bir kıbrıs akşamı
yat limanı,
bir kıbrıslı anlatıyor…
ben de dinliyorum.
nasıl anlatmasın ki.
ben dinliyorum ve çok nadir konuşuyorum, konuşmama gerek yok zaten, o anda görevim sadece dinlemek. bazen başımı hareket ettirerek onaylıyorum kıbrıslının söylediklerini.
seviyorum diye başlıyor, nasıl başlamasın ki. zaten belli her halinden. çok fazla şüpheye yer yok. seviyorum ama sevmiyormuş gibi davranıyorum diye devam ediyor. bilemedim, göstermemeye mi çalışıyorsun diyecektim ki, kendisi anlatmaya devam etti. söylemiyormuş. ya da söylemiş mi hali hazırda, orasını anlamadım tam, bulanıktı. öyle gerekiyormuş. sevmiyormuş gibi davranarak devam ettiriyorlarmış.
ama bu doğru bir şey değil diyecektim ki, gerek kalmadı. böyle yapıyorum ve bu doğru değil diyor. gerçeği bilmeli, ya da gitmeli. ikisi de zor. ikisinin de sonunda ne olacağı belli değil.
bir zaman gitmeyi tercih ederek uzaklaşmaya çalışmış ama yapamamış. ona sorsan izin vermiyor gitmesine, bana sorsan kendi gitmek istememiştir, seviyor ya. kendi de aslında gitmek istemiyor ama sebep olarak kendisinin sevmesini değil de karşı tarafın bırakmamasını görüyor. nereden baksan zekice.
en iyisi olmayacaksa, buna bir son vermeli. daha fazla üzülmemeli ya da üzmemeli. daha geç daha acı olacağı için daha erken daha kolay belki. kendini kandırmamalı. yeniden başlamalı. o zaman belki de herkes için daha kolay olur her şey. kim bilir. neden olmasın.
dedi kıbrıslı. ben de dedim ki, kıbrıslı, boşver bunları. geceye bak, denize bak, manzaraya bak…

”Yeniden başlamalı” İşte o zehirin panzehiri bu..Madem ”O” nunla olmuyor ”yeniden başlamalı.”
hehe, bi sürü şey yazmışsın, teşekkürler. öykü onlar, kurgu.) gerçek olamaz ya, evet.
sk
Evet tıpkı benim hayatımda olanlar gibi..Hepsi kurgu ..Tüm olanlar..Yazılanlar..Bizler sadece hayal ediyoruz..Vee.. Yazıyoruz.. ”Daglar kızı”
martılar, ah şu martılar.