Yazar: " selcjk"
19 Oct
2008
Kategori: spor    |    Saat: 23:35
Yazar     |    Comments Off on galatasaray – trabzonspor

galatasaray – trabzonspor

valla maç öncesi sonrası ıvır zııvırlar yazmıcam, keyfim felan kalmadı çünkü, bu yazıyı yazmamım tek sebebi de gün gelirde tolganın yaptığı mallıkları unuturum felan, buna övgü dolu sözler sarfederim, hemen burayı hatırlar kendime gelirim.

maça gelelim neyse,

altımızda ki rakipler antep ve bursanın maçlarını kaybetmesi, beşiktaşın kazanması sonucunda pekte baskı altında olduğumuzu söyleyemem.

neyse uzun uzadıya bir sürü şey yazıcaktım fakat değerli arkadaşım, sevgili meslektaşım “keyifsiz” olduğu için saatlerdir telefonda can çekişiyorum, aksilik tam da yazının ortasına geldi, ne yazıyodum, ne yazacaktım aklımda hiç bişe kalmadı..

bi istatistik vereyimde bitireyim,

galatasarayın kaleyi tutan şut sayısı yazıyla üç, rakamla 3.

maç skoru,

galatasaray 3 , trabzonspor 0.

teşekkürler tolga.

18 Oct
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 22:21
Yazar     |    Comments Off on yedinci cadde insanları!

yedinci cadde insanları!

kusura bakmayın ya, yedinci cadde dedim, sadece yedi demeliydim.

aga yedideyiz gel!

kanka yedideyim şimdi, ararım sonra..

gurban biz yedideyiz, sonra görüşürüz.

yedi yedi yedi..

ee sonuç?

yedi parantezinde yedinci cadde insanları dedim acaba yedinci cadde cumhuriyeti mi demeliydim?

nefret ediyorum yahu..

hele şu süslenip, püslenip sadece “yedi”ye çıkalım, piyasa yapalım zihniyeti yokmu? allah belanızı versin ya!

kartalla, şahinle; şu alamancı bi salak varya evet evet o, onu son ses açıp dinleyenler..

iks beşleriyle benzin harcayanlar, hazır benzin harcıyoruz, bari kızlara da laf atalım bi işine yarasın diyenler, acıyorum lan size, zavallısınız..

o değilde, dün gece o kadar canım sıkıldı, lanet ettim lan insanlığınıza. allahtan şimdi yazıyorum yoksa çok ağır laflar edebilirdim, neyse ki sinirim yatıştı biraz, ama yetmez ya yazacam gene bişeyler..

dün gece kaanı beklicem diye az daha onlardan biri olacaktım, son anda durdurdum kendimi, adam gelmek bilmedi bense boş boş bi oraya bi şuraya dolanmaktan bıktım, iş bankası önünde beklemeye koyuldum az sonra gelecek umuduyla..

bekliyodum..

sonra bi abi gördüm.. peçete satıyodu, elinde de bişe gösteriyodu insanlara, anlamadım ne olduğunu 2 saniye ilgimi çekti sonra başka bi yöne dikkati mi verdim, yanından geçen insanlar umursamıyordu onu.. aslında az sonra anladım ki o abi dünyanın en gurur verici işini yapıyordu..

peçete satıyordu evet, konuşamıyor ve aksak yürüyordu fakat bunlar onun mutlu olmasını engellemiyordu, gözlerinde ki ışığı farketmeniz için ona sadece bir saniye bakmanız yeterdi..

yanıma yaklaşırken ceplerimi yokladım bozukluklarla bir tane peçete aldım abiden, abinin elinde 25ykr vardı, yani peçeteleri 25 kuruşa satıyordu, yahu.. sadece 25 kuruşa. cebimden 1 ytl çıkarmıştım, peçeteyi aldım, o kadar sevindi ki resmen beraber sevindik..

sonra elimle para üstüne gerek yok abi, yeterli bu diye işaret etmeye çalıştım. ama oda diğer tüm insanlar için gibi çalışıyordu, haksız kazanç istemiyordu, ve bana ceketinin cebinden çıkarıp bir tane de tükenmez kalem verdi.. vedalaştık o satışa devam etmek için yoluna baktı..

