Yazar: " selcjk"
12 Feb
2009
Kategori: film    |    Saat: 11:34
Yazar     |    Comments Off on cool runnings

cool runnings

içimde ki bi ukteydi bu film ha. izledim ve geçti. kimbilir ne kadar eskiydi bunu ilk kez televizyonda izlediğimde. gerçi film 93 yapımı ben 86 doğumlu olduğuma göre muhtemelen 95-96 yıllarında izlemiştim. daha küçüğüz ne anlarız filmden deme çok etkilenmiştim. aslında etkilenmek derken çok beğenmiştim dersem daha doğru olur. daha sonraları arayıp arayıp bulamamıştım, böyle bir iki film daha var içimde ukte kalan acaba onları da bulabilecek miyim. hani hayatta hiç beklenmedik bi anda abzurd bi şey olur ve bi ışık çakar ya aklınızda onun gibi bi şey. tamam kabul ediyorum onun gibi bi şey değil fakat demek istediğim hiç alakasız bi yerde karşınıza çıkması. herkese oluyodur öyle şeyler eminim, bana genellikle çok sevdiğim fakat adını bilmediğim şarkılarda oluyodu, hiç alakasız bi yerde alakasız bi şey izlerken aa bu o diyodum ve buluyodum. neyse cool runnigse gelecek olursak ki türkçeye üşütük popolar diye çevrilmiş, allah adamı taş yapar kim çevirdiyse. işte dönem arası trabzonda evdeyim canım sıkılıyo zaplıyorum kanalları, neyse ntvspora geldim baktım kızak sporuyla ilgili bi yayın var, aklıma hemen bu film geldi. aa dedim benim dediğim filmde bu sporla ilgiliydi vsvs derken, bi de baktım ki filmin gerçek hikayesinde ki adamlarla röportaj yapıyorlar. hemen aldım ismini tabi doğru filmi download etmeye. işte bu güzel tesadüf yıllardır izlemek istediğim filmi izletmiş oldu bana.

film 1988 kanada calgary kış olimpiyatlarına katılan bob sled veya bob sleigh, bizim anlayacağımız dil ile kızak takımının gerçek hikayesini anlatıyor. daha önce hiç kızakta kaymamış muhtemelen kar bile görmemiş sporcuların hikayesi. esasında asıl dalları koşuculuk olan fakat elemelerde junior tarafından düşürülen dericein önderliğinde hiç bilmedikleri bu spora girişirler. haliyle çok neşeli sahnelerin olduğu bir film. antrenörleri rahmetli komedyen john candy, candy bu filmden yaklaşık 1 yıl sonra kalp krizinden gitmiş. işte film jamaikalı kankalarına başına gelen olumsuzluklara ve tüm dalgalara rağmen içlerinde ki azmi iyi bir şekilde vermiş, zaten olimpiyat ruhu da bu değil midir? ayrıca dericein isviçre takımından gördüğü “ayn, zıvayn, dıray” diye kaymaya başlamalarına sakanın verdiği biz jamaikalıyız, jamaikalı giyinip öyle konuşmalıyız tepkisi de aklımda kalan güzel estantenelerden. neticesinde eski kızağın vidalarının gevşeyip belki şampiyonluk gelecekken yarış dışı kalmaları trajik olsa da, yarışı bitirmeliyiz diyip ayağa kalkıp kızaklarını finişe kadar taşımaları filmin duygusal patlama yaratan noktalarından biriydi diyebilirim veya bana öyle geldi, bu aralar çok mu duygusalım da gözümden yaşlar aktı bilemiyorum, ama güzeldi, hoştu. izlenmesine kesinlikle değdi. umarım o içimde kalan iki filmi de bulur ve izleyebilirim. bulurum değil mi?

“feel the rhythm, feel the rhyme, get on up, it’s bobsled time!” COOL RUNNINGS!

