cesaret üzerine
cesaret zor iş ya. öyledir herhalde. cesur ya da cesaret sahibi olmadığım için bilemiyorum tam. nasıldır cesur olmak, cesaret sahibi olmak nasıl hissettirir insana. iyi midir acaba, insan gurur duyar mı kendiyle, her şeyin ötesinde cesur olmak bir erdemdir bence. pek az kişinin sahip olduğu kıymetli bir şey. zamanı gelince ortaya çıkan sihirli bir yetenek gibi. bu yüzden cesur insan gurur duymalı kendiyle.
pek çok şey cesaret ister. bir video vardı, bir filmden alıntı ama kısa film tadında. elinde şarabıyla “gitmek cesaret ister ufaklık” diyordu. gerçekten de gitmek cesaret istiyor. ama ya başka?
bence yazmak da cesaret ister, bir şeyler yazabilen insanlara gıpta ediyorum. gerçekten. düşünsenize adam tutmuş roman yazıyor, belki milyonlar okuyacak, ne kadar stresli bir iş. insan doğallığını bile yitirebilir, başka kaygılar devreye girebilir, hazzını kaybedebilir her şeyin başında. yazmak o yüzden zor ve cesaret isteyen bir iş bence. saygı duymamak elde değil.
yazmadan önce hayal kurmak lazım çünkü. hayal kurmak ise başlı başına bir cesaret. baksana biz iki kelimeyi bir araya getiremezken insanlar geleceğe dair hayal kurabiliyor, umutla bakıyor işte, bundan güzel bir şey olabilir mi, cesarete bakar mısın. ben korkudan hayal etmeyi bırak düşünemiyorum bile. bazen nasıl olurdu acaba diye aklıma getiriyorum sonra kendimi napıyorsun sen derken buluyorum. kendimi dışlıyorum resmen, sebepsiz güldüğüm zaman engelliyorum kendimi. zihnimin beni ele geçirmesini engelliyorum belki de, ya hayal kurmaya kalkarsam, kim verir sonra hesabını. o yüzden yazmak da zor iştir ama asıl zor olan hayal kurmaktır ya da her şeye rağmen hayal kurabilmektir.
konuşmak da cesaret ister bence. düşünsene tüm söylediklerini somutlaştırıyorsun, ne kadar büyük bir risk. söyleyeceğin ufacık bir şey her şeyi mahvedebilir. konuşmak zor iştir, çünkü hayal kurmak zordur. düşünmeden konuşmak ise kolaydır, insana risksiz gelir. ama insan bilincinin düşünmeden konuşmaya olanak sağladığını sanmıyorum. öyleyse eğer, bu insana bahşedilen müthiş bi yetenektir kanımca.
bir sürü şey cesaret ister de, herhalde en çok cesaret birine aşık olduğunuzda gerekli olur. nasıl olmasın ki, cesareti olmayan bir aşık, ne yazar, ne hayal kurar, ne konuşabilir ki, ne yani cesareti yoksa sevmesin mi? sevsin, ne çıkar ki.
cesaret ister evet, gitmek de cesaret ister kalmak da. hatta kalmak gitmekten daha zordur kimi zaman. bazı insanlar gider ya da kaçar. her şeyi geride bırakmak için. sanki öyle bir şeyin mümkün olabileceğini düşünerek, bir kendini kandırma sürecine girerler. ta ki, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını anlayana kadar. o zaman da mücadele gücü düşer, cesaretten eser kalmaz.
belki de kalmak, gitmekten çok cesaret ister. her şeyi bilerek, katlanarak yaşamak ya da yaşamak zorunda kalmak. bundan zor bir şey olabilir mi, bir insan hayatını böyle geçirebilir mi. dünyanın en mert, en dürüst, en cesur adamı, sevdiği halde kalan adamdır bence.
ama belki de en çok cesaret isteyen şey sevmektir be. bunu söyleyebilmektir. en temiz ve saf duyguları paylaşabilmektir. elinin ayağının birbirine dolanması, ayakların boşalması, midedeki kramplara katlanmaktır cesaret isteyen şey, zordur kimi zaman.
bundan daha kötü ne olabilir diye düşünüyorum, herhalde hayatta susmaktan daha fazla cesaret isteyen bir şey yoktur. susmak zordur çünkü. hele bir insan için, duygularını paylaşamamak zordur, bu yüzden cesaret ister. insan aklı ve kalbi arası savaş verirken bir yandan da kendiyle savaşır. aklını kontrol etmesi mümkün değildir, hayal kurmak cesaret isterdi ya, susmanın yanında hiçbir şeydir o. çünkü artık sona gelinmiştir, tüm aşamaların sonudur susmak. o yüzden, susan adamın işi zordur. yorar, üzer.
nasılsın? = çok özledim seni, hemen buluşalım mı?
napıosun? = çöz özledim seni, hemen buluşalım mı?
iyiyim = çok özledim seni, hemen buluşalım mı?
bir şeyim yok = var aslında, seni seviyorum ben.
bugün annemle konuştum, 7ye geliyordu saat, öğleden sonra beli ağırmış, akşama kadar yatmış. benim de belim tutuldu, herhalde ters yatmaktan oldu diyordum. bilmem belki öyledir. ya da annemin beli ağırdığı için benimki de ağırıyordur, bir ihtimalde benimki ağırdığı için onunki de ağırmıştır. canım annem.
ne dicem,
aslında yaşamak da başlı başına cesaret ister ya. bütün bunlara şahit olmak, bazen sevinmek, bazen görmezden gelmek. üzülmek, ağlamak, çalışmak. hepsi hayatın bir bölümünü oluşturuyor öyle ya da böyle.
cesur insanları seviyor ve gıpta ediyorum bu yüzden. iyi ki varsınız.
Yoruma kapalı.
