bugün
annem aradı. artık yazdıklarıma bir başlık bulamıyorum bu arada, zaten yazdıklarım başlık bulunamayacak kadar gerzekçe. dizimin filmlerini sordu, bir de sakın bizden habersiz ameliyat olayım deme dedi. gerçekten dizimden ameliyat olacağımı mı düşündü acaba? ya da hayatında hiç kimse yokmuşçasına yaşayan oğlunu uyarmak mı istedi bilemiyorum. ders çalışmalıymışım ayrıca, telefonu kapatınca çalışmaya başlıyorum dedim, güldü.
vitamin’in bir şarkısında diyordu; yine bize esmer günler doğuyor diye. bıkkınlığın, boşvermişliğin ilerisindeyim. konuşmak istemiyorum, yani aslında konuşamamak da olabilir bu. ve o kramplar.. sonu olmayan bi yol bu. hiç olmadığı kadar mutsuzum, bu hayat yine çok zor günler yaşıyor.
biraz barcelona’dan bahsedeyim, hem yarıda bıraktığım bir şeyi tamamlamış olurum belki. barcelona’da insanlar zarif, insanlar şık demiştim ya, sırrı arka sokaklarında.. gotik şehre giriş yaptığınızda karşınıza çıkan o butikler barcelona’ın sırrını veriyor. bakakalıyor insan, zamanı olsa, her dükkana girip bir şeyler denemek istiyor.
nou camp futbol tutkunları için şüphesiz barcelona’nın en etkileyici yerlerinden.. yıllarca televizyondan izlediğin o büyüleyici stadı gezmek, o havayı solumak olağanüstü. kupalarından, soyunma odalarına, yedek klübelerine kadar.. orada olmak tek kelimeyle harikaydı. çok sevdim barcelona’yı, insan gidip orada her şeyden ve herkesten uzak bir şekilde yaşamak istiyor.. ne olacak ki?
Yoruma kapalı.