11 Feb
2009
Kategori: okul    |    Saat: 09:59
Yazar     |    Comments Off on yeni dönem

yeni dönem

yahu tatil bitti işte şunun şurasında bi kaç güne okullar açılıyo tekrar. bizde haliyle ankaraya gelmiş bulunuyoruz, cicilerimizi giyip kayıt bile yaptırdık, yaptırdık yaptırmasına ama değerli okulumuz bizi yine, yeni ve yeniden ters köşeye yatırdı. sen o kadar çalış, didin, et (harbi ha geçen dönem ne kadar da çok çalışmıştım değil mi!) ortalamanı 2.00ın üstünde tut (aman ne başarı!) ki matematiği alınca ders kaybı yaşama, ama o da nesi? tüm kriterleri sağlamama rağmen planlar tutmadı ve matematiği aldığım için bir dersten feragat etmek zorunda kaldım, varsın olsun diyeceğim bir şey yok. yalnız okulla ilgili gözüme çarpan bir başka nokta var ki gözlerimin dolmasına sebep olacaktı nerdeyse ama ucundan döndü. değerli yöneticilerimiz sonunda sınav haftası koymayı akıl etmişler. padişahımız çok yaşa! evet evet artık 6 saat derse girip zombi gibi sınava girmeyeceğiz, ne kadar da sevindirici değil mi? okul açıldıktan 8 hafta sonra yani tahminen 7-15 nisan tarihleri arası vize haftamız, hadi hemen çalışmaya başlayalım!

okul demişken devam edelim bari, vize haftası olacağı için yılların ismaili ve simteni 3 sınav yapamayacaklar, aman ne üzüldük! sorma gitsin. ama yine gözüme takılan bi şey var ki rahatsız etmedi değil, araştırma yöntemlerinde proje yok bu dönem, üstüne üstlük böyle istatistik gibi matematiğimsi konular var abi, napıcam ben? birde çetin hoca, hoca kanaatini kaldırmış, naptın abi ya, yapılır mı bu bize? koymuşsun iki sınavı, biri %40 diğeri %60 sonumuz hayır olsun, bu arada zühtü ve ismailde aynı %40 ve %60.

ya bi ders bırakmak zorundayım dedim, ben simteni bıraktım fakat biraz bakınca acaba ismaili mi almasaydım dedim hala karar vermiş değilim, ilk hafta bi derslere girelim o zaman kararımı vericem. çünkü simten hoca %15lik quiz ve %5lik devam koymuş, bu da demek oluyor ki daha kolay, ayrıca izlenecek filmler var, film izlemekten yaptığım daha iyi ne var ki? ismail hoca sınavları türkçe yapar sanıyoduk ve hala öyle sanıyorum fakat verdiği ders taslağında hiç öyle gözükmüyor, o yüzden son dakika atağıyla ismaili bırakıp simten hocaya dönebilirim bilmiyorum.

ya nedir bu çene, okulda okul ne var bu kadar okuldan bahsedecek. öyle deme ama özlemişim demek ki. (yesinler) haa okul dedik de şunu demede geçmek olur mu? ismeett nasıl çaktım voleyi? (kahkaha) ismetten ders alacaklara selamlarımı gönderiyorum. selam.

ya trabzonu şimdiden özledim dersem yalan söylemiş olurum, o yüzden söylemiyorum. zaten taşınma muhabbetine son günlerde iyice baygınlık gelmişti. iyi oldu biraz daha erken gelişim belki istanbula giderim çabucak, çünkü trabzonda sıkılıyodum, ankaraya geldim değişen pek bir şey yok gene sıkılmak üzereyim, temiz havaya ihtiyacım var en iyisi bi boğaz yapayım ben. evet evet.

dün de odayı bi temizlemişim, sorma gitsin camları bile sildim! tadından yenmez anlayacağın, her şeyi ya aklına ne geliyosa, tabii o yorgunla yatağa bi yığıldım, ancak uyandım demek isterdim ama sabah 7de kalktım, ama o da iyi sayılır çünkü yattığımda saat 9u biraz geçiyodu…

neyse ya lafı uzattım sanırım, ama seviyorum lafı uzatmayı. daldan dala kondum ne derken neye geçtim farkında bile değilim.. haa kapatmadan şunu da tarihe not düşelim bari.

trabzondakiler size sesleniyorum, 1 saatte 3 km koşamaz dediğiniz adam 50 dkda 6 km koştu ya bu da size kapak olsun lan hıyarlar!

hadi görüşürüz.

