12 Feb
2010
Kategori: kitap    |    Saat: 16:31
Yazar:     |    Comments Off on sizi tekrar görmek

sizi tekrar görmek

evet sizi tekrar görmek, marc levy’nin keşke gerçek olsa romanının devamı olan kitap. bu ne ya neden böyle bi tanım kasma gereği duydum bilemiyorum. neyse kitaba geçmeden önce keşke gerçek olsa’nın filmi hakkında ik kelam edelim. filminin çekildiğini öğrendiğimde içimde bi mutluluk olmuştu ne de olsa insan okuduğu romanın görsel canlandırmasını merak eder, bundan doğal bir şey olamaz da izledikten sonra ortaya çıkan kötü şeyi görünce sevincimin boşa olduğunu gördüm. çünkü “just like heaven” adıyla çekilen film, kitap karşısında o kadar başarısız ve özensiz ki filmi izlerken resmen üzüldüm. hikaye çok soyut anlatılmış, hatta çoğu karaktere bir şekilde değinilmemiş bile. zaten hangi kitap uyarlaması gerçek okurları tatmin etmiştir ki bu etsin demekten alı koyamıyorum kendimi. o kadar abartı ki hatta kitabın yarısına filmde neredeyse değinilmiyor bile. ben ki yüzüklerin efendisini filminin tom bombadil’i es geçtiği için PJ’ye olanca küfürler sarfetmişim, bu filmi kim yönettiyse onu affetmem mümkün değil. diyeceğim kısaca şudur ki kitabı okuyanlar için just like heaven filmi hayal kırıklığından öte olamayacaktır. okumayanlar içinde klasik romantik-komedi kalıbında bi film olduğunu söyleyebilirim. haa bir de o var, allah aşkına kitapta komedi adına ne gördünüz de öyle yaptınız? neyse takılmamak lazım herhalde. bu arada hatırlatma fayda var acaba bu kitabında filmi çekilir mi yani devam eder mi diye? olanaksız çünkü ilk kitap ile filmin sonu aynı değil yani ilk filmde hikaye bir şekilde sona eriyor devam edecek bir şey kalmıyor. ama ya kitap öyle mi?

sizi tekrar görmek’i trabzon’a dönerken uçakta okumaya başladım. geldikten sonra hemen bitirip “gelecek sefere” ve “karanlıktaki adam”ı okuyacaktım sözüm ona, ama kısmet olmadı. öyle kaldı kenarda günler boyu ama hep aklımdaydı şunu okusam okusam diye iç geçiriyordum. zaten uçakta çok okuyamamıştım 40 sayfa felandı o yüzden tekrar elime aldığımda baştan başladım okumaya zaten topu topu 250 sayfa kadar çok uzun değil evet ve bitirdim nihayetinde. yine zevkli ve sürükleyici kendinden koparmayan acaba ne olacak diye soru işaretleriyle geçen güzel bir romandı. okurken kimi zaman yüzümde kocaman gülümsemeler varken kiminde de kahkahalar eksik olmadı.. aynı şekilde üzüldükte…

sizi tekrar görmek’te arthur ile lauren’in yollarının tekrar kesiştiğini görüyoruz.. ama öyle kolay değil uzun zaman boyunca arthur’un yaptığı fedakarlıkları ve içine kapanıklığına tanık oluyor onunla beraber üzülüyoruz. paul’un her zamanki gibi arthur’u hayata döndürme çabalarına ve sıkı dostluğunu görüyoruz. yazar ilk romandaki bazı küçük karakterlere ikinci kitapta da yer vermiş. rolleri belki çok küçük ama kitabın gidişatında o kadar güzel bir rol oynuyorlar ki anlatamam. dedektifimizin hikayeye girdiği bölümün tümünü yüzümde kocaman bir tebessümle okudum, şahaneydi.. küçük raslantılar fevkalade hoşuma gitti. hele yine huysuz dedektifimizin acı hardal bölümü yok mu? işte orada kocaman bi kahkaha patlattım… acaba günün birinde böyle bir olay benim başıma da gelebilir mi diye düşünmeden edemedim:) hayır ama ben öyle bişey yapmam kattiyen!

ancak bu güzel sahnelerin yanında üzüntüye boğulduğumuz yerler de yok değildi. özellikle levy bu bölümlerde hayat ile ilgili inanılmaz tespiler sunmuş etkilenmemek mümkün mü acaba arthur’un annesiyle dertleşiyor gibi yaptığı bölümden? ona yaşadıklarını anlatırken söyledikleri ne kadar da iç sızlatıcı ama bir o kadar da hayatın içinde olan gerçekleri. ne diyeyim ki? uzun lafın kısası okurken zevk alacağınız okuduktan sonra da mutlu olacağınız bir kitap var karşınızda.

“bugün onsuz yaşıyor olsam da, bundan böyle asla yalnız olmayacağım, çünkü o bir yerlerde yaşamaya devam ediyor”

Yoruma kapalı.