Kategori: "gündelik"
22 Aug
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 12:10
Yazar     |    Comments Off on yeni hayat

yeni hayat

DSCN1536 yeni hayat ilk sabah!

evet en azından hayatımın bir kısmı şimdilik düzene girdi diyebiliriz. kafam biraz daha rahatladı artık. ne yapalım demek ki bunları yaşamamız gerekiyormuş, baksana şu ankara’nın yaptığına, neler yaşattı bana sadece 4 senede, ne diyeyim sonumuz hayrolsun; daha kötülerini yaşatmasın allah. ramazanda geldi okula da bi ay kaldı, desene yine başlıyoruz. yine bi koşuşturmaca felan başlayacak. ya bak aslında okulun açılmasını istiyordum ama sanki iş kapıya dayanınca bi sıkılma geldi içime, aman uzak dursun benden hisseder gibi bi halim var yav. bir de şaka gibi kitapları getirdim yanımda neymiş okul açılmadan çalışacakmışım! ulan ya benim ben yapar mıyım hiç öyle şey? ne oluyo bana değişiyo muyum ne? o değilde üdsye başvurdum ha hadi bakalım merak içersindeyim nasıl olacak diye :) alacaz boyumuzun ölçüsünü.

1 Aug
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 21:09
Yazar     |    Comments Off on istanbul macerası

istanbul macerası

muhauha sanki benim izlenimlerime ihtiyacı varmış gibi ha? şaka bi yana iyi geldi bu 8-9 gün özlemişim istanbulu. yarın ankaraya gidecek olmanın hüznü kapladı içimi bak yazamıyorum neyse bi iki şey karalarım her türlü.

istanbul küçük, cevahir ondan da küçük!

cümledeki ironi dikkatinizden kaçmamıştır umarım, kaçmışsa dönüp tekrar okuyun. aman ya ne komiğim ben bugün! o değil de gerçekten küçük ama bakın niye, cevahir alışveriş merkezinde dolanıyorum, mjnin anısına dans gösterisi yapıyorlar ona bakıyordum, neyse sıkıldım halimle şöyle bi arkamı dönüp gideyim dedim baktım 16 cm yanımda mert! muhaehu ya çocuğu askere gittiğinden beri görmüyoduk, gitti geldi işe bile girmiş, hem de istanbulda! haha öküz gibi de kilo almış, tesadüfe bak cevahirde karşılaştık ve ankarada buluşmak üzere sözleştik, bana da iyi geldi nicedir görmediğim bi arkadaşımı görmek. tamam burdan istanbulun küçük olduğunu çıkaramayabiliriz, insanlar tesadüfen karşılaşabilir doğaldır bu. neyse diğerine geleyim o halde.

kadıköyden modaya doğru yürüyorum, unicef ekibi kadıköyü mesken tutmuş o sıralar yardım toplamak için face2face adı verdikleri ekip kurmuşlar, unicefinkilere rastlamamış olabilirsiniz ama kesin greenpeaceciler bi kez önünüzü kesmişlerdir, işte onun unicef versiyonu diyelim. evet onlardan bir genç kızımız benim de önümü kesti ve başladı anlatmaya şöyle şöyle diye. ben de hemen savunmaya geçerek ben greenpeace destek veriyorum zaten iki tane fazla olur vs diye (halbu ki yok öyle bişe, kredi kartım yenilendiğinden beri yapmıyorum yardım, yani kart yenilendiği için kesildi benim suçum yok aslında zaten 1 yıl kadar yaptık nelerine yetmiyor, neyse konuyu bölmeyelim.) kızcağız anlattı anlattı en son kredi bilgileri formuna geldi sıra ancak ben dediğim gibi neticesinde öğrenci olduğumu ve zaten greenpeacee yardım ettiğimden yapamayacağımı söyledim ve teşekkür ederek yola devam ettim. aslında daha sonra ulan 3 ay da 5 lira versem ne kaybederim ki dedim geri dönecektim ama acelem vardı dönemedim yoksa istiyodum yardım etmek, zaten de greenpeacee artık bağışta bulunmuyordum. neyse 2 gün sonra bu sefer istiklalde dolaşıyorum ki o gün bu gün oluyor, neyse gene uzaklardan bi unicef kızı kestirdi gözüne beni bana doğru yaklaşıyor! gene klasik yalanımı atacaktım ki bir de ne göreyim kadıköydeki kız! meuah yahu sizle kadıköyde tanışmıştık hani diye girdim lafa o da hatırladı neyse sonra kendime söylediklerim aklıma geldi dedim 3 ayda bir ufak bi bağış yapabilirim dedim. 3 ayı kaldırmışlar bende cüzzi bi ücret olarak her ay 5 lira bağış yapma taahhütünde bulundum işte, ne yapar ki 5 lira bana, çocuklar mutlu olsun yeter. o değilde kızla kanka olduk hafiften artık giderken şu sözleri söyledim, eğer 3. kez karşılaşırsak ya arkanı dön ve git ya da direk gidip bi kahve içelim bu işte bi keramet var diye. güldük geçtik sonra iyi dileklerimizi ilettik birbirimize. harbi ha küçük bu istanbul!

