iki bin on iki ve diziler – iki
sevmediğim diziden sonra artık gönül rahatlığıyla izlediğim, onlarsız yapamadığım dizilerimden bahsedebilirim. tabii ki how i met your mother, the big bang theory, two and a half men, çekinerek gossip girl ve dahasından bahsediyorum.
two and a half men’de sezon başında büyük bir değişiklik yaşandı, yapımcıyla tartışan charlie sheen’in yerini “walden” karakteriyle “ashton kutcher” aldı. 9. sezon öncesi sheen’in yapımcısıyla yaşadığı tartışma sonrası dizinin sonlandırılabileceği söyleniyordu ama öyle olmadı.
milyarder walden, charlie’nin evini satın alarak alan’ın kalmasına izin verdi. benim en çok güldüğüm dizilerin başında two and a half men gelir, kahkahalar attığımı bilirim. sheen’in ayrılışından sonra elbetteki değişiklik olacaktı, oldu da. başlarda biraz durağan dı ama şu sıralar keyifli gidiyor. aslında kutcher’ın girmesiyle yeni bir dizi başladı da diyebiliriz, bunu eskinin devamı olarak görürsek biraz hayal kırıklığı yaratabilir çünkü o kadar gülmüyoruz, ama gülüyoruz. yeni başlayan bir dizi için oldukça iyi. jack bile salaklıklarıyla bir çok sahneyi kurtarabiliyor yani öyle diyeyim.
how i met your mother’a gelince,
artık gülmüyoruz göz yaşlarımızdan olsa gerek. 5 ve 6. sezonlarında biraz durakladığını söylersem haksızlık olmaz, yedinci sezon itibariyle ise komedi dizisi olmaktan çıkıp bir dram haline geldi ki bu beni oldukça sevindirdi. resmen üzülüyoruz, ağlıyoruz, bu kadar güzel bir şey olabilir mi? hatta “i stopped believing too” diyerek selam çakmak istiyorum. özellikle son bölümleri robin & barney ve ted üçgeninde dizi aldı başını gidiyor. barney’nin yaşadığı hayal kırıklığı, robin you bitch! derken robin’in yalnızlığı, insan robin olup ted gibi bir arkadaşı olsun istiyor, onu hiçbir zaman yalnız bırakmayacak. anlatırım ki sabaha kadar ama bırakayım burda.
öncelikle söyleyeyim, resmi olarak ilk defa gossip girl izlediğimi beyan ediyorum, bu zor bir süreç benim için. ancak ilk iki sezonunu çıkarırsak harika bir dizi gossip girl, çocukça lise yıllarını geçtiğimiz zaman gerçekten çok oturaklı bir dizi olarak karşımıza duruyor, hele benim gibi hüzün peşinizi hiç bırakmıyorsa.. ilk sezonları serena ve nate etrafında geçerken son 2 sezonda bu dan, chuck ve blair yörüngesine girdi ki diziyi zirveye çıkaran da bu oldu bence. dan’in sevgisi, chuck ve blair’in ne senle, ne sensiz diyalogları, müzikleri, hayal kırıklıklarıyla tam bir dramaya döndü dizi. tam kavuştu derken ayrılmalar, son bölümdeki lady diana göndermesi, verdiği ara ve işte yeni bölüm, bunları yazma sebebim de bu aslında, yeni bölümü izlemeden önce olacaklardan korkmam, chuck’ı öldürebilecek bir senarist tanımıyorum ben ama yine de insanın aklında kalıyor. bunların yanında modayı seven insanlar için de çok iyi bir deneyim, chuck’ın takım elbiselerine hayran olmamak elde değil. papyonları da cabası. uzun lafın kısası, müzikleri, chuck’ı, hikayesiyle gossip girl şu an tavan yapmış durumda, az sonra izleyeceğim yeni bölümünden önce bunları tarihe not düşmek benim için iyi oldu.
kısaca da big bang theory’den bahsedeyim. sanırım en temiz dizi bu, tamamen komedi, arka plana herhangi bir plan ya da dram bulamıyoruz. salt haliyle eğlendiriyor, karakterleri de yakın bulmam sebebiyle beğenerek takip ediyorum. çizgi roman okuyan, oyun figürleri toplayan, titiz, biraz asosyal ama kendilerine göre sosyal, “yalnız” insanlar görüyoruz, bir de hintilileri, sarışın komşuları ve sapık bir arkadaşları var. filmlere, dizilere atıflar oldukça eğlenceli. ve sheldon’ın da söylediği gibi, “para biriktiriyorum çünkü almak istediklerim henüz icat edilmedi” 100. bölüm öncesi değinmeden edemezdim, umarım ben ölene kadar devam eder bu dizi.
yeni dizilerden person of interest’te aksiyon açığımızı kapatıyor bunca komedi’nin arasında. V’deki number six ile lost’un ben’ini bulaştıran dizi, ilginç bir senaryoya sahip ve izlenilebilir kıldı ilk sezonuyla beni. az karakterli dizileri sevmesemde başrol oyuncuları karizmalarıyla işi götürüyor.
şu an ara veren dizilerden the walking dead ile game of thrones ve tabii ki leverage var izlediklerimden ama onlar da başka güne, zira izleyecek yeni bölümler birikti, ve karnım acıktı.
Yoruma kapalı.