8 Feb
2009
Kategori: site    |    Saat: 21:10
Yazar     |    Comments Off on dizayn

dizayn

yahu kim değişti bunu?
ne yani kötü mü oldu, beğenmediysen değişiriz dert etme.

eğer yeni dizayndan memnun değilim diyorsanız “beğenmedim, olmamış” yazıp esemes atın bana, bişeler düşünürüm sizin için.
o diilde oh ya ne güzel bu abi aydınlık, ferah, diğeri neydi öyle karamsar, melankolik… gerçi çok seviyodum olm onu ya. neyse buna da alışırız.

6 Feb
2009
Kategori: spor    |    Saat: 23:25
Yazar     |    Comments Off on trabzonspor – ankaragücü

trabzonspor – ankaragücü

ne maçtı ama!

öldük öldük dirildik mi diyeyim, ne dicem tam olarak bilemiyorum.

iyi maç oldu ya, zorlandık belki ama zor olan daima daha güzeldir be günlük!

aslında çok kolay olabilirdi daha 20. saniyede o golü atabilsek. olmadı “tayfun” attı golü. yahu ne hallere düştük be tayfunun golüne sevinir duruma geldik lan, neyse o hep atsın biz hep sevinelim. iyi de oynadı kerata defansta kademeye iyi girdi. zaten tayfun bi doğru pas atsa bile biz onu iyi oynamış sayıyoruz ya neyse geçelim.

zaten durup burda oyuncu analizi yapacak değilim, yendik işte. ama şanssızlığımız mı desem beceriksizlik mi bilemiyorum ama gol yollarında bir türlü istenilen seviyede uyumlu ve başarılı olamıyoruz. bunu bi halletsek varya takım çok hoş olucak, neyse git gide daha iyi olsun gerisi gelir. yani herhalde, bilemiyorum.

gol yollarında nasıl talihsizsek, yediğimiz golde de aynen devam etti bu, selçuk arkadan topa müdahale edeyim derken taça gidecek top gitti kaleye girdi ya şaka gibi buz kestik. sonra devam etti bu şanssızlık, gökhan geçen haftaki yerinden tekrar denedi ama bu sefer direk izin vermedi. olmadı egemen vurdu, her yere koşan umut iki adım atsa belki boş kaleye atacaktı ama koşmadı. yahu luganoyu izlesin adam dönen toplardan 4-5 gol attı be!

ve o an…

– olm dua et lan bak ben ettim.

– benim duamla olacak iş mi bu?

– iyi ben ederim senin yerine de.

– allahım… elham…..

– GOOLLLLLLLLLLLLLLL

valla billa asisti kendime yazıyorum abi, selçuk diktiğinde topu ben birinci elhamı çoktan bitirmiştim bile, kaan siliği muhtemelen bilmediği için edemeyince o görevde bana düştü.. yalnız nasıl bi dua ettiysem golü umut attı abi ötesini açıklamaya gerek var mı?

yalnız çıkarken keşke başka bişe dileseydim demedim değil, bakarsın o da tutardı. gülücük.

neyse iyi başlayan gece iyi bitti diyelim lafı fazla uzatmadan… hem ay da yerindeydi daha nolsun!