mangoyu çözdüm!

evet mangoyu çözdüm, adamların foyasını ortaya döküyorum şimdi. ulan bunlar kadınlara pantolonları vsleri 3-5 liraya satıyorlar utanmadan ama işin mucizesi farklıymış. ankarada he markası olmadığından istanbula geldiğim şu günlerde öğrendim bunu. bu arada 365 avmde varmış ankarada onu da bugün öğrendim. neyse bu mango denilen marka kadınlara yapılan indirimi erkeklerden çıkarıyor yahu utanmadan. yoksa kadınlara 50liraya poşetleri doldurtup çıkartırken, biz erkeklerden yazın ortasında bir kaşkola 92 lira vermemizi beklemezdiler değil mi? ayıp değil mi ya? kadınların hırkaları 19 lira erkeklerin 69! saolun ya bizde kazız, yolun anasını satim. ayıp o kadar şukela şeyler yapıyorsunuz bize de ucuz satsanıza sonra son paranızı bi yeleğe yatırıp ankaraya dönmek için annenizin kartını kullanmak zorunda kalıyor insanlar! varya bershkaya da kıl kaptım, adamlar mangoyla aynı haa aynı yeleğin kadın modeli 29 lira erkek modeli 64 lira ulan bi ispanyollarda var bi bokluk ama hadi bakalım.

sakar her yerde sakar

ulaen ne olacak benim bu sakar halim abi! yeter yahu dokunduğumu yıkıyorum. bana bi adam söleyin ki küçük bi su almak için süpermarketin ulu ortasına yapılan 2 metrelik su kulesini yıksın! mauauh ulan sanki jenga oynuyoruz, o değil köşeden almıştım halbu ki! ama çok güldüm kendime ya.

böyle işte istanbul. hayat akmaya devam ediyor tüm hızıyla, biz de bir süreliğine dahil olduk eğlendik bolca, her şey için teşekkürler. ulan beş parasız kaldım ya ne güzel istanbul ya! bu arada istanbulda yaşanmaz abi, okumak felan hikaye, burda paran olucak rahat rahat yaşıcaksın, işmiş, okulmuş bayar bunlar! :) tavsiye verecek değilim la şuraya gidin şurda şunu yiyin kimim lan ben hıncal uluç mu? sağlıcakla.

aa bak yazdıktan sonra farkettim bu yazımızla birlikte dalya demişiz, istanbula nasipmiş, yakışır! oo kutlu olsun, havai fişekleri atılsın, şampanyalar patlasın, dansözler oynasın. 100 yüz 100 yüz ;)

30 Jul
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 13:38
Yazar     |    Comments Off on ölmeden önce yapılacak 101 şey

ölmeden önce yapılacak 101 şey

havasından herhalde nicedir yapmak istediğim bu listenin ilk kıvılcımları döküldü istanbulda vapurla karşıya geçerken. evet aklımda güzel şeyler ver umarım hepsini gerçekleştirebilirim. şimdilik sıraya koymuyorum hepsi toplam 101e ulaştıktan sonra sıraya koyup yapmaya başlayacağım fakat 101 olmadan da yaptıklarım çıkarsa onları da listeye yaptık diye ekleriz artık. ahanda başlıyorum; ölmeden önce yapılacak 101 şey. aslında bunları kategoriye ayırmalı 10 kategoriye bölsem her telden yapacak nice şey bulurum hem öyle daha da güzel olur, neyse şimdi ben aklıma gelenleri yazayım da ileride belki bazı maddeleri birleştirebilirim.

ölmeden önce yapılacak 101 şey, evet işte bunları yaptıktan sonra ölsem de gam yemem dediklerim :)

– boğaz köprüsünde balık tut.

– kadıköy beşiktaş vapurundan atlayıp kız kulesine kadar yüz.

– yağmurda yürü.

– büyük britanyayı karış karış gez.

– yeni zellandayı keşfet.

– çocuk sahibi ol.

– formula 1i canlı izle.

– rafting yap.

– yamaç paraşütü yap.

– piramitleri gör.

– çin seddini dolaş.

– 35inden önce golf al.

– 43ünden önce a3 al.

– 50inden sonra porsche cayenne al.

– herhangi bir konuda makale yayınla.

– kitap yaz.

– boğazda rakı balık ye.

– bir dağa tırman.

– büyük kanyonda dolaş.