arkasından sıcak bi gülümsemeyle uğurladım onu, fakat o giderken diğer insanlara takıldı gözüm, hani şu yedinin insanları! babalarının ceplerine koydukları parayla gittikleri “mekan”larda “piyasa” yaparken bolca bahşiş bırakanları.. göz boyamak için dilencilere çuvalla para verenleri.. evet onları gördüm, abimin yanında!

geçerken acıyan gözlerle bakıyor, gülüp alay ediyordu şerefsizler! alay ediyolardı! çünkü abim gururuyla para kazanmaya çalışıyordu, dilenmiyordu veya hırsızlık yapmıyordu! belki o haliyle dilense, sattığı iki üç peçeteden aldığı paranın mislini kazanıcaktı, fakat o kendisinin ve benim gözümde dünyanın en gururlu işini yapıyordu ve bunu yapmaktan utanmıyor sıkılmıyordu. fakat “yedi” insanları onu hor görüyor dalga geçiyordu adeta..

canım sıkıldı ya, devam edemiyorum..

ama lütfen

biraz duyarlı olun, onuruyla, gururuyla çalışan insanları hor görmeyin..

ola ki siz yedinci cadde de ağır aksak yürüyen, konuşamayan birini görürseniz tanıyın onu, o benim abimdir..

15 Oct
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 19:57
Yazar     |    2 Yorum

lanetli adam

güldüğüme bakma yahu, dün akşam bildiğin agresiftim, hatta sinirlendim bile diyebilirim. bu kadar mı şansız olur bi adam, olur evet.

yorgunum ya, yazmak gelmiyor içimden, ama yine de karalayım bi-iki bişeyler..

dün büyük gündü, deneme yayınlarından sonra artık sıra canlı yayına gelmişti!

her şey normaldi, moralim kötüydü, canım sıkkıdı, derslere girmek istemedim, girdiklerimde uyudum, ata hocası “onur nedir bilir misin” diye sorduğunda, “evet, onur adında arkadaşlarım var” dedim. herşey olması gerektiği gibiydi yani!

yahu bildiğin yorgunum, bugun odamı temizledim, banyo yaptım üstüne, öldüm, bitkinim sanırım o yüzden şu an bunları yazarken fazla bi zevk gelmiyo içime, ama canım sıkılıyo yazmam lazım bi şekilde zaman geçsin de bi an önce uyuyayım.

hııh ne diyodum? elemanın biri araya girdi, kafamı dağıttı iyice, bakayım ne yazmışım yukarı..

evet onur, onu geçtik, e başlamamışım zaten henüz.

neyse döndüm,

işte okuldu, rusça dersiydi! felan kak dila? heh siz bilmezsiniz, anlayan anladı! bitti okul, saat 7ye doğru bahçeliye geldik elifle, benim taşınabilir hard diskim elifte, bazı filmler için ona vermiştim vs getirdi şeydi şuydu, kısacası onda yani, artı olarak anahtarımı da vermişim ona, neymiş cebimde taşıyamıyorum, salak beni.

sonra kısacık bi yemek yedik, ama yemek yerken başıma geleceklerin farkında değilim, yorgunluğumla 7. caddeden geçen amaçsız insan silsilesini süzüyorum.. caddeyi süzüyorum ama arka sırada ki yaşlı amca çekiyo dikkatimi 60 yaşlarında, kahverengi deri! para çantası var.. duruyorum, elife dönüp,

“elif iki kişiyiz şu amcayı tenhada sıkıştırıp gasp edebiliriz” “kader, bi daha karşılaşırsak gasp ederiz” diyor, karşılaşmıyoruz.

haa kader dedik ya acaba yemeği orda değil de şurda yeseydik başıma bunlar gelirmiydi gene? ölünce ilk öğreneceğim soru bu olacak!

kalkıyoruz elifi bırakıyorum otobüs durağına, biniyo.. dönüyorum gidicem!

dank!! salak selçuk, gerizekalı! ne unuttun gene!

hard-disk elifte az sonra yayın var, müzikler içinde ne halt edicez! otobüs geçerken elifle göz göze gelip tarzanca durumu izah ediyorum ama artık çok geç gidiyor..

