diğer her şey
başlamadan söyleyeyim, bakın, içinde şey olan her şey, ayrı yazılır. oldu mu? bir şey, her şey, çok şey. ve ya da, “ya da” da her zaman ayrı yazılagil ailesindendir. bak dahi anlamındaki ekleri “de” ayrı yazmamız gerekiyor. lütfen dikkat edelim ama. sonra uyarınca biz kötü oluyoruz. ukala. peh.
şimdi bak ne geldi aklıma,
önce kitaplar, sonra müzikler ve tabii ki filmler. olmasaydı ne kötü olurdu değil mi? herkes bi’ şeyler bulur kendinden en azından bir kitapta, filmi izlerken kendi hayatından kesitler gözüne gelir. ve hiç kimse, bu arada kendisi de ayrı yazılıyor. bak gördün mü “de” de ayrı burada. ne diyordum, hiç kimseye rastlamadım ki bir müzik ya da şarkı diyelim, içinde kendisini bulmasın. lise zamanları “abi benim için yazılmış yaee” gibi nedeni belli olmayan bir serzeniş varken, ilerleyen rastlarda etkisi biraz sigara dumanı ve bir şişe biradan ibaret sessiz bir gecede ortaya çıkıyor. derin iç çekişleri beraberinde getirerek.
gidememekten korkuyorum, olduğum yerde kalmaktan, devam edememekten. diyordu yazar, ya da demiyordu ben öyle anlıyordum. veya hepsi uydurmadan ibaretti. bazen biri geliyor ve her şeyinizi alıp götürüyordu içinizden, farkında olarak ya da olmayarak. gerçekten devam edememekten kötü bir şey olabilir mi? ne kadar tehlikeli olduğuna bakar mısın.
sonra diyorlar ki şarkılar neden yasaklanmasın. bir anda, bak gördün mü bir anda’nın da ayrı yazıldığını öğrenmiş olduk, illa bitişik yazmak istiyorum diyorsa insan bir anda’nın yerine birdenbire’yi kullanmalı.
gitmek isteyip gidememek, kalmak isteyip kalamamak. ne sevmeyi, ne de sevmemeyi ya da unutmayı becerememek. öyle işte, boşluk.
hayatta güzel olan çok şey var belki, kimilerine haberimiz olmasa da sahibiz. bazı kazanımlarımızın farkında da olabiliriz, bilmem. çok şey evet, ama öyle bir an geliyor ki, bir şey olmayınca, geriye kalan her şey’in ne anlamı kalır ki, o olmadan, şey, yani o şey olmadan. ağlayalım bu gece.
Yoruma kapalı.
