21 Aug
2011
Kategori: kitap    |    Saat: 15:27
Yazar:     |    3 Yorum

birbirimize söyleyemediğimiz onca şey

ne de güzel ismi var değil mi marc levy’nin eserinin. adını duymak bile içinde sıcacık bir gülümsemeye yol açmıyor mu? açmıyorsa geri kalanını okumana gerek yok zaten bu yazının. ne çok şey vardır değil mi insanların birbirine söylemek isteyip de söyleyemediği… onların hikayesi bu. bazı bazı pişmanlıkların. çok uzatmaya gerek yok, bir baba ile kızının hikayesi, kızının hayatını yaşamının farklı yerlerinde nasıl değiştirdiğinin hikayesi. yani anthony ile juila’nın..

bazen olur ya, söylemek isteriz ama söyleyemeyiz, o zaman bakışlar anlatır çoğu şeyi, ya da eylemler. o “şeyler” ağzımızdan dökülmez, belki itiraf etmekte zorlanır insan. o zaman devreye vücut dili girer. bir bakış, ufak bir gülümseme; anlayana ne de çok şey anlatır aslında…

iki dostun hikayesi bu aynı zamanda.. birbirine karşılıksız bağlılığın, hep yanında olmanın, destek çıkmanın hikayesi. yani juila ile stanley’in…

dostluk neydi sahiden, kelimelere döküldüğü gibi “sormadan dinleyen, söylemeden anlayan mıydı” var mıydı gerçekten bunlardan hala yaşayan? cevabı bilinmeyen sorular bunlar.

aslında iki eski aşkın hikayesi bu. bir yanda gençlik ateşinin, yıllar sonrasında küllerinin hala taze kaldığı… umudu kesmemenin, ama beklemenin efsaneleştiği bir aşkın hikayesi.. yani julia ile tomas’ın hikayesi…

diğer yandan da bir hatanın, yanlışlığın, tezatlığın hikayesi. yani julia ile mark’ın…

18 saat geçirdiğim basel havalimanını çekilir kılan kitap “birbirimize söyleyemediğimiz onca şey”. eğer o olmasaydı nasıl geçerdi o saatler bilemiyorum, 250 sayfa kadarını basel’de okuyup, kah uyuyup, kah ara vermiştim. şüphesiz gece uzundu. son kalan 50 sayfasını da barcelona kesin dönüşü, uçak trabzon havalimanına tekerleklerini kondurmadan hemen önce bitirmiş, yüzümde bir gülümseme belirmişti.

kitap boyu bir takım şeyler düşünüp duruyorsunuz, acaba şöyle mi olur yoksa böyle mi diye bir takım hesaplamalar yapmamak kaçınılmaz. 290. sayfayı bitirdiğimde, ilk tepki kocaman bir “biliyordum evet” oldu, dahası bir sürü mutluluk hormonu salgıladı vücudum, çünkü mutluluk güzeldi. son kalan 3-4 sayfanın 290. sayfa paralelinde geçmemesi olanaksızdı. mutlu sonlar güzeldir ya, evet. en azından beklediğine değer.

romanlarını okuduğum için şanslıyım marc levy’nin. ve şimdi kapağında kız kulesinin olduğu son romanının türkçe’ye çevrilmesini beklemekten başka bir şey gelmiyor elden.

3 Yorum

  • bu özetmi

  • ?

  • merhaba,

    evet sanırım özet denilebilir. aslında kitapta ne olduğundan çok kimlerin olduğunu söylüyor galiba, birazda kendi fikirlerim ve genel olarak neden bahsedildiği. bilemedim tam özet olup olmadığını. ama her şeye rağmen tavsiye ederim okumanızı.)