26 Aug
2010
Kategori: hayat    |    Saat: 13:40
Yazar:     |    Comments Off on diz ağrısı

diz ağrısı

hani derler ya aşk ağrısından büyük ağrı, acı, sızı olmaz diye; yalanmış. diz ağrısı da bir o kadar belki daha da fazla ters köşeye yatırıyormuş insanı. mart ayında talihsiz bir şekilde sol diz ön çapraz bağlarımı yırttığımı öğrendiğimde -aslında teknik olarak nisan, çünkü doktora bir ay sonra gitmiştim- bu kadar kötü olabileceğini düşünmüştüm ama yaşayınca daha başka oluyormuş be.

ameliyat olma umuduyla gelmiştim trabzon’a, sonuçta canım yanıyor, doğru dürüst yürüyemiyor, koşmayı hayal dahi edemiyordum. ancak olmadı doktor bey ameliyat tavsiye etmedi, muhakkak kendine göre geçerli sebepleri vardı, ama benim de vardı. babam da yer arıyo zaten doktor futbol oynamazsın dediğinde tamam oynamaz diyerek nokta koydu. aslında unutmuş gibiydim hatta dizim biraz düzeldi, topa yavaş da olsa vurabiliyorum çok hafif tempo koşabiliyorum, belki 3-4 ay sonra daha hızlı koşabilirsem tekrar oynayabilirim futbol, neden olmasın.

ama şimdi futbol oynayanlara tellerin arkasından bakmak içime oturuyo resmen, hele bariz ileri uçta eksikliğimin hissedildiğini görünce daha da artıyor:) harbi futbol oynayamamak çok kötü, keşke dizim ameliyat olmamı gerektirecek kadar kötü olsaydı o zaman en azından futbola dönebilirdim, şimdi ki durum ne senli ne sensiz, ne ameliyat olacak kadar kötü, ne de futbol oynayacak kadar iyi! o yüzden okullar biran önce açılsın da ankaraya gideyim bile diyorum, en azından görmem. o değil de bugün liverpoola pis çakacaz, efsane formamızı giyip stadta yerimizi alalım bakalım durumlar ne olacak.

Yoruma kapalı.