16 Jul
2009
Kategori: gezi    |    Saat: 20:59
Yazar:     |    Comments Off on antalya günleri

antalya günleri

neyse ödeştik sayılır. sen o kadar hazırlan, cicilerini giy neden? çünkü sezen aksu’yu canlı dinlemeye gideceksin! ben giyinmeyeyim de kimler giyinsin? heyecan dorukta açık hava tiyatrosuna kadar gel. hatta yüzsüklük yapıp daha bilet almadan nazire yaparcasına ben sezen’e gidiyorum “nabeerrr olm” tadında esemesler at sağa sola :) aslında aklıma gelmedi de değil ha ya bilet bulamazsam nolcak diye, neyse canımız saolsun. evet buldum bilet fakat 100 yazıyla yüz liraya… haliyle vasfı henüz öğrenci olan benim için uçuk bi fiyattı. neyse gitmesem ne olacak ki? zaten empiüçleri yok mu? onları dinlerim olur biter. şaka maka harbi dış kapının mandalı olduk ha, sen hazırlan git o kadar sonra içeri gireme! hauuahuah neyse ya dışarıya gelen sesi bile yetti sezen’in.

ödeştik demiştik ya oraya geliyorum şimdi. dün pinhani, ceza ve kenan doğulu triosunun konseri vardı hem biletim de vardı bu sefer. biletim olmasına rağmen inadına girmedim, konser alanına yayıldım çimlere inek gibi ohh mis. zaten dışarıya da gayet iyi geliyordu sesim, hem böylece pinhaniye girmeyerek ödeşmiştikte olduk! ne mutlu bana! bırak pinhaniyi, cezayı 2-3 şarkı kenanı ise hiç dinlemedim düşün artık o derece! ödeştik sayılmaz iki bir öndeyim diyelim şuna ;)

bu arada “asım” kankamla da görüştük ne güzel. yıllarca oyun oynadık, emesende sohbet ettik, tanışmak bugüne (bi iki gün önceye) kısmetmiş. ohh ya gecenin bi vakti konyaaltında 2 tek çakışımız fenaydı be, gitmeden bi da yapmak lazım. ama genç asımın bi sorunu var go kartta çok pasif, toz felan değil yuttuğu kategorilendirilemeyen kategorisine giriyor diyeyim siz anlayın. asımmm ses ver lean.

gelelim bizi yazmaya teşvik eden olağanüstü hale. evet yine yeni yeniden cüzdanımı kaybettim! ulan ya nedir bu talihsizlik? yeter da sıkıldım. her şey aynı, gene haberim yok olan bitenden. kemer otobüsüne binmişim güzel güzel yol alıyorum. bi numara arıyor. 4440333 alla alla diyorum noldu gene niye arıyorlar. tanışma faslı bittikten sonra “selçuk bey cüzdanınızı kaybetmişsiniz” diyor hattın karşısında ki hanımefendi. isyan halinde ki ilk tepkim “yine mi!” evet ya yine mi? ve komik olan benim yine haberim yok, ikinci kez yine banka haber veriyor cüzdanınızı mı kaybettiniz diye. şaka gibi ya iniyorum apar topar otobüsten verdikleri telefonu arıyorum cenk beydi sanırım, sinirden hatırlayamadım adını, neyse o bulmuş saolsun bankaya ulaşmış, bu sefer eskiye nazaran daha şanslıyım her şeyim yerli yerinde. saolsun müslüman adammış. biraz konuştuktan sonra anladık ki teşkilattanmış kendisi :) allah razı olsun ya cüzdanım gitse napardım bu gurbet ellerde bilemiyorum.

burda hayat böyle işte, haa cüzdanımı aldım 1 saat geçikmeli de olsa gittim kemere, gezdim baştan aşağı hemde yürüyerek ohh! kemer işte ahım şahım bi yer değil gezilesi neresi var ki? kapıdağa çıkacaktım saatler uyuşmadı ne yazık ki ancak ay ışığı parkı mı neyse işte orası görülesi ve denize girilesi bi yer. ha birde ana meydanda ki saat kulesi de fena değil. yine hemen marinanın üstünde ki yörük çadırları açık hava müzesi de gezilebilir 2 lira karşılığında, çadırlar da ahım şahım şeyler yok ancak tam tepeye çıktığınızda manzara mükemmel, tepeden ulu toroslara doğru bolca fotoğraf çekilebilir, en azından ben öyle yaptım. bir de gidin masalara bakın bakalım ben orda mıymışım? :P

kısmetse hafta sonu fethiyeye doğru gitmeyi düşünüyorum. dedim ya kısmet işte.

Yoruma kapalı.