yeni yıl
bugün yılbaşı, esasında sonu, bu bir ikilem, girmek istemediğim. bugün yazabilirim, diğerlerinden farklı, tabi bu her zaman yazacağım anlamına gelmez, zaten kimin umrunda ki?
yılbaşıları tuhaf benim için, mutlu bir yılbaşı hatırlamıyorum ben. hep bir hüzün barındırıyor o yüzden yılbaşıları benim için, bugün olduğu gibi. mutsuz sayılmam, değilim de, ama bir şeyler eksik işte, söyleyemiyorum, tanımlayamıyorum. belki de boşluğu dolduğu zaman betimleyebilirim ancak, şimdilik söyleyebileceğim sanırım boşluk. ve o his.
bazı yılbaşlarında yalnız kalabalık içinde kalırdım, kalabalık bir grup içinde ama onlardan uzakta, “aa öyle mi” “evet ya haklısın” “hehehe” gibi katılırdım sohbetlere, fazlası yok gibi bilmiyorum. bazen de bugün olduğum gibi yalnız olurum.
terkediş
gidiyorum ben. kişisel sebeplerden ötürü terkediyorum burayı diyebilirim, ama demeyeceğim. geri dönecek misin diye soran olursa, “kim bilir” diyebilirim ki, ama yakınlarda değil, farkındayım.
gidip insanlar arasına karışacağım, umursuyor gibi yapacağım. taa ki, tekrar onlara dair umudumu yitirene dek, işte o zaman geri döneceğim. hayat yeni bir şansı hakeder. belki de denemeye değer bu sefer.
siz insanları terketmeyin, aksine bekleyin onları ne olursa olsun. beklemek sadakatin eseridir, onlara değer verdiğinizi gösteri. bekleyin, taa ki beklediğinizin aksi istikamete gittiğini kabul edene kadar. o zaman aranız açıldıkça açılır, beklemenin bir faydası yoktur artık, yürümeye başlamalısınız.
yürüyün evet, hadi. gidin “işi” olan insanların arasına karışın onlardanmışçasınıza. sizi muhtemelen farketmezler, çünkü bir yerlerde, bir şeyler olmanın telaşıyla “meşgul”dür onlar. hep bir acele ve bir yere yetişme telaşıyla aralarına kaynayabilir, bir süre izinizi kaybettirebilirsiniz.
umut bu topraklardan gitmişti, şimdi de benim sıram geldi.
sevmek
sevmek şüphesiz ki zor bir iş, yazması kadar zor. tuhaf, okul ve iş dolayısıyla yeni bir çevre ediniyorum. yani bir sürü yeni insan görüyorum. isimler uçuşuyor, karakterler.
hiç kimseyi sevmiyorum, yeni tanıdığım hiç kimseye ısınamıyorum. eğlenmediğim söylenemez, oldukça fazla malzeme veriyorlar, bir de ironinin sözlük anlamını bilseler her şey daha kolay olurdu aslında. tamam bu bir tarafı ama uzaklar ya, gerçekten hiçbir şey ifade etmiyor, onlara karşı bir his duymuyorum, sevmiyorum ya. hiç yoklar sanki. ben gözükmeyen bir ruh gibi dolaşıyorum sanki aralarında.
