birden çok şey
yazasım geldim ve burdayım, bi kaç şey var; tarihe not düşmeli.
staj yapıyorum bu aralar, ama nasıl bi ben biliyorum. aslında çok janjanlı herkes ohae diyor nasıl ayarladın iç işleri bakanlığında diye hem de dış ilişkiler ve ab dairesinde! vay anasını olacak iş değil, işte bakan beyi biliriz biz o ayarladı diye sırıtıyorum içimden ama gülmüyorum. neredeyse her gün ayaklarım geri gidiyor, bi kaç gün de soruyorum niye oradayım diye.. aslında çok mantıklı bi sebebi var, neyse. orada olmanın bi faydasını görecek miyim diye sorarsam doğruya yakın cevabı evet olmalı ama ben sanmıyorum, hiçbir işe yaramayacak evet siviye yazarız ama o kadar. bir hafta da geride kaldı bu saatten sonra bıraksam nolur? hiçbir şey, bırakmasam? onunda pek farkı olduğunu düşünmüyorum ama meclise felan gidecez ya, görmüş oluruz hiç olmazsa, zaten son gün yok, bir gün de sunumlarla geçecek, demek ki 2 gün sabretmem gerekiyor, yapabilirim herhalde ya ne olacak, ne kadar kötü olabilir ki, ne kötüler görmüşüm ben.
aslında asıl ne işim var benim burada demem cumartesi sabahı oldu, aslında daha evden çıkmadan neden bu saatte ayaktayım diye sorduysam da kendime, bi amacı olmasa da yaklaşık 30 dakika sonra ayakta olacaktım zaten o yüzden o zamanlık es geçtim. ama saat 9a gelmeden kendimi okulumda kpss sınavına girmeye giderken dan dan diye vuruyordu içerden bi ses ulan senin ne işin var burada diye, bunlara ek etrafımdaki insanları gördükçe o ses git gide kuvvetlendi. gerçekten hala cevabını verebilmiş değilim, ne işim vardı orada, yaşını başını almış adamlar işe girebilmek için yuvarlak karalamak zorundalar, ne kötü. nerede olmak istediğimi hala bulamamış olsamda, -gerçi buldum galiba onu da- o sabah itibariyle nerede olmak istemediğimi kesinlikle buldum, bu kpss işi hiç bana göre değil, sanırım yapamıcam, zaten bunu sınava girince daha bi iyi anladım, nasıl bi can sıkılmaydı o? ulan son 15 dakika çıkmaya izin vermiyorlar diye ingilizcenin son 15 sorusunu okumadan verdim ve terkettim koşarak uzaklaştım, zindan gibiydi.
aslında daha kötüsü bugün oldu, dün yaşananlardan sonra bugün öğleden sonra girmem gereken oturuma girmeme kararı almıştım, ama aldığım bir ayakkabıyı değiştirmek üzere ister istemez cepaya gitmek durumundaydım, velhasıl kelam madem evden çıktın olm selçuk bu sınava da girersin sen diyerek kendimi odtüye ışınlayıverdim. girdiğimiz yer de odtü değil aslında istanbuldan önce son çıkış, havacılık ve uzay mühendisliği! taa bi ucunda kampüsün, hatta geri yürüyerek eskişehir yoluna gitmek sayıyla 45 yazıyla kırkbeş dakika tutuyor, evet yürüdüm. dedim ya asıl katliam bu alan testinde yaşandı diye. 5 tane test var 40ar sorudan, uluslararası ilişkiler ve kamu yönetimi benim bi nebze olsun yapmayı umduğum testlerdi, diğerleri istatistik, ekonometri ve çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri denen ne irdüğü belirsiz şeylerdi, evet şey. sınavın süresine bakar mısın bide tam tamına üç buçuk saat olacak iş mi? neyse diyerek kendi bölümümün sorulardan başladım yapmaya ama acaba üç yıldır ben ne okuyorum diye sordum kendi kendime.. herhalde rahat 10 boşum en az o kadar hatta daha da fazla yanlışım vardır, aynısının biraz fazlası da kamu yönetimi için geçerli. diğer 3 testte bakmadım bile. ve sınav başladıktan 40 dakika sonra sınavla işim bitmişti artık benim, çıkmak istiyordum ama başaramadım.
– ee şey ben bitirdim de çıkıcam.
– hayır çıkamazsınız
– ama bitirdim ben
– olsun 105 dakikadan önce çıkarmak yasak
nee 105 dakika mı? ulan ne yapıcam ben diyerek kafayı yedim ama mecbur beklicekmişiz, sinirlendim neyse saçma testlerden çekoyu açtım dedim belki yaparım, işte en azından soruları okuyarak zaman geçirdim bu sırada da 15 kadar işaretledim 25 dakika daha geçti ama gözetmene göre daha 40 dakika var. artık sıkıntıdan, sinirden, benim burada ne işim var soruları arasında patlamakta olan ben pes etti, eşyalarımı topladım ve yasaları çiğnedim 105 dakika olmadan çektim çıktım, dedim ister sayın ister iptal edin, artık çoğu şey de olduğu gibi umrumda değil lan ne yaparsanız yapın. umrumda değil sınavın iptal edilip edilmeyeceği. gerçi dönüş de pek hoş olmadı dediğim gibi 45 dakika ya boru mu ulan 45 dakikada burdan istanbula giderim uçakla, ama bi odtüden çıkamadık arkadaş.
bir de şunu söyleyip bitireyim içimde kalmadan, abi ben çok sıkıldım bu bardağın dolu tarafı geyiğinden he, yeter ama ya yorulduk be bardağın dolu tarafını görmekten..
Yoruma kapalı.
