perdeler
geçen nikaragua’dayım gene, çok güzel bi’ yer gidin derim. pasifik denizi gören iki bulvarın kestiği bir yer var, adı sun set point, bakar mısın güzelliğe, en ucunda da tahtadan yapılmış bir bank, oturunca gıcırdıyor. ilerde batmak üzere olan güneş, denizi başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz renklere boyuyor, siz de keyifle izliyorsunuz. iki bulvar demiştim, birisini adı broken dreams boulevard diğeri de lonely road. bankın olduğu yerde yüksek aslında, düşseniz ölmeniz muhtemel, sanki intihar edilmek üzere özel olarak yapılmış orası, muhteşem üçlü olmuş, her şey hazır, tek eksik kendinizi uçurumdan bırakıp kuşlara karışmanız, tek engel beyaz boyası dökülmeye yüz tutmuş metal bir çit. orada durup gözleri kapamalı, belki o zaman uçulabilir.
elimde kitap, okuyorum. kitabın adı perdeler, tuhaf bir roman bu. 25 yaşında bir çocuğu anlatıyor, suçu perdelere atan bir çocuk bu.
nasıl mı?
uyku sorunu yaşıyor bu çocuk, unutmadan kitap günümüzde geçiyor. hatta biraz ileride.. çocuk öldüğünde 2012 yılı bitmek üzereydi. ama nasıl öldüğünü anlamadım, vaktim yoktu kitabın sonuna kadar geldim.
neyse efenim, perdeler diyorduk. bu çocuk uyku problemi çekiyor yıllardır, yıllardır dediğime bakma, 4 ya da 5 yıldır olmalı. zaten 25 yaşındaki çocuğun ne derdi olsun uyku problemi çektirecek! bu çocuk uyku problemi yaşıyor ama nedense böyle bir şey yokmuş gibi davranıyor, aslında suçu da perdelere atıyor hep. kendince sağlamasını doğru yaptığı için bunu sorgulamıyor asla. saat 00.00 da ya da 02.00 de 03.00 de yani ne kadar geç yatarsa yatsın, saat 7.30-8.00 aralığında daima uyanmış oluyor.
perdelere suçu atmasının sebebi ise perdelerin odasını uyumak için yeterince karanlığa boğamaması. hatta bu süreç zarfında 3 kere ev değiştirmiş çocuk ama uyku problemi hiç düzelmemiş, çünkü hep o perdeleri kullanmış. ve kendince yaptığı sağlama ile o perdeler olduğu sürece doğan güneşle beraber perdeler güneşi engelleyemediği için erken uyanmasına sebep olmuş. böylelikle herhangi bir uyku sorunu olduğunu kabul etmektense olayı perdelerin zaafiyetine bağlayarak bu durumdan mantıklı bir açıklama yaparak kurtulmuş ya da kurtulduğunu sanmış. böyle bakınca hak vermemek elde değil, tuhaf bir hikaye çünkü.
neyse gel zaman git zaman, çocuğun hayatında bazı değişiklikler olmuş, buraları söylemiyorum ki kitabın büyüsü bozulmasın. çocuk yıllar sonra perdelerini değiştirip odasını tamamen karanlığa gömecek bir perde taktırmış uyuduğu odasına. aslında tuhaf, bu demek oluyor ki çocuk iradeli şekilde ne zaman istese uyku problemini çözebilecek erdeme sahipmiş. ne de olsa uyuyamamasının tek sorunu güneş ışınlarını engelleyemeyen perdelermiş.
çocuk sipariş ettiği perdeleri “o gün” büyük bir heyecanla takmış. artık uyku problemi yaşamadan sabahları saatlerce uyuyabilir, yıllardır yaşadığı mutsuzluğu defedebilirmiş böylelikle.
ilk gün uyandığında, gerçekten tüm odası karanlıkmış, önce sevinmiş, amma uyudum diyerek, saati eline aldığında üzerinde 06.57 yazısını görmüş, inanamamış. önce alışkanlıklarından dem vurup aldırmasa da sonraları 07.12 07.05 07.28 07.44 … günler boyu sürmüş… ve bir an gelmiş ki artık vazgeçmiş. yıllar sonra, uyuyamamasının sebebinin perdeler olmadığını anlamış. dehşete düşmemiş ama üzülmüş, düşünmüş ve tekrar üzülmüş.
günlerden bir gün, saat 07.26’da uyandığında, huysuz ve mutsuz şekilde banyonun yolunu tutmuş.. yüzünü yıkamamasına rağmen yüzü ıslakmış, ağlıyormuş kendini durduramayacağı şekilde.. iç çekmeleri hıçkırıklar takip etmii, uzun yıllardır öyle ağlamamış çocuk. üzülmüş, susmuş sonra…
o hıçkırıkların arasından tek bir kelime anlaşılabilmiş.
yanılmışım
Yoruma kapalı.