neyse bunu fazla takmıyorum kafaya zaten bilgisayarımda yeterince müzik var, idare ederiz bir seferlik..

adım atıyorum..

bi dakika! o otobüsü durdurun hemen! binecek var!!!

anahtarımda elifte!!

yok ya anahtara gerek yok, nede olsa evde birisi var..

vardır dimi?

gidiyorum bi umut, bir umuttur yaşatan insanı ama yok işte allahın kulu.. hayalle yaşayanın vsvs..

ee olabilir herkesin başına gelebilir tabi, ararsın gelir biri açar kapıyı dimi? şarjım bitmiş, kartımı başka bi telefona taksam farketmez, isimler telefon hafızasına kayıtlı! aklımda ki tek telefon ne alaka bilmiyorum kaanın 72 yıl önce kullandığı 885 87 87 hattı, yok tabii ki.

gerçi bilişim çağındayız yaa.. bu arada saat 8i geçiyor, 9da milyonların önünde olmam gerek!

sercan evde mi diye yaklaşıyorum apartmanlarının önüne ışık yanıyo, kim olduğu önemsiz evde ali, veli, bilgisayarı kullanmam gerek!

meseneye giriyorum, tanıdıklara çocukları aratıcam, kaanın kardeşi halısahaların genç yeteneği abbasa aratıyorum kaanı, kaan dönüyo bana sercanın numarasıyla, çankayada halısahada gelemez, ben gidemem, salak alperi ararım açmaz.. sonra bi daha kaanı ararım, bahadırı ara der, bahadır aranır, pes oynanıyordur, bi daha aranır, yemek yiyordur, neyse zaten yeterince sıkkınım şu an sebebini bilmiyorum bi an önce sona gelmeliyim, yahu yorgunum bide sızacam kesin, gerçi milli maçta var değil mi?

he ne diyodum, en son bahadırda karar kıldım, gittim aldım anahtarı, sevinçliyim yazacamda insanlar rahat vermiyor ki.!! bırakın yazayım kardeşim, anladık seviyosunuz beni, hep halimi hatrımı soruyorsunuz, telefonum susmaz, msn desen vırr vırr, herşeyi geride bırakıp adıyamana yerleşmemi istemiyorsanız bi braynında şunu bitireyim ya, acı çekiyorum zaten iğrenç bi yazı oluyo, somurtarak yazıyorum resmen.

nesee anahtarı mı almıştık en son?

evet,

aldım koşuyorum eve yetişecem yayına ya! bi koşu geliyorum eve, açıyorum.. o da nesi?

sistemde ki virüs sebebiyle her haltı kapatmışlar, site, forum, radyo! ee bravo bu kadar şey üzerine olacak iş mi bu ya? o kadar çalış, çabala, hak et ve başar eve gel sistem kapalı..

yukarıdakilere dönüyorum camdan bakıp.

– çok eğlendiniz mi bugün?

– kameralar nerde, nereye el sallayacağım?

dakika 1 gol 4 misali yenik bi vaziyette gidip ümit milli maça bakiim diyorum, şaka gibi yeniliyoruz 2-0, oynanan futbolda bizim 12 yıl önce oynadığımız futboldan zevksiz yahu.. işkence bitene kadar kalkmıyorum başından bir umutturdu ya yaşatan insanı, belki gol atarız, finallere kalabiliriz diye, o da olmuyo; beniim lanetimden midir acaba onu da düşünmüyorum değilim.

ve kapanış.. 5. gol

maç bitiyo, bilgisayarımın başına dönüyorum ne var ne yok bakayım diye, ne göreyim; sorun halledilmiş, benden sonra yayını olan arkadaş yayında..

ses çıkarmadan duruyorum bi mühlet, dik oturuyorum, bi anda arkama dönüyorum, fakat yine yakalayamıyorum.

14 Oct
2008
Kategori: hayat    |    Saat: 22:17
Yazar     |    Comments Off on alınacak dersler var

alınacak dersler var

– bu fırtına durulur mu?