29 Jan
2009
Kategori: hayat    |    Saat: 01:17
Yazar     |    Comments Off on sessiz veda

sessiz veda

ne güzel şeydir… önce yüzünüzde bir gülümsemeyle onu düşündüğünüzü fark edersiniz, telefon ettiğinde daha açmadan ağzınız kulaklarınıza varır. sonra onunla konuşurken içiniz sevinçle dolar. sesini duymanın tüm dertlerinizi götürdüğünü keşfetmeniz uzun sürmez… korkak gözlerinizin içi güler ona bakarken; sessizce, sebepsizce sırıtırsınız… mideniz ağrır, o mide ağrısı yok mudur? sözleriniz bile titrer, titremez mi? ne güzel şeydir…

ama yaşanmış hayal kırıklığından sonra zordur yeniden umutlanabilmek. hatta imkansızdır ama kendinizi kandırıyorsunuzdur. boşuna dememişler umut lanettir diye… her yeni umut dalgası insanın aklına “ya yine olursa” düşüncesini getirirken, o “belki”ler yok mu içinizi kemirir, uykularınızı kaçırır. ya yine olursa, ya yine olursa… ama ya olmazsa? zordur hayal kırıklıklarından yeni bir umut inşa etmek. bir de onsuz olamayacağını anlamak vardır ki, bu durum her şeyden beterdir, tarifi yoktur. size oldu mu hiç böyle? aslında zor olan hayata yeniden dönebilmektir belki de… yeniden gülebilmek… yaşadığını hatırlamak, hissetmek, hissettirmek…

bu anlarda veda etme gerekir. her şeyi bir daha onlara asla dönmemek üzere bırakmak. aslında siz böyle desenizde içiniz böyle demediğinizi bilir, yani dönüp dolaşıp kendinizi kandırıyorsunuzdur. ama haklısınızdır çünkü bu hayattan istediğiniz son şeydir, hatta asla istemediğinizdir… ama hayat bir trajediden ibaret değil midir?

işte sessiz veda gereklidir böyle anlarda, başka yolu yoktur bu gidişin. ve biliyor musunuz? sessiz veda en iç acıtanı, göz yaşı döktürenidir. konuşmadan, belki de konuşamadan… söyleceklerini, söylemek istediklerini içinde saklayarak, saklamak zorunda kalarak… başını öne eğip uzaklaşmak… uzaklaşırken son defa göz ucuyla seyretmek, o görmeden gözyaşlarını silmek… sessiz olunmalıdır, giderken kimse rahatsız edilmemeli, yük olunmamalıdır kimseye çünkü hakkın yoktur kendi üzüntüne başkalarını da katmaya…

işte bu yüzden gidiyorum ben, her şeyden ve herkesten uzaklaşıyorum istemeden…

belki bir gün sana yazarım uğradığım bir şehirden, renkli bir kart atarım… sonra bir gün çıkarım, dönmez derken…

26 Jan
2009
Kategori: okul    |    Saat: 19:14
Yazar     |    Comments Off on geçen dönemin ardından

geçen dönemin ardından

pek başarılı bir dönem geçirdiğimi söyleyemem fakat başarısız olduğumu söylersem de haksızlık etmiş olabilirim, bilemiyorum böyle garip bir durum var. tamam kabul ediyorum çok çalışmadım, hatta çok az çalıştım, ee daha ne istiyim ki ortalamam 2.00ye kadar düştü, hayat daha ne kadar iyi olabilir! off şimdi canım da sıkkın gelmişim kendimi kandırıyorum buraya bişeler yazıcam düzelicem felan, geç ya bunları..

evet zayıflarım ikiye çıktı, ama en azından geçen sene zayıf gelen dersimi bu dönem ders kaybetmeden alabileceğim.. bla bla ya, ne diyorum ki ben.

