23 Mar
2013
Kategori: gündelik    |    Saat: 11:23
Yazar:     |    Comments Off on hiçbir şey yapmamak

hiçbir şey yapmamak

hiçbir şey yapmamak ne kadar zor olabilir ki? tahmin bile edemezsiniz ne kadar zor olduğunu, hani aynı şeyleri yaşadığımdan değil, bizim bi arkadaş anlattı içinde olduğu durumu ordan biliyorum, yoksa ben ne bileyim lan, dolu bir hayatım var, her şey yolunda gidiyor, yeey.

ama ne diyorum bak, cidden zormuş, anlatılanlara bakılırsa. hiçbir şey yolunda gitmediği gibi hiçbir şey de yapmıyormuş, boşvermişlik hissi, bilenler bilir, yok ben bilmiyorum demeyin şimdi. sen arkadaki bak yüzün kızardı bile, ulan oğlum hemen ele veriyorsunuz kendinizi, ne anlamı kaldı şimdi?

mesela standart bir gününü anlatıyor.

“sabah kalkıyorum, en büyük sorunlardan biri uyuyamamak, öyle ki gece 2 veya 3’e kadar oturduğumda bile sabah 7’yi çıkaramıyorum, 6, bilemedin 6.30 oldu mu saat ben ayaktayım, istisnasız her gün böyle, artık o kadar yorucu ki aldırmıyorum bile, bak geçen ne oldu, yine uyandım, odada saat yok bilmiyorum kaç olduğunu, dedim ki ulan kalkmayacam inadın yatakta duracam, sağa sola döndüm, uyuma numarası yaptım. bana sorarsan en az 2 saat yatakta geçirmişimdir, dedim ki iyi saat en azından 10 olmuştur, mutlu bir şekilde kalktım. salondaki saate baktım, yediyi biraz geçiyordu. inan camdan atlamak istedim.”

“okul artık benim için teferrühattan ibaret, gitmiyorum, dersler felan hikaye, yazmam gerekenleri ertelemekle geçiyor günlerim, iyi değilim. hocamla iletişimi kestim. evde işler yolunda değil, birçok şey de olduğu gibi. bunu engellemek istiyorum ama güc ve azmim yok artık, mücadele etmekten yoruldum belki, artık kaldıramıyorum.”

“mesela bazı günler, sabah kalkınca salona gidip televizyonu açıyorum, izlemeye başlıyorum, öğleye doğru dizi ya da film açıyorum. birikmiş diziler varsa 5-6 saat öyle geçiyor. akşam da beğendiğim diziler olursa onları izliyorum. biliyor musun bir sürü günüm sabahtan akşama kadar kanepede yatarak geçti, sadece su içmek için ve tuvalete gitmek için kanepeden kalktığım. gece olunca da odama uyumaya gittim. önceleri inanasım gelmiyordu ama sonraları alıştım bu duruma, yadsımamaya başladım kendimi.”

“dışarıda neler olduğunu merak ettim, insanları, arkadaşım olanları özellikle, neden böyle olmuştu ki, ya da neden ben böyle olmuştum. özel günler geçti, bayramlar, doğum günleri, yılbaşıları, beni ilgilendirmeyen 14 şubat ve sonrası, daha da içe kapanmama yol açtı bu, bana sorarsan tehlikeli bir süreç bu, ama emin değilim, doğrusunu sen bilirsin yine de.”

“ve sevmek, evet en tuhafı sevmek. bu konuda çok düşündüm, bir insanı ne kadar sevebiliriz ve neden sevebiliriz üzerine. öyle bir sürü kitap felan okumadım, okumam da sadece düşündüm. o’nu ve kendimi. neden diye. bazen sevmenin bir tür lanet olduğunu düşünüyorum. ve seven insan cennetliktir herhalde, bu kadar acının bir karşılığı ya da ödülü olması gerekmez mi?”

“pişmanlıklar her zaman olacaktır, ama insan düşünmeden edemiyor tabi, ya farklı olsaydı diye, tabi tüm bunlar boş vermişliğin, işe yaramamazlığın getirdiği sorular. hiçbir şey yapmayan bir insan bunları düşünmeyecek de ne yapacak? elbette düşünecek. dolayısıyla suçlamıyorum kendimi, bu düşüncelerden sıyrılmak için bir şey yapmaya başlamak iyi bir başlangıç olabilir, evet böyle olmalı.”

arkadaşımı şaşkınlıkla dinledim, zor günler yaşamış ve belki de yaşamaya devam ediyor. keşke öyle olmasaydı, ona daha fazla destek olabilirdim, kendimi de suçluyorum aslında. dost dediğin böyle zamanlar için(di.) gereğini yapamadık. umarım affeder bizi. en azından bugünden itibaren bazı şeyleri değiştirebilmek adına…

Yoruma kapalı.