– benden adam olur mu?

muamma!

hamken koparılmışız dalımızdan.

bilmiyorum yahu.

benden bu kadar,

güzel günler mi?

nedir o?

sorulacak sorular..

12 Oct
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 14:53
Yazar     |    2 Yorum

neden?

my thoughts are locked away in the dungeons of my mind, ohh hatta off so many things i want to say to you, and no word exist.

bazen insan ne düşünüyosa, aklına ne geliyosa onu yapmalı. bu bi aşk itirafı felan değil ya, insana gelir bazen, birilerini arar etrafında paylaşmak için, en yakın hissettiklerine veya en yakın hissetiğine koşmak, sığınmak ister. ama o yok mu?

ah ya neden soru işareti var hayatta, neden herşeyin altında bişeyler arıyoruz, neden? bırakın insanlar tüm istediklerini söylesin, aklına ne geliyosa, içinden ne geçiyosa, zamanı geldiğinde, geçtiğinde değil.

hoşgeldin hüzün, yine yeni yeniden..

anlamayana..

ulan ya, şarkılar sözüm size, hepsi sizin suçunuz.

9 Oct
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 18:19
Yazar     |    Comments Off on yüzüme bak yüzüme!

yüzüme bak yüzüme!

sinirliyim ya!

bilgisayar dersinde maillerimi kontrol ediyorum, allpostersten cevap gelmiş, daha önce aldığım posterlerle ilgili, kargonun kaybolma ihtimaline karşı ürünleri yeniden yollamışlar, ne kadar da iyiler! fakat yanlış olan birşey var, artık dikkatsizliğim mi desem yoksa salaklığım mı bilemiyorum ama adreste numarayı 28/14 yazacağıma 18/14 yazmışım, yani başka bir apartmana gidecek ürünler, daha bi sinirleniyorum, acaba geldilerde geri mi gittiler..

okul çıkışı servisten iner inmez eve 1dk uzaklıkta ki pttye gidiyorum.

– abi amerikadan bi paket gelecekti, selçuk korkmaz adına?

adam yere bakıyor.

– adresinize gelir.

– ama abi adresi ben yanlış yazmışım 28/14 yerine 18/14 yazmışım. yani gelmişse bile geri dönme ihtimali var.

– acaba ptt ana merkezde midir? 3. caddede

– size en yakın pttye gelir. postacı tanıdıksa getirir.

– peki abi napıcaz o zaman ben bi hafta sonra gelirim?

– evinize gelir.

– ulan salak adam anlasana! adresi yanlış yazmışım, tamam ben salağım adresi yanlış yazdım ulan, sen niye bi saattir anlamamakta ısrar ediyosun! eve nasıl gelecek lan ! adresi yanlış diyorum. HALA ADRESE GELİR DİYOSUN

– insanların suratına bak önce öküz!

varya sinirim iki katından daha fazlaya yol alıyor, çıkıyorum pttden 5 adım atıyorum, gökyüzünden bir karartı kafamı teğet geçip, omzuma konuveriyor.

EVET BİLDİNİZ..

talih kuşu.. hemen havalara uçuyorum oley sayısalıydı piyangosuydu herşey bana çıkacak, her istediğim yerine gelecek! demiyorum tabi ki, bu talih kuşunun üzerime 3. “sıçışı” oldu yahu, hem diğer 2 sinde kafama etmişlerdi bu sefer başarısız girişim oldu, omzuma geldi. aksilik!

– yahu bu arada bugun ne vardı, süper toto mu? ben gidip 2 kolon oyniim yaa. yemek de yerim.

– hem ya çıkarsa?

– la bit git.

– 10 trilyon len!

– yarısı benim!

– anlaştık.

– o zaman gidiyorum ben!

– git bakalım, bekliyorum ha iyi haberlerini.

– tamam tamam önce oynayalım da.

–  şunu oynarmısın, 3 kolonda makineye oynatıver.

– eyv abi, kolay gelsin.

– sakın saol demeyin ya!

8 Oct
2008
Kategori: okul    |    Saat: 20:58
Yazar     |    Comments Off on здравствуйте!, здор`ово!

здравствуйте!, здор`ово!

– buyrun söz sizin,

evet efenim,

değerli insanlar!