– afrikada safariye katıl.

– tekneyle türkiye kıyılarını dolaş.

– çocuğunun diploma töreninde orda ol.

– 61 yaşından önce ölme.

bi süredir aklımda olanlar bunlardı, daha fazla zorlamanın anlamı yok, kimi çok basit kimisi de çok uçuk şeyler olabilir fakat hayat bu daha kaç kere gelecez? ama 101 şey çok az o yüzden bazı maddeleleri birleştirmek istiyorum. mesela rafting ile yamaç paraşütü aynı maddeye sıkıştırabilirim hatta bunlara bilumum su sporlarını felan da ekleyebilirim, nası yapsam bilmem ki? maddeleri gerçekleştirdikçe yorumlarımda beraberinde gelecek, hiç yağmurda yürümedin mi diye absurd mesajlarla başımı ağrıtmayın, hadi bakim. istediğiniz maddeyi çalabilir, tavsiye verebilirsiniz. sevgiler.

14 Jul
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 13:23
Yazar     |    Comments Off on staj out tatil in

staj out tatil in

bu çok modaydı değil mi? outlar inler aylarca televizyonlarımızı işgal etti durdu. aha ben de geç de olsa bu furyaya katılıyorum;) staj out tatil in!

ne tatili yav? staj yok muydu benim? hehe artık yok, ihtiyacım olanı aldım ve buruşturup çöpe attım stajı. planlarım tıkır tıkır işledi ve bana kelepir tatilin kapılarını ardına dek açtı. nasıl mı? dün ilk kez staj yapacağımız yere gittim. ilk gün olduğu için seminer vardı, sıkıcı geçen saatlerden sonra atanacağımız yerlere kağıtlarımızı ve benim ihtiyacım olan staj yapıyor belgesini edindim. daha sonra rahatça yurda gidip işlemlerimi tamamladım, çok da cüzzi bi miktar ha! yaklaşık 20 gün için sadece 56 lira! ne güzel değil mi?

artık 23 üne kadar antalyadayım, doyasıya rahat bi şekilde tatilimi yapabilirim. sonrası da ver elini istanbul!

11 Jul
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 11:25
Yazar     |    Comments Off on antalya'da ilk gün

antalya'da ilk gün

evet otobüs otogara yaklaşıyor, kapılar açılıyor ve iniyorum, işte yeniden antalya’dayım. tanıdık, geride bıraktığım bi hava karşılıyor önce beni, sıcak ve nem pek farkı yok trabzon’dan belki biraz daha sıcak. daha sonra huriye geliyor, bildiğin kilo almış göbek yapmış, eski halime benziyo;) saolsun ablasının ricasıyla bir arkadaşı bizi üniversite kampüsüne kadar getiriyor. o yolculuktan sonra tekrar otobüse binmek ızdırap olurdu herhalde.

dur bak yolculuk dedim de aklıma geldi. nasıl ızdıraplı bi yolculuktu o! dile kolay 21 saat! hem de yeni rekorlar kırarak! trabzondan samsuna 7 saatte gitti otobüs, ee öyleyse neden yapıldı sahil şeridi? yazıktır ya. zaten doğru dürüst uyuyamadım yanımda ki saolsun omzumu kullandı yastık olarak 2 bilemedin 3-4 saat uyuyabildim yol boyu. neyse ki aynı gece yolculuk eden ve kısmen uyumayan başkaları da vardı da canım çok sıkılmadı :)

bi insan şanssız olmaya görsün : kahrolsun türk bürokrasisi

ya ben anlamıyorum, okula sorarım yok derler, gümrüğe sorarım yolladık derler. biliyodum bi sorun çıkacağını, çıktı da zaten! adamlara anlatamıyorum ulan bizzat sordum gönderdik diyolar, okulda ki beyfendiler yok böyle bişe diyo, ne halt edecez şimdi? evet evet yurt işinden bahsediyorum, staj yapacak belgesi lazım, tamam onu staja başlayınca bi şekilde hallederiz ama okuldan da istiyorlar, ulan ta burdan onlarla mı uğraşacam? yazık değil mi bana? isyan edip staj felan sallamayıp keyif mi çatayım yani onu mu istiyosunuz? yaparım yani sorun olmaz.

neyse bu sorunu saolsun hemşerilerimiz sayesinde geçici olarak çözdük, 4 gün misafir olarak kalacağım sonra belgelerimi toparlamam gerekiyor. bu arada geçen gelişimde kampüsü pek gezme fırsatım olmamıştı ama gayet iyi. kampüsü bizim okulunkiyle kıyaslamıyorum tabii ki ama ktü’nün ki kadar güzeldi. bir de insanlar çok sıcak yaklaştı saolsunlar, jale hanımı bulmak için kızlar yurduna gidip bekledi, herkes ilgilendi, alakadar oldu hatta şu an adını hatırlayamadığım 4-5 tane kız arkadaş edindik çabucak, diyorum ya insanlar hep iyi, iyi niyetli.

