24 Dec
2009
Kategori: hayat    |    Saat: 00:45
Yazar:     |    2 Yorum

fiktif intihar mektubum

evet gerçekten de “içimde garip bir his var”

kimse üzülmesin, bu kararı almamda hiçbir kişi, kurum ya da kuruluşun en ufak bir tesiri yoktur. tamamen kendi inisyatifim dahilinde ve bilinçli bir şekilde bu kararı almış bulunuyorum. herhangi bir olayın da bu kararı almamda etkisi olmayıp, beni bu davranışa itmiş bulunmamaktadır.

ilginç ama bir o kadar da güzel. hayatımın son gün ve saatlerini en azından çok sevdiğim bir şehirde yani istanbul’da geçireceğim, hayatın yaptığına baksana halbuki bu seyehati planladığımda bu hiçte aklıma yoktu, ama hayat dedikleri de böyle bir şey sanıyorum.

aileme; annem, babam ve abime; hepinizi hep çok sevdim. ne var ki bunu gösterememiş olabilirim. sizi belki çok üzmüş olabilirim, belki bu sefer daha da üzeceğim ama inanın en doğrusu bu. annecim, hani ben beni sevmeye, öpmeye çalışırken hep anne bu ne ya diye çıkışırdım ya sana, rol yapıyordum aslında çok hoşuma giderdi, canım annem benim. biliyorum benim için hep iyisini istedin. eğer sana layık bi evlat olamadıysam affet beni. üzülme diyemiyorum, üzüleceğini biliyorum ama unutma ben sen istediğinde seni izliyor olacağım, çok seviyorum seni ve senin evladın olduğum için gurur duyuyorum hep mükemmeldin. babacım dedim ya sevgimi gösteremiyorum diye, gerçekten öyle inan, sizi sevmeme gibi bi ihtimalim olabilir mi? ama hayat beni bu yöne sürükledi sanıyorum, gerçekten çok üzgünüm, keşke yıllar öncesine dönüp bazı şeyleri tamir etme şansımız olsaydı ama ne yazık ki bu artık mümkün değil. abim, hep kavga ederdik küçükken değil mi? büyüdükten sonra da pek az konuşur olmuştuk, ama inan sana olan sevgim ve saygım hep sonsuzdu, ne kadar hıyarlık yaptıysam sen her zaman ordaydın ve ne zaman bir şeye ihtiyacım olsa sen yine ve yine orada yani yanımdaydın. keşke sana daha iyi kardeşlik yapabilseydim, ama elimden gelenin en iyisi bu oldu, özür dilerim.

hiçbirinizin hakkını ödeyemem, üzülmeyin de diyemem çünkü sizlere nasıl bir acı vereceğimin farkında değilim ama inanın içimde ki varoluş acısı en az sizin yaşayacağınız acı kadar büyük. diliyorum ki bu kötü hadiseyi bir an önce atlatır, beni zihninizdeki en masum şekilde anımsarsınız. hepinize sonsuz teşekkürler…

arkadaşlarıma, sizlere pek bir şey söylemeyeceğim, çünkü gerçekten aramızdaki bağ kuvvetliyse beni anlayacağınızı biliyorum ve sizler hakkında ne düşündüğümü tahmin ettiğinizi biliyorum. ancak ben aranızda olamayacağım diye bana verdiğiniz çocuğumuzun adını selçuk koyacaz sözünü unutmamanızı istiyorum, lakin bunu yerine getirmezseniz, özel izin alır gelirim baştan diyeyim. yanımda olduğunuz için hepinize müteşekkirim, hiçbirinizin hakkını ödeyemem, benim için yeriniz her zaman çok ayrı ve özel oldu, bunu bilmenizi istiyorum, hiçbiriniz hakkında en ufak bir kötü düşüncem yoktur, umarım ki hayatınız benimkinden çok daha güzel ve mutlu geçsin. umarım gidişime çok üzülmezsiniz, arada bir adım geçince yüzünüzde bir tebessüm bırakabileceksem tüm yaşadıklarıma değmiş demektir bu 23 yıllık ömür.

akrabalarıma diyecek çok sözüm yoktur, umarım hayatların da istedikleri ideallere ulaşabilirler ve sağlıklı mutlu bir yaşam sürerler.

bir sözüm de arkadaş kisvesi altına bürünen insanlara olacak, intihar ediyorum diye iyi bir şeyler söyleceğimi düşünmeyin sakın. hepinizden tiksiniyorum ve midemi bulandırıyorsunuz, umarım son saatlerimde aklımın herhangi bir yerine gelmez son saatlerimin keyfini kaçırmazsınız. samimiyetsizlikleriniz, sahtekarlıklarınız, menfaatçiliğiniz, sadakatsizliğiniz, bencilliğiniz umarım başınıza çok kötü şeyler getirir.

