18 Apr
2012
Kategori: hayat    |    Saat: 23:39
Yazar:     |    1 Yorum

bir adam

bir adam vardı, geçen gün okuduğum romanda geçen bi karakter. ilginç.

içi sıkılıyor, yazacak şeyi çok, içini dökmesi gerekiyor, yapamıyor çoğu zaman, geçmesini bekliyor, bazen geçiyor, bazen de geçmiyor.

tahammülü kalmamış saçmalıklara, gördükçe daha fazlasını iyice soğuyor yaşadığında… samimiyetsiz samimiyetler.

müzik dinlemeyi sevmiyor artık, hatırlattıkları acıtıyor belki, belki de düşündürdükleri üzüyordur.

sevmesini becerememiş bi’ adam bu, ya yanlış kişiyi sevmiş ya da yanlış zamanda sevmiş, ya doğru kişiyi sevememiş ya da doğru kişi geldiğinde görememiş belki de görmek istememiş bu adam, hüzünlü ve üzgün bazen, ama belli etmiyor, ya da öyle sanıyor.

çalışıyor çoğu zaman, işe gidiyor belki de okuyor, her zaman meşgul olmalı ve yorgun. meşgul ve yorgun olursa eğer işler yolunda demektir. eve gelip uyumalı, düşünmemeli, dinlememeli, okumamalı. boş zamanı olursa okula gitmeli, bu seferde okuldaki sıkıcı işlerle uğraşmalı.

belirsizlikler hayatın olmazsa olmazı onun için, yarın ne olacak hiç belli değil. kimseyle tanışmak istemiyor, tuhaf. artık ne yapacağını bile bilmiyor, geride bıraktığı günler geçiyor öylece.

yaralı, düzelmesi için belki yıllar geçecek, belki de hiç..bilmiyor. işin kötüsü, artık hiçbir şey hissetmiyor, boşluk, bazen tamamen beyaz, bazen de tamamen siyah..tepkisiz, duygusuz, yapması gerektiği için yapan, yapmaması gerektiği için yapmayan, kendine anlam veremeyen, başkalarında anlam aramayan, kaygısız, hedefsiz, güçsüz, bazen heyecanlı, nadiren mutlu, çoğunlukla yorgun düşmüş, bir öyle, bir böyle, başta söylediğim gibi ilginç ya da tuhaf, nasıl telaffuz etmek gerekirse.

alıkoyaman kendini, benim gibi, ama roman karakteri bu.

yayınevine mail atmıştım, cevap yeni gelmiş, romanın devamı için nihayet şirketle anlaşılmış telif konusunda, çevirisi yakında raflarda olacakmış. ben ingilizcesini okudum, çünkü ingilizcem süper, harika, mükemmel tamam mı?

tatile mi gitsek,

en iyisi bence,

evet evet,

gidelim hadi.

bence de gidelim.

1 Yorum

  • sevmesini becerememiş bi’ adam bu, ya yanlış kişiyi sevmiş ya da yanlış zamanda sevmiş, ya doğru kişiyi sevememiş ya da doğru kişi geldiğinde görememiş belki de görmek istememiş bu adam, hüzünlü ve üzgün bazen, ama belli etmiyor, ya da öyle sanıyor.

    Aslında o romandaki ”bir adam” çok sevmiş..Hatta belkide bir daha kimseyi öyle sevemeyecek..Ama tıpkı onun sevgisini görmeyen kim bilir belkide haketmeyen birini çok sevdiği gibi o ”bir adamı” da biri sevecek..çok sevecek öyle çok sevecek ki bizim ”bir adam”da yeniden doğacak belki ama bir daha kimseyi oyle sevemeyecek.Bazen dogru kişiyi beklemektense doğru kişi geldiğinde onu görmek ve onun seni sevmesine izin vermek en temizi be Selçuk’um..Özledim seni valla bak aynı şehirdeyiz guya ..