neyse bi şekilde yurda eşyaları yerleştirip deniz malzemelerimizi alıp doğru denize gidelim dedik, dedik de hava kapandı! şaka gibi değil mi? allahım lütfen bunların benle alakası olmadığını ve sadece tesadüf olduğunu söyle :) karnımız da acıkınca bi şeyler yiyelim diyerekten migrosa girdik. yalnız karşısında şukela bi lunapark var en yakın zamanda orayı sallamaya gidecez! :) huriye salata yicem diye aç kaldı, bende atıştırdım bi şeyler işte. ablası, selda ablanın işten çıkışını beklerken biraz gezdik, benim beğendiğim bi çanta vardı, kıyıp alamamıştım sonra cüzdanım çalınmıştı :( indirime girmiş, biran önce almam lazım gene çalınır felan uğraşamam :)

bu kadarı da pes artık

selda abla, bu arada abla dediğime bakmayın benden genç sayılır. geldiğinde aradı çıkışa gittik ancak o sırada aklıma bi kurt düştü, acaba deniz şortumu aldım mı diye? neden almayayım dedim sonuçta terlikleri havluyu almışsam onu da almışımdır, odun diilim ya! evet odunmuşum :) ulan kim denize giderken şortunu almayı unutur ki? ben:P neyse selda ablayı biraz daha bekletip doğru migros’a alel acele bi şort almaya koştuk, aldık da.

daha sonra ki istikametimiz selda ablanın tabiriyle “koko beach” oldu. önce koko beach’e gidelim mi dediğinde bi afakanlar bastı beni koko beach nedir ya tarzı ama sonra anladım ki adı koko beach değil, selda abla takmış ona o adı :) artık yol yorgunluğu, yurt yorgunluğu demeden akdenizin serin sularının keyfini sürdük bi mühlet. hemen söyleyeyim, iskeleden koşarak denize atlayacağım sırada ayağımın kayıp iskeleye kapaklanmam sakarlığımdan değil tamamen esprili kişiliğimden kaynaklanmaktadır. ( yazar burada konuyu değiştirmeye çalışmaktadır.) evet evet onu bilerek yaptım tamam mı? güldük geçtik zaten uzatmanın alemi yok:) kurulanırken gece için dışarı çıkılma planları yapılıyordu o kadar yorgundum ki ama herhalde gidemem dedim.

sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenmek

akşam yemeğini de selda ablalarda yedik, bu arada hurişin eniştesi burakla da tanıştım, o da selda abla kadar iyi ve samimi, çok muhabbet birisi. hani okuruz ya gazetelerde, izleriz televizyonlarda felan, soluğu blablada alan sanatçı sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendi diye. gün gelecek kendimi bu deyimin içinde bulacağımı zannetmezdim. “ally” diye antalyanın en kaliteli eğlence mekanlarından birine gittik, tabi ben yine ben:) korkumu yeni teqiualada tattım zaten, şimdi burası kamouyuna açık bi alan olduğu için detaylara çok fazla giremiyorum ama yakında şampiyonluk kupası fotoğrafımı yayınlarım ;P tek anlamadığım o kadar yorgunum felan 5 te yatıyorum ama hala 9 da kalkıyorum, buna bi çare bulunsun pls ya:)

henüz antalyaya geleli 1 gün bile olmadı ama ben sanki 1 haftadır burdaymışım gibi hissediyorum, o kadar çok şey yaptık ki, sanki yapacak bişe kalmadı:) geldim, yurda yerleştim, üniversiteyi gezdim, migrosu gezdim, denize girdim, gece eğlenmeye çıktım. ee çok da fazla bi şey yapmamışım yahu daha nice konserler, lunapark, köprülü kanyon maceraları bizi bekler:) ha bir de staj tabii ki unutmadan.

özün sözü, sözün özü; çok harika bir ilk gün geçirdim, üstüne üstlük çok harika insanlarla tanıştım. saolsunlar beni ilk gecemde misafir olarakta kabul ettiler. hepsi çok iyi insanlar onlarla tanıştığıma çok sevindim. eğer tanışmasaydım; “onların” evinde, “onların” balkonunda, “onların” laptopuyla bu yazıyı yazamayacaktım.

bu arada ne zamandır yazarken bu kadar keyif almamıştım, herhalde havası yaradı antalyanın. mutlu muyum ne? :)

