalara bakın hala bu kadar saat gelirseniz şu kadar kanaat notu alırsınız, yoksa geçiririm size kalırsınız şeklinde tavır takınıyorlar, nasıl bi güvensizliktir bu? neden korkuyorsun ey hoca? dersinin boş geçmesinden mi? bu hoca kisvesine bürünmüş insancıklar olduğu sürece biz öğrenci milleti sanırım bu kaygıları taşımaya devam edeceğiz, şimdi ben x dersten 50den yüksek not alamazsam o dersi bilmiyorum mu demek? geçelim ya. ben nice dersler bilirim ki yoklama alınmaz fakat derste oturacak sıra bulamazsın “kamera nerde, nereye el sallıyoduk? doğan hocam, ismail hocam saygılar, sizi de unutmadım arzdar hocam”
ne diyodum? evet bu nalet eğitim sistemimiz bu şekilde devam ettiği sürece, bi şeyler bilenin değilde, bi şeyler ezberleyenin başarılı olduğu; yerimizde saymaya devam ederiz. “aristo tuvaletinden sonra sifonu çekmeyi unutmuş” bu aristonun hangi davranışıyla bağdaşır, bu soruya ingilizce cevap verin, insanın shut the fuck up yazası gelir o kağıda, ingilizce yapılacak sınavları türkçe işlememizden bahsetmiyorum bile, sanki o ingilizce sınavları verebilecek ingilizce eğitimi vermişler gibi, hazırlıkta kartonlara tarkan he is a türkiş pop star yazdırıp duvarlara astıran hocalar vardı yahu. hala hi, how are you kalıbından kurtulamamış ingilizce dersleri yapmıyoruz değil.
gene karıştırdım değil mi? ne yazacaktım nereye geldi mesele, dur ya karıştırmamışımdır belki devam edeyim hem bunu söylemessem içimde kalır, yılda öğrencilerinden eğitim ücreti adı altında trilyonlar alan, bi o kadarını da iğrenç kantin, tabldot, kafe hizmeti verdiğini iddaa ederek kazanan haberalin ticarethanesi bir nalet projektör alamaz mı? veya yaptıramaz mı bozulanı? rezilliğin daniskasına bak hele, 3 haftadır bilgisayar dersinde projektör çalışmaz, 5 dakika da ısınır, yahu o kadar kötü durumdaysanız söyleyin ben getireyim, sevaba girerim hem. hocaya da yazık. belki de hocaya tercüman oldum, nasıl siniri bozuldu bugün. veya bi yardım kampanyası mı başlatsak? okulumuz zor durumda lütfen yardım edin!
ne işim olur okulla, sınavla bundan sonra? naparlar? sınıfta mı bırakırlar? yesinler çok korktum ..
ha söylemeyi unutmuşum.
hoşbulduk..
здравствуйте!, здор`ово!
– buyrun söz sizin,
evet efenim,
değerli insanlar!
şey..
ben rusça öğreniyorum yahuu, valla bak daha yeni girdim derse çok heyecanlı!
şaka bi yana yeni bi dil öğrenmek eğlenceli, sevindirik oldum, ilkokula döndük bi çırpıda, alfabeyi yazdık yavaş yavaş! hoca ödev verdi 20 A harfi 30 YA harfi, 21 YO harfi.. meuheua, şaka şaka. ödev aile bireylerinizin adını yazın! cinayet bee..
eğlenceeli valla..
rusça öğrenerek vatana millete hayırlı bi evlat olabilecek miyiz, veya interneşınıl rilişınz olayını başarıyla uygulayabilecekmiyiz bunu zaman göstericek.. ama kısa süreli de olsa yeni bişeyler öğrenmek eğlenceli, keyfini sürmek lazım.
– uzatma bitir, reklama giricez.
haraşo haraşo..
şey
paka paka!
hatta dan vidanyas yahuuu!
nerede kalmıştık?
evet nerede?
başarılı geçen bi dönemi takip eden başarısız diğer dönemden sonra tekrar başarılı olmaya sıranın geldiği yeni bi döneme başlıyoruz yarın. nası bi cümledir bu ya? anlamadım..
evet yaarın eğitim hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, şimdi sabah 9da kalkıp derse gideriz, hoca 10 dakika sonra bırakır bizi, bi daha ki ders taa 1 de! napıcaz dağın başında o saatte ya, gitmeyip iyi bi uyku mu çeksem? inadına eve gelip uyucam, öğleden sonra ki derse bi daha kalkıp okula gidicem!
okul açılıyo ama nedense benim içimde herhangi bi farklılaşmaya yol açmadı bu, aman okul açılıyomuş etrafa gülücükler saçayım gibi bi durumum yok, offf ya yarını görür gibiyim, sahte gülücükler etrafta uçuşuyo, herkes birisini kapma amacında, sonra sahte gülücüklerin yerini amaçsız dedikodular alıyo.. vıdı vıdııı.. aman ya ben almiyim lütfen..
bu dönem aslında biraz derslere ağırlık vermem gerek, italyanca mı alsam yoksa rusça mı? hala karar veremedim, bi yandan da üsten ders alıcam, süperim ya! danışmanda tutturmuş güzel sanatlar diye! heh heykel yapcakmışım! veya resim de olurmuş! ulan ben hayatımda cin aliden gayrı ne çizmişim ki bişeyler yaratabileyim! aslında klasik müzik dinletisi olabilir en azından bi şekilde rahatlık verebilir. ya hayır! karar verdim heykel dersi alıcam, okulu da bırakıyorum anasını satim, kurslara gitcem heykeltraş olucam!
ya neden bahsediyorum ki, hiç yazasım yok zaten; zorluyorum kendimi ama ııh çıkmıyo işte.
– okul açılıyo yarın
– ee?
– ne bileyim.
hadi görüşürüz ya!