26 Jan
2009
Kategori: spor    |    Saat: 10:19
Yazar     |    Comments Off on fenerbahçe – trabzonspor

fenerbahçe – trabzonspor

maç öncesi hangi trabzonsporlu 0-0a razı olmazdı? bırak şimdi yeme beni, ben dahil bir çoğumuz hiç oynanmasın, kardeş kardeş puanları paylaşalım dese kabul ederdik itiraf edelim. bilmem kaç yıldır sanırım 12, yenemiyoruz fenerbahçeyi kadıköyde. maç başlamadan gıcıklık olsun diye kendi içimi yiyorum, ulan fenerbahçeyi yenelim hayatta mucizelerin olduğuna inanmaya başlıcam ve bakarsın belki de… ama anladık ki hayatta mucizelere pek yer yok, o yüzden boşuna ümitlenmeye gerek yok.

maç başlar başlamaz umut nasıl golcü olunmaz dersini verdi futbolseverlere.. yahu az buçuk amatör futbol oynadık, halısahalarda sayısız golümüz, sayısız mallığımız var, ama sen yılda bir trilyon kazanan adamsın topu nasıl kontrol edileceğini öğrenemedin mi koçum? kaç etti top hala baldırına dizine felan çarpıyo ne adamsın ya. neyse allahtan sinirim yatıştı biraz dün akşam yazmaya kalksam neler yazardım kim bilir. ya sana ne demeli gökhan bey? tamam umutun yetenekleri sınırlı ama sen neden zehirledin güzelim maçı? yani yatan bir kalecinin ayaklarına doğru topu vurmanı kim söylediyse onun kafasına sıçım abi. topun dibine girmek nedir bilir misin? veya çalım atmaya çalışmak? bunlar bir şey ifade ediyor mu? bence etmiyor çünkü haftalardır aynı haltı yiyosun, yeter be.. avrupa avrupa tutturursun seneye, hiç mi maç izlemiyosun olm, aç bak oynamak istediğin liglerde ki gencecik çocuklar kaleciyle karşı karşıya nasıl vuruyor topa, bi izle gör kendine gel be aslanım.

gerçi artık negatif şeyleri vurgulamanın pek anlamı yok, artık maç geride kaldı. zaten umut ve gökhan kenklerim biraz formda olsaydı şu an 5-6 puan öndeydik ya neyse. en azından ikinci yarıya umutlu (ya artık bu adamın ismini cümlede bile kullanmak istemiyorum ha, cins isim bile olsa) bakabiliriz, ama gönül isterdiki “umut”suz bakalım, olmadı… böyle istekli oynamaya devam edip biraz daha akıllı düşünürsek her şey daha kolay olacaktır.

24 Jan
2009
Kategori: hayat    |    Saat: 22:26
Yazar     |    Comments Off on hayat tavsiyeleri

hayat tavsiyeleri

şu an canım sıkılıyor, tavsiye verecek durumda olduğumu söyleyemem. hem kelin ilacı olsa kendi başına sürmez mi ki? bence sürmesi gerekir. zaten verdiğim tavsiyeler sizler için bir şey ifade eder mi bilemem. gerçi asıl önemli olanın da bu tavsiyelerin sizlere bir anlam ifade edip etmemesinin benim için bir anlam ifade edip etmemesi değil mi? ya ne dedim ben bi daha bu cümleyi kurabileceğimi sanmıyorum. ya hiç samimi değilim, dedim ya ama bi an canım sıkıldı aslında herkesi seviyorum, o kadar iyi kalpli biriyim. neyse alın size tavsiye, deneyin faydasını göreceksiniz, ben çok seviyorum, hemde çoook…

yakalanırsan yağmura, koşma! bırak yağsın üzerine…

ne felsefe ama! ne laf ettim be…

bak hala canım sıkkın ya.