9 Jul
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 11:20
Yazar     |    Comments Off on staj artı eksi tatil

staj artı eksi tatil

insan tatile çıkarken hep bi heyecanlı olur. acaba bişe unuttum mu? şunu da mı alsam? yok yok o bana yakışmıyo artık uzar da gider. nedense bana hiç olmadı bu, gerçi olmaması da normal değil mi? sonuçta tatile değil staja gidiyorum :) bunda bi kaç aydır yaşadığım moral bozucu olayların ve günden güne artan talihsizliklerimin etkisi de var herhalde. hala kendimi tam tatil moduna sokamadım, umuyorum antalya’ya varınca geçmiş olur ;)

bu staj olayını da merak ediyorum, acaba ne yaptıracaklar bize? herşeyin ötesinde umarım kıl adamlar çıkıp canımı sıkmazlar gerçi sıksınlar ne de olsa her türlü bi ay ordayım daha çok tatil yapmaya fırsatım olur.

bu sefer antalya’yı el verdiğince baştan aşağı gezmek istiyorum malum geçen seferde yanıklarımdan ötürü odadan çıkamamıştım 10 gün boyunca, güneş kremimi unutmadım, 4-5 kat sürücem! en çok gezmek istediğim yer de köprülü kanyonu, umarım gidebilmenin bi yolunu bulurum, bütçemde el verirse atv ile safari yaparız! ohh değmeyin keyfime:) dur ya bak şu an da tatil moduna girmiş bulunuyorum, bekle ben geliyorum :)

ya her şey güzel de bu otobüs yolcuğunu hiç gözüm tutmuyo varya, 21 saat dediklerine bakma dur kalk belki 24 saati bile görebiliriz. hele toroslar yok mu? ya çok korkuyorum ben sarp dağlardan olamaz böyle bişey. neyse yanıma okumaya devam ettiğim yüzyıllık yalnızlık ile araz’ı aldım en azından birini okurum gidene kadar, malum yapacak çok işimiz olacak.

evet yeni yerler keşfetmeye, yeni insanlar tanımaya gidiyoruz. yolumuz açık başımız dik olsun :) herkese mutlu tatiller.

ya acaba bi şey unutmuş olabilir miyim ki? o şortu da alsa mıydım ne ;)

6 Jul
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 20:00
Yazar     |    Comments Off on temmuz ayı

temmuz ayı

of ya belim nasıl ağrıyor varya anlatamam, kesin fıtık var ya bende. bi fıtık olmadığımız kalmıştı varya o da olursa artık kare ası tamamlarız. benim en iyisinden bi check-up’a girmem lazım. dur hele şu antalya işi çıksın aradan yine bize hastane yolları gözüktü diyelim. neyse buna yazının ilerleyen bölümlerinde devam ederiz. şimdi diyelim yorucu bi haziran ayı geride kaldı, temmuza umutla bakıyorsunuz, ilk günden neşeli uyanıp yeni günle beraber dop dolu bir ay geçirmek niyetindesiniz, benim gibi yani. şimdi sorum geliyor 1 temmuz sabahı ne olursa isyan edersiniz? büyük ikramiye çıkan biletinizi kaybettiyseniz, uyandığınızda arabanızın parkettiğiniz yerinde olmadığını farkederseniz ne bileyim bu gibi şeyler değil mi? kesinlikle insanı isyana sonrasında hüsrana sürükleyebilir.

o zaman birlikte 1 temmuz sabahına dönelim. hemen ekleyeyim büyük ikramiye felan çıkmadı bana, yani henüz:) bendeniz şarkıcı olan değil ben yani (çok da komiğim değil mi?) neyse sabah sekiz sularında uyandım fakat gözlerimi açmayarak kendimi kandırıp en az dokuza kadar yatakta oyalanmak istiyorum ama her zaman ki gibi başaramadım ve sekiz çeyrek gibi kalktım o mahmurlukla salona gittim, baktım annem koltuğa kurulmuş, bana tanıdık gelen bi tişörtle bi şeyler yapıyo. ama anlayamıyorum ne olduğu daha yüzümü bile yıkamamışım çünkü, işte uyku sersemi halindeyim. üç beş saniye sonra kendime geldiğimde o tanımlayamadığım tişörtün benim vakti zamanında öğrenci çapımıza bakmayarak (tabii bunda iddadan gelen paranın etkisi büyük) hatırı sayılı bir para bayılarak aldığım ve çok sık giyme fırsatı bulamadığım fakat çok sevdiğim polo yaka tişörtüm olduğunu anladım. annem tişörtün ön cebini söküyordu! neee nası yani diye çığlık attım, şaka felan değildi, annem resmen sabah ilk iş bi yerlerden bulmuş çıkarmış tişörtümü parçalamakla uğraşıyo, neymiş? cepli tişörtler yaşlı gösterirmiş, beni de yaşlı gösteriyormuşta felan filan. ulan ya beni yaşlı gösterecek tek şey saçımda yaşımın sayısından fazla olan beyaz tellerdir be anacım nittin sen? ya acayip sinirlendim ama sonuçta zevk benim değil mi yahu? öyle başka bir sürü tişörtüm var, bi şey yapıyosun bana da sorsana? sonuçta ben giyiyorum ve rahatsız olmuyorum ya. annem ben isyan ettikten sonra anladı yanlışını ama iş işten geçmişti olan benim tişörte oldu be yav. ama ona inat bende o cebi diktirmezsem iki olsun. hatta o günden beri al anne bunun ceplerini de sök, bak bu pantolunun yan cepleri şık değil kes at hepsini tarzı nüktelerime maruz bırakıyorum ama yetmez, o cep dikilip karşısına geçinilecek.