şey..

ben rusça öğreniyorum yahuu, valla bak daha yeni girdim derse çok heyecanlı!

şaka bi yana yeni bi dil öğrenmek eğlenceli, sevindirik oldum, ilkokula döndük bi çırpıda, alfabeyi yazdık yavaş yavaş! hoca ödev verdi 20 A harfi 30 YA harfi, 21 YO harfi.. meuheua, şaka şaka. ödev aile bireylerinizin adını yazın! cinayet bee..

eğlenceeli valla..

rusça öğrenerek vatana millete hayırlı bi evlat olabilecek miyiz, veya interneşınıl rilişınz olayını başarıyla uygulayabilecekmiyiz bunu zaman göstericek.. ama kısa süreli de olsa yeni bişeyler öğrenmek eğlenceli, keyfini sürmek lazım.

– uzatma bitir, reklama giricez.

haraşo haraşo..

şey

paka paka!

hatta dan vidanyas yahuuu!

5 Oct
2008
Kategori: hayat    |    Saat: 20:45
Yazar     |    Comments Off on ben büyüyünce, büyük adam olucam!

ben büyüyünce, büyük adam olucam!

varya,

4. sınıfa geldiğimde büyüdüm dedim abi, tamam daha ne kadar büyücektik ki zaten?

sonra ortaokula geçtim, dedim ki kendime bebeymişim ya kendimi büyük zannediyomuşum sadece ama 7. sınıfa geldik 8e geçtik bu sefer büyüdüm abi.

sonra lise başladı..

1,2 en sonra da üç geldi, ama güldüm kendime büyümüşüm dediğim bu muydu? hatırladım orta okulu hatta lise 1i lise ikiyi ne büyümesi yahu çocukmuşuz çocuk. ama lise3 te büyümüştüm artık, olgundum, yetişkindim; hatta kredi kartım bile vardı ya! herhalde büyücem!

derken üniversite geldi..

hazırlıktı, birdi, kıştı, yazdı derken ikiyim artık..

hazırlıkta birileri çıktı, ya çok olgunsun dedi, yaşından büyük gibisin felan, belki de beni de inandırdı. büyüdüm sandım.. ama gerçekten geçmişime baktığımda büyümüştüm yahu.. zaten üniversiteli olduk, hem kredi kartları da iki adete çıkmıştı? daha nolsun? bi insan daha nasıl büyür ki zaten? güldüm, geçtim; büyüdüğümü sandığım yıllara.. ortaokula, liseye.

birinci sınıf oldum bi ara. ama kendimi büyümüş olarak sanıyorum o zamanlar, büyüğüm! bu sefer geçmişe dönüp ufakmışım demedim kendime, bi sene öncesine. aynıydım belki de, büyük! aslında büyüklük garip bişe aynı zamanda, mesela okula şortla gidiyorsan büyüyemezsin öyle.. tişört giyeceksin ama düz, sade olacak, yoksa çocuk kalırsın büyüyemezsin bak benden söylemesi! benim gibi mi ?

artık büyüğüm yahu.. ciddiyim bak, bu sefer “büyüdüm” gerçekten.

ama merak etmiyorda değilim hani, artık büyüğüm ya! ama ya 5 sene sonra yahu çocukmuşum be o zamanlar da dersem nolacak? bu böyle sürecek mi? kısır döngü ölene kadar devam edecek, ulan ölmüşüz bi büyüyemedik mi diyecez?

yok valla büyüdüm ben artık.

o zaman büyük selçuğa, hayır hayır büyümüş olan selçuğa içelim?

– içmeyelim mi?

– ne bileyim?

– içelim, içelim..

i’ll carry you home.

ne bileyim yahu içimden geldi be.

tüm şarkılar yasaklansın, hepsine lanet olsun.

– olsun mu?

– olmasın.

eyvallah ya.

– güneş, yarın benim için daha bi açar mısın?

