fotoğraftaki kadın
bir roman, kapağında sonbahar sarısı kullanılmış, o yalnızlık hissini uyarıyor insanda. sonbahar hep ayrılık getirir ya. ayrılıklar, taşınmalar sonbaharda olur hep. benim aldığım, annemin okuduğu ve ne biçim bi kitap bu dediği, benim okumadığım, ya da okuyamadığım. yazacaklarım kitap hakkında olmayabilir ama fotoğraftaki kadın hakkında olacağı kesin.
kitap demişken, adından biraz tahminde bulunabileceği üzere, bir adamın hikayesi var. tesadüfen bir fotoğraf karesine giren kadına aşık olan ve onu orayan bir adamın hikayesi, bilemiyorum.
ama bildiğim bir şey var elbette. ben o fotoğraftaki kadını tanıyorum çünkü, ya da tanımıştım. veya hayatımın bir döneminde gördüm onu. sanıyorum herkesin hayatında fotoğraftaki kadın olmuştur. gelip geçiçi ve yüzeysel olarak anlık duygu yoğunlaşmasından bahsetmiyorum, gerçekten sevmekten söz ediyorum. biraz ilgi çekici, biraz da mazoşistçe sanırım. çekilen acıya bakılırsa aşağı kalır bir yanı yok çünkü.
önceleri, ne zaman bilmiyorum. bir insanın hiç tanımadığı birisine aşık olabileceğine inanmazdım. zira aşık olmak için tanımak, konuşmak, anlaşmak gerekli diye düşünürdüm. sanırım bu davranış oldukça muhafazakar. bilemiyorum. çünkü hiç tanımadığın birine aşık olmanı sağlayacak salt güzellik olduğu için temeli sağlam olamazdı diye düşünmüşümdür herhalde, ne bileyim. yani senin kafanda oluşturduğun resimdir o. sonra hayal kırıklığı için çok müsait.
bu yüzden tanımadığın birisine aşık olmak heyecan vericidir daima. gizemlidir, merak uyandırır. uzaktan seyredersin belki, ya da tesadüf eseri karşılaşırsınız. sizin en yakıştırdığınız elbise çok güzel oluyordur ona, ya da tesadüf bu ya, tam yanınızdan geçerken en sevdiğiniz şarkıyı mırıldanıyordur, nasıl ama film gibi değil mi?
işin aslı gerçekten o mu diye düşünüyorum şimdi. gerçekten fotoğraftaki kadın var mı, hiç tanımadığınız uzaktaki o kadın, gerçekten o olabilir mi? riskli ve son derece yanılgıya düşürmeye müsait. insan bi kere sevdikten sonra hangi olumsuzluğu görebilir ki, ah aptal aşıklar, başka işiniz yok sanki. göz yaşları olmasa ne yaparsınız acaba.
çiçekli elbiseleri seviyor olabilirsiniz, onu bir kere çiçekli elbiseyle gördüyseniz geri kalan 29 gün boyunca onu giydiğini nereden çıkarıyorsunuz, ama giyse yakışır ha. sizin favori filminiz ya da şarkılarınızı biliyor olabilir. tesadüf olamaz mı bu? neden hemen aşkın olağanüstü gücüne bağlayıp, birbiriniz için yaratıldığınızı düşünüyorsunuz ki, arkadaş çevresinde herkes onu dinliyor, dinliyorken de gülüyor olabilirler, bundan niye anlam çıkarıp, hoşunuza gidiyor ki. her zaman öyle mi olacak yani.
bırakınız demek istemiyorum, sevmek elbette güzel. ama her zaman sağlam basmak lazım yere, küçücük bir tesadüfü büyütmenin anlamı yok, sonra üzülen yine tesadüfü büyüten oluyor bak. ciddiyim. hayattan anlam çıkarmayı bırakın, hayattan anlam çıkarmaya başlayınca geri dönülmez oluyor sanki. dikkat etmeli.
sevmeyin demiyorum ki, niye diyeyim. sevince her şey kolay bence. sevmek çok kolay ya artık. sevip ayrılanlar, sonra tekrar sevip tekrar ayrılanlar, ne kadar da kolay değil mi.
belki de insan kendisini korumak için tanımadığı birine aşık olmayı seçiyordur ya da istiyordur. orada kırılmak, üzülmek yok çünkü. bilmediğin, hatta senin inşa ettiğin “bir şey” var. belki de kendine aşık oluyorsundur, tanımadığın insana kendi sevdiğin şeyleri yüklüyosundur, sonra da sevmek çok kolay zaten. düşünsene kendinden bi tane daha. aynı şeyleri seven, aynı şeylere kızan, aynı şeylere gülen ve aynı şeyleri düşünen. ne kadar da güzel geliyor böyle yazınca.
her şeyin ötesinde, keşke çiçekli elbiseler olmasaydı. aynı şarkıların olmaması gerektiği gibi. şarkıların verdiği zarara bakar mısın ya. bu kadar kötü bir şey olabilir mi.
dedim ya, tesadüf ya. o şarkı, o elbise, o film, o kitap. hepsi tesadüf, fazlası değil, büyütülecek bir şey yok. olmamalı. olursa da sonucunu söyleyim. bok. evet bok işte. bildiğin bok.
hoşçakal fotoğraftaki kadın yazayım da bir veda yazısı olsun bu. ne de olsa insanlardan önce hayalleri ölmüyor mu. bu da onlardan olsun fotoğraftaki kadın.
az daha unutuyordum, neden böyle bir şey yaptın ki? hani.. şey. pardon, neden mi, benimki de soru mu şimdi, unutmuşum, sevmenin nedeni mi olur be. olmaz hakkaten. ben bi neden aramamıştım, sana neden sormaya da hakkım yok sanıyorum. evet.

Huuuuuu diye derin bir nefes alayım çocuk ! Yahu nasıl beceriyorsun bilmiyorum inan..Ama bam telini fena titretiyorsun.Kaldı ki bende iyi yazdığını düşünenlerdenimdir(Son ayları saymazsak.)Yazdıgın şeylerin bir çogunu düşünerek geçirdim son yıllarımı..Bu kadar nasıl olur diyorsun bu kadar nasıl benzeriz bu kadar nasıl aynı şeylerden hoşlanırız..Sonrasında ne olur biliyor musun? Aslında benzemiyorsunuzdur ”O” na duydugun sevgi ya da aşk işte adı her neyse öyle düşündürüyordur belkide..Sonra kendine hiç benzemesini istemediğin biri girer hayatına..Bunun öyle olmasını istersin çünkü sana benzeyen biri hep eskiyi hatırlatacaktır..Çok acı..Ne kötü değil mi ?! Son söz; çok kez severim diyenlere inanmıyorum Sadece bir kere gerçekten seversin ya alırsın ya da seni sevenle yoluna devam edersin..Böyledir işte..
Daglar kızı.