6 Jul
2009
Kategori: gündelik    |    Saat: 20:00
Yazar:     |    Comments Off on temmuz ayı

temmuz ayı

of ya belim nasıl ağrıyor varya anlatamam, kesin fıtık var ya bende. bi fıtık olmadığımız kalmıştı varya o da olursa artık kare ası tamamlarız. benim en iyisinden bi check-up’a girmem lazım. dur hele şu antalya işi çıksın aradan yine bize hastane yolları gözüktü diyelim. neyse buna yazının ilerleyen bölümlerinde devam ederiz. şimdi diyelim yorucu bi haziran ayı geride kaldı, temmuza umutla bakıyorsunuz, ilk günden neşeli uyanıp yeni günle beraber dop dolu bir ay geçirmek niyetindesiniz, benim gibi yani. şimdi sorum geliyor 1 temmuz sabahı ne olursa isyan edersiniz? büyük ikramiye çıkan biletinizi kaybettiyseniz, uyandığınızda arabanızın parkettiğiniz yerinde olmadığını farkederseniz ne bileyim bu gibi şeyler değil mi? kesinlikle insanı isyana sonrasında hüsrana sürükleyebilir.

o zaman birlikte 1 temmuz sabahına dönelim. hemen ekleyeyim büyük ikramiye felan çıkmadı bana, yani henüz:) bendeniz şarkıcı olan değil ben yani (çok da komiğim değil mi?) neyse sabah sekiz sularında uyandım fakat gözlerimi açmayarak kendimi kandırıp en az dokuza kadar yatakta oyalanmak istiyorum ama her zaman ki gibi başaramadım ve sekiz çeyrek gibi kalktım o mahmurlukla salona gittim, baktım annem koltuğa kurulmuş, bana tanıdık gelen bi tişörtle bi şeyler yapıyo. ama anlayamıyorum ne olduğu daha yüzümü bile yıkamamışım çünkü, işte uyku sersemi halindeyim. üç beş saniye sonra kendime geldiğimde o tanımlayamadığım tişörtün benim vakti zamanında öğrenci çapımıza bakmayarak (tabii bunda iddadan gelen paranın etkisi büyük) hatırı sayılı bir para bayılarak aldığım ve çok sık giyme fırsatı bulamadığım fakat çok sevdiğim polo yaka tişörtüm olduğunu anladım. annem tişörtün ön cebini söküyordu! neee nası yani diye çığlık attım, şaka felan değildi, annem resmen sabah ilk iş bi yerlerden bulmuş çıkarmış tişörtümü parçalamakla uğraşıyo, neymiş? cepli tişörtler yaşlı gösterirmiş, beni de yaşlı gösteriyormuşta felan filan. ulan ya beni yaşlı gösterecek tek şey saçımda yaşımın sayısından fazla olan beyaz tellerdir be anacım nittin sen? ya acayip sinirlendim ama sonuçta zevk benim değil mi yahu? öyle başka bir sürü tişörtüm var, bi şey yapıyosun bana da sorsana? sonuçta ben giyiyorum ve rahatsız olmuyorum ya. annem ben isyan ettikten sonra anladı yanlışını ama iş işten geçmişti olan benim tişörte oldu be yav. ama ona inat bende o cebi diktirmezsem iki olsun. hatta o günden beri al anne bunun ceplerini de sök, bak bu pantolunun yan cepleri şık değil kes at hepsini tarzı nüktelerime maruz bırakıyorum ama yetmez, o cep dikilip karşısına geçinilecek.

bel ağrısı demiştik, saolsun babam beni her fırsatta köye götürüp her işi bana yaptırıyo, ohh ne güzel istanbul, oğlum camları git aç, oğlum çimleri biç, olm fidbimg0546anları dik, olm hortumu topla, elektiriği kapattın mı? suyu da unutma, camların hepsini kontrol ettin mi? ulan belim ağrıyor ya hala da geçmedi en büyük sorumlusu sensin peder bey… neyse ama baya bi fidan diktim, belim beni öldürecek derecede ağrıyor ama o fidanlara değerdi yav. hayatımda ilk kez ve maalesef geç kalınmış bir hareket olarak değerlendiriyorum bu fidan dikme işini, insanın bi şeye emek verip onun büyümesini izlemek müthiş zevkli bi şey olsa gerek. yav baksanıza ben burda fidan dikip onun büyümesini izlemenin ne kadar zevkli olacağından bahsederken, düşünsenize birde kendi çocuğunuzun büyümesini izlemek ne kadar harika bir şeydir? ah ya ne mutlu, mutlulara.

ha unutmadan işte benim fidanlarım ;) nasılda büyümüşler, toprağa attığımız çim tohumları da çok feci büyümüş, bi daha ki gidişe onları da biçmek gerek:)

Yoruma kapalı.