antalya'da ilk gün
evet otobüs otogara yaklaşıyor, kapılar açılıyor ve iniyorum, işte yeniden antalya’dayım. tanıdık, geride bıraktığım bi hava karşılıyor önce beni, sıcak ve nem pek farkı yok trabzon’dan belki biraz daha sıcak. daha sonra huriye geliyor, bildiğin kilo almış göbek yapmış, eski halime benziyo;) saolsun ablasının ricasıyla bir arkadaşı bizi üniversite kampüsüne kadar getiriyor. o yolculuktan sonra tekrar otobüse binmek ızdırap olurdu herhalde.
dur bak yolculuk dedim de aklıma geldi. nasıl ızdıraplı bi yolculuktu o! dile kolay 21 saat! hem de yeni rekorlar kırarak! trabzondan samsuna 7 saatte gitti otobüs, ee öyleyse neden yapıldı sahil şeridi? yazıktır ya. zaten doğru dürüst uyuyamadım yanımda ki saolsun omzumu kullandı yastık olarak 2 bilemedin 3-4 saat uyuyabildim yol boyu. neyse ki aynı gece yolculuk eden ve kısmen uyumayan başkaları da vardı da canım çok sıkılmadı :)
bi insan şanssız olmaya görsün : kahrolsun türk bürokrasisi
ya ben anlamıyorum, okula sorarım yok derler, gümrüğe sorarım yolladık derler. biliyodum bi sorun çıkacağını, çıktı da zaten! adamlara anlatamıyorum ulan bizzat sordum gönderdik diyolar, okulda ki beyfendiler yok böyle bişe diyo, ne halt edecez şimdi? evet evet yurt işinden bahsediyorum, staj yapacak belgesi lazım, tamam onu staja başlayınca bi şekilde hallederiz ama okuldan da istiyorlar, ulan ta burdan onlarla mı uğraşacam? yazık değil mi bana? isyan edip staj felan sallamayıp keyif mi çatayım yani onu mu istiyosunuz? yaparım yani sorun olmaz.
neyse bu sorunu saolsun hemşerilerimiz sayesinde geçici olarak çözdük, 4 gün misafir olarak kalacağım sonra belgelerimi toparlamam gerekiyor. bu arada geçen gelişimde kampüsü pek gezme fırsatım olmamıştı ama gayet iyi. kampüsü bizim okulunkiyle kıyaslamıyorum tabii ki ama ktü’nün ki kadar güzeldi. bir de insanlar çok sıcak yaklaştı saolsunlar, jale hanımı bulmak için kızlar yurduna gidip bekledi, herkes ilgilendi, alakadar oldu hatta şu an adını hatırlayamadığım 4-5 tane kız arkadaş edindik çabucak, diyorum ya insanlar hep iyi, iyi niyetli.
neyse bi şekilde yurda eşyaları yerleştirip deniz malzemelerimizi alıp doğru denize gidelim dedik, dedik de hava kapandı! şaka gibi değil mi? allahım lütfen bunların benle alakası olmadığını ve sadece tesadüf olduğunu söyle :) karnımız da acıkınca bi şeyler yiyelim diyerekten migrosa girdik. yalnız karşısında şukela bi lunapark var en yakın zamanda orayı sallamaya gidecez! :) huriye salata yicem diye aç kaldı, bende atıştırdım bi şeyler işte. ablası, selda ablanın işten çıkışını beklerken biraz gezdik, benim beğendiğim bi çanta vardı, kıyıp alamamıştım sonra cüzdanım çalınmıştı :( indirime girmiş, biran önce almam lazım gene çalınır felan uğraşamam :)
bu kadarı da pes artık
selda abla, bu arada abla dediğime bakmayın benden genç sayılır. geldiğinde aradı çıkışa gittik ancak o sırada aklıma bi kurt düştü, acaba deniz şortumu aldım mı diye? neden almayayım dedim sonuçta terlikleri havluyu almışsam onu da almışımdır, odun diilim ya! evet odunmuşum :) ulan kim denize giderken şortunu almayı unutur ki? ben:P neyse selda ablayı biraz daha bekletip doğru migros’a alel acele bi şort almaya koştuk, aldık da.
daha sonra ki istikametimiz selda ablanın tabiriyle “koko beach” oldu. önce koko beach’e gidelim mi dediğinde bi afakanlar bastı beni koko beach nedir ya tarzı ama sonra anladım ki adı koko beach değil, selda abla takmış ona o adı :) artık yol yorgunluğu, yurt yorgunluğu demeden akdenizin serin sularının keyfini sürdük bi mühlet. hemen söyleyeyim, iskeleden koşarak denize atlayacağım sırada ayağımın kayıp iskeleye kapaklanmam sakarlığımdan değil tamamen esprili kişiliğimden kaynaklanmaktadır. ( yazar burada konuyu değiştirmeye çalışmaktadır.) evet evet onu bilerek yaptım tamam mı? güldük geçtik zaten uzatmanın alemi yok:) kurulanırken gece için dışarı çıkılma planları yapılıyordu o kadar yorgundum ki ama herhalde gidemem dedim.
sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenmek
akşam yemeğini de selda ablalarda yedik, bu arada hurişin eniştesi burakla da tanıştım, o da selda abla kadar iyi ve samimi, çok muhabbet birisi. hani okuruz ya gazetelerde, izleriz televizyonlarda felan, soluğu blablada alan sanatçı sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendi diye. gün gelecek kendimi bu deyimin içinde bulacağımı zannetmezdim. “ally” diye antalyanın en kaliteli eğlence mekanlarından birine gittik, tabi ben yine ben:) korkumu yeni teqiualada tattım zaten, şimdi burası kamouyuna açık bi alan olduğu için detaylara çok fazla giremiyorum ama yakında şampiyonluk kupası fotoğrafımı yayınlarım ;P tek anlamadığım o kadar yorgunum felan 5 te yatıyorum ama hala 9 da kalkıyorum, buna bi çare bulunsun pls ya:)
henüz antalyaya geleli 1 gün bile olmadı ama ben sanki 1 haftadır burdaymışım gibi hissediyorum, o kadar çok şey yaptık ki, sanki yapacak bişe kalmadı:) geldim, yurda yerleştim, üniversiteyi gezdim, migrosu gezdim, denize girdim, gece eğlenmeye çıktım. ee çok da fazla bi şey yapmamışım yahu daha nice konserler, lunapark, köprülü kanyon maceraları bizi bekler:) ha bir de staj tabii ki unutmadan.
özün sözü, sözün özü; çok harika bir ilk gün geçirdim, üstüne üstlük çok harika insanlarla tanıştım. saolsunlar beni ilk gecemde misafir olarakta kabul ettiler. hepsi çok iyi insanlar onlarla tanıştığıma çok sevindim. eğer tanışmasaydım; “onların” evinde, “onların” balkonunda, “onların” laptopuyla bu yazıyı yazamayacaktım.
bu arada ne zamandır yazarken bu kadar keyif almamıştım, herhalde havası yaradı antalyanın. mutlu muyum ne? :)
Yoruma kapalı.