2 Oct
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 19:20
Yazar     |    Comments Off on bu bayram başka bayram

bu bayram başka bayram

bugün bayram, dün de bayramdı; önceki gün de. diğer bayramlardan farklıydı, ailemden uzakta ilk bayram, ne büyük bir ilk benim için, bayramlar şeydir ya hani kaynaşılır, mutlu olunur, ziyarete gidilir.. geçen seneyi anımsıyorum bayramı, o zamanda gitmiyodum, sonra bi bakmışım ilk ayrı bayramımız olucak bu, atladık gece otobüse sabah dayandık kapıya, ben geldim! bu sene gitmedim, neden, niçin, nasıl, kim, ne zaman gibi soruların cevabı yok bu arada neden ve niçin zaten aynı şeyi sormuyorlar mı? bilmiyorum. yalnız moralim çok bozuk neden bilmiyorum, şu an bişeyler yazmak hayatın en zor şeyi gibi geliyo, öyle midir gerçekten?

bayram diyoduk..

evet bu bayramdan önce gidip ciciler almadık, bildiğin yırtık ayakkabılarım, sökük eşofmanımla mutluydum. köselileri çektik altımıza, üstümüzde takım elbise durumumuz yok yani, gerçi ne zaman oldu ki? merak ediyorum yahu acaba ne zaman takım elbise + köseli ayakkabı kombinasyonuyla merhaba diyeceğim hayata. evdeydim, dışarı da çıktım bazen.. kimse gelmedi haliyle, hem kim gelecekti ki zaten? odamda vakit geçirdim, film izledim, müzik dinledim; birde pizza yedim unutmadan..

bu bayram kimsenin elini öpmedim, hatta kimseyle bayramlaşmadım yüz yüze. çok garipti benim için, ama özel birisiyle bayramlaştım en azından. çok yalnızım be günlük!

bayram sabahı erken kalkmadım, kalktığımda şaşırdım önce, bayram mesajı doluydu telefonum! şekerler hepinizi çok seviyorum iyi ki varsınız.. kalktım kafamı kaşıdım.. açtım müzik dinledim biraz..

çok yalnızız be atam!

bayramlaşacak kimse yoktu etrafta, gittim atama sığındım, gittim bayramını kutladım atamın! en azından kendimi mutlu ettim..

ne bileyim, keyifsizim nasıl bi bayramdı ki bu, anlamadım. bizim orda kapıyı çalıp şeker isterdi çocuklar yahu, burda o da yok.. tek kapımı çalan gelen pizzacıydı..

sen de mi ismail?

30 Sep
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 23:59
Yazar     |    Comments Off on nihayetinde kazandık!

nihayetinde kazandık!

yav hiç atmıcaksın sandım manchester! hele ki daha haftasonu beni yatırdığınız bolton maçını düşündükçe! gerçi suç sizin değil yahu boş kaleye gol atamayan bolton oyuncularının. neyse manchestera hafta sonu ki kötü anımdan dolayı (maç 2-0 bitti, eğer 3-0 veya 2-1 bitseydi 298 ytl kazanıyodum) biraz temkinli yaklaştım diğer maçlarıma nazaran. aslında hiç iddaa oynama gibi bi fikrim de yoktu, param da:)

bayram malum, yalnızız napabilirim gidip kitaplarımı alayım bari dedim ama malum bayram ya kapalıydı! ee bende geri dönerken yürüyerek döneyim dedim kızılaydan bahçeliye hem vakit geçer sıkılmam, aslında hava da soğuktu ya neyse idare ettik.

anıtkabire yaklaştığımda bi iddaacı gördüm havada soğuktu du bi içeri gireyim maçlara bakayım dedim ve attım kendimi içeri hem de bu nebzeyle biraz ısınmış oldum.

neyse zenit-real üst, fb-kiev alt, villareal-celtic alt ve son olarak alborg-man utd üst şeklinde yakışıklı bi kupon yaptık ama manuda şüpheliyim diyorum ya, neyse ki tüm maçlar beklediğim gibi sonuçlandı, manu birazcık sıkıntı yarattı ama mühim değil netice güzel oldu.

kazandığımız para mühim değil, önemli olan uzun zaman sonra tekrar kazanmamız, artık gerisi gelir. yalnız kumarda kazandık! demek ki aşkta kaybetmeye devam!

gülücük.

teşekkürler berbatov kenk.