sona yaklaşırken
düşünmek için oldukça fırsatım oldu son günlerde. hazır sınavlarım da bitmişken yapacak başka bir şeyim yoktu. neden yaptığımı bilmediğim bir şekilde birkaç yüksek lisans başvurusunda bulunuyorum, yok ama olmaz sanırım.
neyse konumuz bu değil, hayatımız. garip, hayatımız hayallerimiz ve gerçeklik arasında bir yerde geçiyor. genelde hep hayal ettiklerimiz olsun diyoruz ama neticede gerçeklik karşımıza çıkıyor, o an gözlerimizi açtığımızda da gerçekliğin bizim gözlerimiz kapalıyken düşlediğimiz gibi olmadığını görüyoruz. bunu yaşamak iyi mi kötü mü karar veremiyorum. ama kırıcı olduğu kesin.
ben mesela, öyle ya da böyle sonuna geldim üniversite hayatımın. hiç iyi değildi belki ama böyle hayal kırıklığı içersinde biteceğini de düşünmüyordum. hafif şaşkınlık, biraz da burukluk oldu haliyle. yine de sessizim, belki içten içe böyle olacağını bildiğim için hazırlıklıydım buna, bilemem.
bugün evi toparlamaya başladım. henüz gitme fikrine alışamamış olsam da bi yerden başlamalı. tüm kağıtları döktüm ortaya, heh, dilleri olsalar da konuşsalar, işime yarayacağını düşündüklerim çok azdı, gerisini ayırdım geri dönüşüme göndermek üzere. üst üste koyunca 40 cm felan oluyor sanırım. model oyuncaklarımı da kutuladım tekrar, yuvarlak masa şövalyeleri de diğer biblolarım da artık yeni yerlerini bulana kadar bir süre kapalı kalacakalar, içki koleksiyonumu ne yapacağıma karar veremedim henüz. o iş biraz canımı sıkabilir, iyi bir formül gerek.
evet evet, kırgınım biraz. bazen durup düşünüyorum da, neyse.
Yoruma kapalı.