bel ağrısı demiştik, saolsun babam beni her fırsatta köye götürüp her işi bana yaptırıyo, ohh ne güzel istanbul, oğlum camları git aç, oğlum çimleri biç, olm fidbimg0546anları dik, olm hortumu topla, elektiriği kapattın mı? suyu da unutma, camların hepsini kontrol ettin mi? ulan belim ağrıyor ya hala da geçmedi en büyük sorumlusu sensin peder bey… neyse ama baya bi fidan diktim, belim beni öldürecek derecede ağrıyor ama o fidanlara değerdi yav. hayatımda ilk kez ve maalesef geç kalınmış bir hareket olarak değerlendiriyorum bu fidan dikme işini, insanın bi şeye emek verip onun büyümesini izlemek müthiş zevkli bi şey olsa gerek. yav baksanıza ben burda fidan dikip onun büyümesini izlemenin ne kadar zevkli olacağından bahsederken, düşünsenize birde kendi çocuğunuzun büyümesini izlemek ne kadar harika bir şeydir? ah ya ne mutlu, mutlulara.

ha unutmadan işte benim fidanlarım ;) nasılda büyümüşler, toprağa attığımız çim tohumları da çok feci büyümüş, bi daha ki gidişe onları da biçmek gerek:)

27 Jun
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 20:10
Yazar     |    Comments Off on talihsiz serüvenler dizisi

talihsiz serüvenler dizisi

ya olur ya hani her şey ters gider, hep bi aksilik çıkar son dakikada tüm işler bok olur. hatta “bi çuval inciri bok ettin” deyimi de burdan türemiştir bence. misal, ne misali ya işte öyle ne bileyim banane. her şeyi geçiyorum başımda bi uğursuzluktur gidiyor kaç gündür, hep bi talihsizlik hep bi hüsran kötü şans. aslında biraz da acelecilik yüzünden herhalde bunlar. malum ankara’da ki son günümde cüzdanımı çaldırmayı başarmıştım 120 liracığım toz olmuştu. neyse üstüne bi su içtik geçti.

ya şimdi ki ne demeli? ama benim hatam ya, başkent üniversitesinde okuyan öğrenci neye hazırlıklı olmalı sorunun cevabının bilmeme rağmen beklemedim. neye mi hazırlıklı olmalı? tabii ki sınavlara 2 gün kala açıklanan programa, aniden bastıran sağnak yağmura, yani mecaz anlam evladım sen anladın onu. neyse bende trabzona geldiğimde boş boş oturacağıma du gidiş biletlerini ucuz ucuz alayım dedim. benim de işim daha geldiğim ilk hafta dönüş biletimi aldım! ne büyük sevda bu! neyse indirimde vardı hem, bende akademik takvim belli olmadan geçmiş senelerde ki akademik takvimi göz önüne alarak aldım biletlerimi, buna göre 13 eylül ankaraya gidiş 15 eylül trabzona dönüş ve 26 eylül ankaraya kesin gidiş olarak belirledim ve 3 bileti gayet ucuza 140 ytlye hallettim, aynı güzergahın otobüs biletleri de aynı fiyata geliyordu. neyse buraya kadar her şey yakışıklı ve normal sadece üniversitemin bana yamuk yapmamasını umuyorum.

bugün açıklanan takvimle gördük ki boşa ümit etmişiz. öle abzurd bi takvim var ki 3 bilette yandı gitti kül oldu be yav. o diilde asıl sinirlendiğim gerzek adamların bayramdan sonra ki haftayı hatta sonraki değil içinde olan haftayı kayıta ayırmalarıydı, ulan dingiller muhtemelen resmi tatil olacak o arası ne diye kayıtları sıkıştırırsın araya? bi hafta önceye al kayıtları insanlar rahatça gelip kayıtlarını olsunlar, bayramlarını da aileleriyle geçirsinler, ama olmaz illa bi boklu yapacak gerzekler. her sene yeni kayıtlılarla aynı hafta kayıt olan biz bu sefer onlardan bi hafta sonra bayramdan bir gün sonra kayıt olacaz, ayıp lan danalar.