bir de insanlığa sesleniyorum, siz siz olun, haketmeyene hakettiğinden fazla değer vermeyin, küçüklerinizi sevin, büyüklerinizi sayın. yaşlılara yardım edin, sokak köpeklerine süt verin, engelli vatandaşları hor görmeyin, onlardan bir farkınız olmadığını anlamanız için çok şey yaşamanızın gerekmediğinin farkına varın. devletinize sahip çıkın, verginizi verin, dürüst olun. ne söylediğinizi bilerek konuşun. yapmacık olmayın, doğrularınızı savunun. sizin özgürlüğünüz başkalarının aynı haklarının gasp edilmesi anlamına gelmediğini benimseyin. ne diyeyim daha doğrusunu siz öğrenir ve yaparsınız diye ummaktan fazlası şu an gelmiyor elimden..

vasiyetim aşağıdaki gibidir, gereğinin yapılması tek isteğimdir.

giysilerimden ailem istediklerini sakladıktan sonra arkadaşlarım da istediklerini kullanmak veya hatıra saklamak üzere alabilir. geriye kalanları gerekli yardım kuruluşlarına abimin iletmesini istiyorum..

kitaplarımın tümünü küçük bir okula bağışlamak istiyorum, bu isteğimi de abimin yerine getireceğini umuyorum.

banka da bu yaz yapmayı planladığım amerika seyahati için biriktirmiş olduğum bir miktar para var. şifresini abim biliyor. abimden ricam, kitaplarımı bağışladığı okula güzel bir kitaplık yaptırması, para yetmezse tamamlamasını rica ederim, eğer artarsa kalan parayla çocuklar için kitaplar alınsın.

oyuncaklarım ve hobi eşyalarımla odamda bir köşe oluşturulsun, minik bir sergi olmasını istiyorum. güzelce bir vitrininin içine koyun çünkü tozlanıyorlar. bir de abi yuvarlak masa şövalyelerinden birinin kolu kırılmıştı, benim yapıştırmaya vaktim olmadı, lütfen onunla da ilgilen.

bazı mühürlenmiş kutuların içlerinde ufak tefek şeyler bulunmakta, bu işi de abime veriyorum. (kusura bakma gider ayak yordum seni:) açtığın kutuların içindekileri bahsi geçen kişiler kabul ederse onlara ilet yok eğer etmezlerse hepsini yakmanı istiyorum, içlerindekilere bakıp bakmamayı sana bırakıyorum.

köye diktiğim çiçek ve fidanlara iyi bakılsın, fidanlar ağaç olup ilk meyvesini verdiğinde bi kase de bana getirin. ve insanlara dağıtın.

mezarımın sizin yanınızda olmasını istiyorum. o yüzden büyük dedemin yanına değil, sizler de benim yanıma geldiğinizde 4ümüzün yan yana olabileceği bir yere gömülmesini istiyorum.

trabzonspor şampiyon olduğunda bana da haber vermeyi unutmayın.

son olarak kendimi boğazın serin sularına bırakmadan bir kaç saat önce yapacaklarım var…

önce pierre loti’de güzel bir kahve içip doyasıya istanbul’u seyredeceğim. bi tavla kaptığım gibi 70lik bir delikanlı bulup geçeceğim karşısına.. “hadi dayı salla bakalım zarları” bir yandan tavla oynarken, “dayı ya ne olacak bu memleketin hali” diyip her şeyi unutacağım.. muhtemelen yenilip helallik aldıktan sonra sessizce uzaklaşıcam oradan..

ortaköy’ü çok sevmişimdir hep, belli olmuyor mu zaten? bir avuç mısır alıp kuşları beslemeye gideceğim, iskeleye oturup asırlara tanıklık eden şehrin kargaşasından soyutlanıp derin bi nefes çekip haykıracağım tüm gücümle.. neydin sen be!!

bi taksi çevirip abi karşıya ama fatih sultan mehmet’ten gidelim diyeceğim.. dedim ya ortaköy’ü çok seviyorum diye, kendimi ortaköy açıklarının serinliğine bırakmak istiyorum.. köprünün yarısına gelmeden abi çok önemli durabilir misin bir iki kare poz çekmem lazım sergi için diyip taksiciyi kandıracağım.. kendisine bol bahşiş bırakacağım.. kısa mesafe yolda taksiye bindiğim için bana duygu sömürüsü yapıp kendimi kötü hissettiren, öküz ankara’nın adi bir taksi şöförünün inadına.. abi bunla çocuğuna güzel bir oyuncak alıver diye ekleyeceğim inerken..

orada tek başıma kaldığımda koruluklardan atlayıp derin bir nefesle boğazın esintili havasını dolduracağım ciğerlerime… son dakikalarımda bu unutulmaz manzarayı fotoğraflayacağım…

daha sonrası boşluk…

ben düşerken yanımdan yaz ayında vapurla karşıya geçerken fotoğrafını çektiğim martı geçecek. kulağına fısıldayacağım, ben de senin kadar özgürüm artık… ve sonra buz gibi soğuk kaplayacak içimi.. yavaş ama hızlı bi ayrılık…

ve pazar günü yeni ve sonsuz bir hayat başlayacak benim için…

2 Yorum

  • Yaa çok mutsuz oldum ben ama.. :(((

  • yazmasının okumasından zor olduğuna emin olabilirsin :/