20 Jan
2009
Kategori: site    |    Saat: 22:26
Yazar     |    Comments Off on mogvhzhkkyfos

mogvhzhkkyfos

eğer sitemizin müdavimlerindenseniz umarım yenilikler dikkatinizi çekmiştir, çekmemişse ne biçim müdavimlik bu? kendinize biran önce çeki düzen verin be gülüm olmuyor, olmuyorrrr, sensizzzz olmuyorrr.. dur be şarkıydı bu.

eğer müdavimi değileniz zaten yeniliklerden bi haber olmanız normal, neyin eskiden beri varolduğunu bilemeyebilirsiniz ki size kızmıyorum bunun yüzünden, yenileri aramıza almayı severiz bunun için küçük bi ricamız var, size verilecek hesap numarasına sadece 1.000.000$ yatırmanız, gerisini biz hallederiz siz sıraya geçin. tamam bayığım, esprilerim çok kötü. siz çok iyisiniz oldu mu barıştık mı? gene mi ofsayt yoksa?

neyse devam ediyorum, yapılan tüm yeniliklerden bahsetmeyeceğim ama şunu belirtmekte fayda görüyorum, sonra mailim kilitleniyor sizden gelen mesajlarla olmuyoorrrrr…

mogvhzhvkkyfos eski afrika dillerinde seni seviyorum felan demek değil ha, buna yeni afrika dilleri de dahil, içinizi rahat tutun ben hepinizi seviyorum olm. kendisi bizzat benim alamet-i harikam olup çalınmaya karşı sigortalanmıştır. kendisi bize şunu ifade etme görevine bürünmüş bi bendir; mutlaka okunması gereken ve her zaman hatırlanıp kulağa küpe yapılması faydalı olan sözler/sözcükler/söz öbekleri/söz fasiliteleri.

hemde biliyor musunuz buna katkıda bulunabilirsiniz, çok kolay 0661 yazıp 532 XXX 8X 06 nolu telefona felan göndermeniz gerekmiyor aşağıda ki mail adreslerinden bana ulaşabilirisiniz.

abibenimakimdabisozvaramasanasoylemedimmailatiyomoke@selcjk.com

abiiinoluryayinladarilirimbak@selcjk.com

seniananbenimicindogurmus@selcjk.com

hadigulnekaldiaglayacak@selcjk.com

selcukbizidiskoyagotur@selcjk.com

selcukpabucuyarimevdetekoturmacacagirmiyozseni@selcjk.com

uzulmelan@selcjk.com

yok bunlara mail atamam diyorsanız, sözlerinizi yazdığınız kağıdın içine taş koyup camımı kırın, olmadı gizlice montumun cebine atın, defterimin içine sıkıştırın ne bileyim lan yapın bi şeyler.. bunların hiçbiri olmadı gelin yemek ısmarlayın ben sizin yerinize yazar aha bu yolladı kral adam vesselam derim.

sözlerde aradığımız kriterler, gayet okuyunca insanda bi şey çağrıştıran bi düşünceye sevkeden “tercihen melankolik” böyle cicili bibili olmasına gerek olmayan, kimi zaman bizi üzen, kiminde de gülümseten; bazen sevinçten akan, bazen de üzüntüden akan gözyaşlarına sebebiyet veren… fakat üstüne basıyorum abartmamak gerek. tercihen türkçe, olmadı ingilizce.. eski afrikaca henüz bilmiyoruz, kursa yeni başladık, anlayış gösterin..

birde aklımda daha abidik gubidik şeyler var ama fakat lakin şu an da bayıklık seviyem o kadar üst seviyede değil başka bir güne.

19 Jan
2009
Kategori: site    |    Saat: 11:36
Yazar     |    Comments Off on sorun çözüldü

sorun çözüldü

bir süredir explorer tarayıcısından siteye bağlanırken ortaya çıkan abzurd hata, sorun, problem her ne haltsa bizzat benim tarafımdan çözülmüştür. satır aralarında hayatın her türlü problemininin yanıtını (nasıl mutlu olunur hariç) veren yazıları yeniden sağlıklı bir şekilde okuyabilirsiniz. okuyorum mamafih bi türlü aradığım yanıtları bulamıyorum diyorsanız yeterince iyi okumamışsınız demektir, dönüp tekrar deneyin.