nese okuldan umudu kestik bari uçak biletleri yanmasın gidip düzelttireyim diye havaalanına gittim, ancak çingene pegasus biletleri iade veya iptal etmiyor, ulan bu kadar çağ dışı bi uygulama olabilir mi? uçuşa 3 ay var ve biletleri iptal edemiyorlar, böle boktan bi politika ancak pegasusta olur herhalde, bildiğin gibi değil acayip sinirlendim ya. bende kime ne diyorum yahu adamlar herkesi yolunacak kaz olarak görüyorlar ki… onlar değil midir uçakta ilaç içmek için su isteyenden su parası isteyen! neyse içimden bolca küfür saydırdım herhalde bu saçmalıklara.

sonra bari biletlerin tarihini değişelim dedim, 3 ünü tek bilete çevirelim felan diye, yok olmazmış tek bileti çevirebilirlermiş. neyse dedi ki 23 eylüle bilet almak için 70 lira ek vermeniz lazım, ulan ya zaten 3 bileti 140a almışım niye vereyim 70 lira daha, nasıl bi soygunculuktur bu? sonra en pahalı bilete bakın dedim, o zaman 20 lira ekstra vereceksiniz neyse iyi onu çevirelim bari dedim. diğer ikisinide kış sezonu açılınca bilete çevirirm artık. neyse eve geldim bi de ne göreyim? 50 lira almışlar!!! ben 50yi 20 diye anlamışım herhalde. kendime mi kızsam onlara küfür mü etsem anlamadım valla. ucuz bilet satıyoruz diye her boku paraya döndüren pegasusu tebrik ediyorum.

bi laf da kendime, ulan salak selçuk az dikkat et artık yeter bak kaç oldu. cüzdandı biletti derken 250 lira uçtu gitti. neyse gözümüz ağustosta başlayacak liglere çevrildi, ekonomimizi düzeltmek gerek. ya ama bu yine de sinirimi geçirmiyor, ulan varya staj işi de bok olursa işte o zaman çileden çıkacam haberin ola…

11 Jun
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 19:15
Yazar     |    Comments Off on ve yaz başlar

ve yaz başlar

ne çarşaf halden anlar ne yastık… bir gün anlarsın.

o değil de bitti sanırım evet dün dönem resmi olarak sona erdi benim için. bolca süpriz yaşadım ama bunlar son yıllarda yaşadığım en hoş süprizlerinden. inanabiliyor musun? matematikten geçtim, evet d ile de olsa geçtim abi ötesi var mı? asıl daha şaşırtıcısı not ortalamamım kendi standartlarıma göre hayvani derecede iyi gelmesi. 2.(trabzon) ki bu 2 yıllık üniversite hayatımda ulaşabildiğim en iyi ortalamam. sırasıyla 2.54, 1.62, 1.89 ve şimdi 2.61 geldi ortalamam. hemen bi espri yapayım demek ki düzceli olsam 2.81i görebilirdim. kızmayın tamam bazı espriler komiktir çünkü çok iğrençtir, bu da onlardan göz yumun bana. ha bu arada buraya yazıyorum diye keyifli olduğum anlaşılmasın nası bayılmışım anlatamam yaklaşık 3 saat felan oluyor buraya girip bi şeyler yazayım dediğimden, öyle bi durum yani.

bir gün anlarsın, niçin yaratıldığını. dolar gözlerin. ya da boşver dolmasın gözler.

ya okuldan mı bahsetsem bilemiyorum ama diyorum ya şaşırtıcı derecede iyi geldi diye, asıl iyi olan ne biliyo musun? sadece sınavlardan 3 gün önce çalışmaya başladım ve nasıl çalıştığımda malumken bu süprizin olması, hayatta mucizelere yer var dicem, sonra kendimi kandırmış olucam en iyisi demeyeyim. ama sanırım bu bana tanrının bi armağanı. al işte şimdi de kaderci olduk iyi mi! neyse ama haksız da sayılmam, son iki aylık süreçte başıma gelenlere baksana bi, nasıl ummadığım insanlar tarafından hüsrana uğratıldım, hayatımın en zor ve yalnız günleriydi belki. her anlamda yalnızlık… üç noktayı da koydum ya güldüm bak buna. yani ama gerçekten de öyle.

bir gün anlarsın, boşuna giden yıllarına oturup ağlarsın.

