birçok şey hakkında birkaç şey
birçok şey hiç olmadığı kadar yolunda gitmiyor, sanırım buna alıştım artık. eskisi kadar üzülmüyorum bu duruma, ya da belki üzülme eşiğimi geçmişimdir, dolayısıyla durum en üzgünden normale doğru gidiyordur, bir tek saçlarım eskisi gibi değil. o da bana bu yıllardan kalan bir hatıra oldu galiba, tabi ilerde bu beyazlayan saçlar ne kadar dayanırsa.
sevgi de öyle midir acaba?
tüm sevginizi verdikten ya da çok sevdikten sonra sevginiz azalmaya mı başlar? belki de erken ayrılıkların sebebi budur, bir süre sonra heyecan kaybolmaya başlar, artık geri dönülemez bir duruma gelinir, aslında bu konu üzerine düşünülmeyi ve yazılmayı hakediyor bence.
önümüzdeki hafta umuyorum yüksek lisans hatta bir adım ilerisi olarak eğitim hayatımın son derslerine gireceğim, gerçekten yıpratıcı bir süreçti ve bir o kadar yorucu. neticede uluslararası ilişkiler uzmanı ünvanını ismimin önüne koyabileceğim, ne de afilli değil mi, belki de hiç yoktan iyidir, ne işe yararsa, aa unutmadan bir de tez var tabi, küçük bir ayrıntı gibi gözükse de es geçilmemeli. tuhaf da bir durum var, yüksek lisanstaki arkadaşlarımdan birine okul işini bitiriyorum dediğimde şaşırdı ve “niye ya ben seni hep hoca olarak düşünmüştüm, çok iyi bi hoca olurdun” dedi, şımarmadım tabi, hoşuma gitse de belki haklı da olsa artık yoruldum, bir molaya ve kesinlikle uzaklaşmaya ihtiyacım var, herhalde emin olduğum tek şey bu. bugün değil, belki yarın.
birbiriyle yarışan insanlar olduğunu düşünüyorum, bana garip geliyor bu yarışma hali. belki de bana öyle geliyordur, yargılamamalıyım kimseyi. ama twitterda görüyorum, hepsi de arkadaşım. birbirine laf sokmalar o yazılanlar. eyvah. böyle bir şeye neden ihtiyaç duyduklarını bilmiyorum, uzaktan izliyor ve onlar için üzülüyorum.
bir de keyif almayı bilmiyoruz ve sosyal medyayı çok fazla önemsiyoruz. ufak tefek şeyleri normal karşılayabiliyorum ama her şeylerini alenen sosyal medya üzerinden yürütenleri asla anlayamayacağım, başka çareleri olmadığı için nefret ettikleri insanlarla ya da arkalarından atıp tuttukları insanlarla “kanka” modunda takılanlar gibi. eğlenmek demiştim, yahu bu bir konser olur, yılbaşı olur bilmem ne olur, nedir arkadaşım zırt pırt bunu duyurma gayreti, keyfine baksana, her şeyi fotoğraflamana ya da her şeyi bizle paylaşmana gerek yok ki, bi sakin olun ve şu koşuşturma halinden sıyrılıp hayatın keyfine varmaya bakın, rica ediyorum bak.
karışık bir dönem, yarın işler umduğum gibi giderse düşünüp karar vermek için yoğun bir dönem başlıyor, küçükken 1-2 ay ne de uzun gelirdi. şimdiyse karar vermeye gelince iş sanki 1 haftaymış gibi geliyor. neler olacağını da merak ediyorum, insanın hayatına yön verecek kararları alması pek kolay olmuyor haliyle. birkaç fikir duymak istiyor insan ama uzak işte.
pişmanlık ya da fırsatların kaçması veya keşkeler. insanların hayatlarında ne kadar fazla yer tutuyor, şöyle bi geriye bakınca, kaçınılmaz olarak karşında işte. bazen üzüntüyle bazen sevinçle gözden kaçanlar, geriye dönebilsem her şey çok farklı olurdu diyenler. şanslı olanlar için aylar, şanssızlar için ise yıllar. nasıl adlandırılırsa artık. ama ne olursa olsun üzülüyor insan, üzülmemesi de elinde değil ki.
yeni yıl da geldi değil mi, umarım eskilerinden daha iyi bir yıl olur, benim ve tüm diğer insanlar için. birinin yokluğunda diğerinin kıymeti kalmadığı için öncelikle mutluluk ve sağlık en önemlisi herhalde, biraz da başarıyla her şey rayına girer herhalde, fazlasını ben istemiyorum kendim için.
hoşçakalın ve mutlu yıllar elbette.
Yoruma kapalı.