burdan hocalara bir kaç kelam edeyim bari, pınar hocam sizi çok seviyorum canavar da yolda zaten, umarım sağlıkla çabucak gelir;) bi sözüm de sana hoca yusuf, valla hiç umutlu değildim geçireceğine lakin geçirdin, ee madem geçircen ne stres yaptırıyosun bi hafta desene oğlum dert etme geçirecem diye. çetin hocam sana da bi mesajım var, hocaaam ne aldıysak onu verin tamam mı sakın bakmayın bu çocuk iyi gayret ediyo notunu da yükseltmiş dur şunu teşvik edeyim demeyin tamam mı! illa seneye bi daha alıp a mı getireyim onu mu istiyosunuz nedir yani? sağlıklı beslenin siz su felan için hep. nevin hocaya da bişe demeden olmaz, hocam üniversite hayatımın ilk a sını almama aracılık ettiğiniz için teşekkür ederim yahu çok iyisiniz, seneye görüşürüz tekrar.

bir gün anlarsın, neden saçlarına aklar düştüğünü…

artık yazı başlatma vakti geldi de daha stajım var be anam. gerçi staj yapana tatil bedavaymış:) ben sölemiyorum, onlar diyo; filler yani:) eh bir ay da olsa zevkli geçer umarım. tabi önce kalacak bir yer ayarlamalı bu yurt kurun yurtlar baya ucuzmuş bakalım orda kalmayı becerebilecez mi? yoksa minumum 500 sadece kalacak yere versem iyi halim yok, zaten param da yok. nese halledicez artık, belki amcama staj sonrası gelip yanında çalışırım dersem alabilirim, tabi tabi..:)

şu havuz da açılsa aslında yazın gerçekten başladığını iyice hissetsem, gerçi kilo vermeye başladım ama bilmiyorum. hemen not düşeyim buraya; trabzona ayak bastığım gün 98.6 kilo idim, 2 gün önce tartıldığımda 97.1 kiloydum. bu da demek oluyor ki daha vermem gereken çok kilo var, malum birilerinin kitabına yazılmış bir tahaahütüm var:) rezil oluruz yoksa. gerçi paso dondurma felan yiyorum ama hele bi pazartesi gelsin başlıyor spor yaşantım.

neyse hadi bakalım yaz başlatıyorum seni. bir ki üç başla…

6 Jun
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 17:51
Yazar     |    Comments Off on son dakika

son dakika

evet eğer laptopumun şarjı izin verirse bu yazıyı bitirmeme son dakika yazısı olacak bu ankaradan ayrılmadan önce. ankaraya ilk geldiğim günü hatırlıyorum da, hani havaşta cüzdanımı unuttmuştum da, ak sakallı bi dede beni bırakırken para verecekken cüzdanımın olmadığını farkedip uzaklaşmadan cüzdanımı bulmuştum, halbu ki o dede olmasa üste çıkıp taksiye binecektim ve cüzdanımla birlikte havaş uzaklaşacaktı, daha ilk günden nefret edecektim ankaradan…

bir de dün noldu, uyumaya hazırlanıyorum, geberiyorum yorgunluktan, couplingi açmışım izlerken sızacam, sabah kalkıp bavul felan hazırlamam lazım. neyse 444 0 333 beni arıyor gecenin bi yarısında, önce aveanin reklamlarından biridir diyerek açmayayım diyorum ancak açayım yine diyerek gözlerim kapalı açıyorum, ancak reklam değil, kadının biri konuşuyo, selçuk korkmazla mı görüşüyorum diye soruyor. “evet?” uykuluyum sersemim biraz, cüzdanınızı mı kaybettiniz diyor, yok hayır diye karşılık veriyorum, sersemliğimi atıp cüzdanıma bakıyorum yerinde yok. siz selçuk korkmaz mısınız diye tekrar soruyor, evet benim, evet evet cüzdanım yok farkında bile değilim ben. neyse cüzdanımı iyi bi insan bulmuş banka aracılığıyla bana ulaşmış telefonunu alıyorum. arıyorum buluşuyoruz cüzdanımı benle alakasız bi yerde bulmuşlar, okulu en son çare bankayı aramışlar, içinde ki para uçmuş tabii ki ama en azından kartlarım duruyor, şimdi bi daha kim uğraşacaktı okul kimliği, ehliyetle felan. giden 110 lira oldu. o diilde 1 gün önce çanta alacaktım o parayla, boşver dedim ay başında alırım param bitmesin, sonra bankaya yatıracaktım, zarf olmadığı için yatıramadım. neden olduğu anlaşıldı, demek ki gideceği varmış. varsın gitsin de ben anlamıyorum onu çalan adam o parayla gidip çocuklarına bi şeyler mi alacak? nasıl geçecek o para boğazlarından?

neyse son dakika da golü kalemizde gördük farz edelim, her zaman dediğimiz gibi hayatta bunlar var. bu da böyle bi anımdır işte. en azından cüzdanımı tekrar bana ulaştırmak için uğraşan genç çifte buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

artık veda vakti ankaraya…

ah ankara çok canımı yaktın lan bu dönem, seneye ödeşicez ona göre…