ayrılmak
ayrılıkların hep hüzünlü bir tarafı vardır. benim de söylediğim laf mı şimdi? ayrılık bu herhalde hüzünlü bir tarafı olacak. tabi bir de evliyken ayrılmak var ama benim bahsedeceğim o değil. zaten o en beteridir herhalde, hele bir de durum two and a half men’de ki alan-judith çifti gibiyse allah düşmanımın başına vermesin diyorum ya da hayır düşmanımın başına gelebilir sakıncası yok benim için, öylesi sevdiklerimden uzak dursun kafi.
ayrılıkların içinde inceden bir hüzün saklıdır hep, insan bunu kabullenmese de saklamaya çalışsada kimi zaman içinde ki bu duyguya engel olamaz, koyverir gider. hani bir deyim vardır ya ayrılınca dost kalabiliriz diye eminim bunun geçerli olduğu kişilerde vardır ancak bu çok hassas bi durum. ben kendi tecrübe ve gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki ayrıldığın kişiyle ne arkadaş olmalı ne de düşman. iki kişi ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalamayacakları çok aşikar bir durum aslında ancak düşmanmış gibi de hiç görüşmeme, yolda görünce yüz çevirme gibi çocukça hareketleri de doğru bulduğumu söyleyemem. fakat burda tabii ki önemli olan etken ayrılığın nasıl geliştiği. aslında yazmaya başlayınca çok karmaşık bir durum olduğunu farkettim, herkes kendi tarafından bakınca mutlaka haklıdır ve yine sanıyorum ki ne yapıyorsa haklıdır. neyse ben burda aman şöyle olmalı felan diretecek değilim, nacizane fikirlerimi söyledim.
az evvel max payne 3’ün çıkmasına aylar kala max payne 2 yi bitirip vlad’i cehenneme yolladıktan sonra camı açıp yüzümde deniz esintisini hissetmek istedim. hava kapalı ve güzel bir esinti var, insanın için hoş ediyor. cama çıktığımda yazları açan yapraklarıyla deniz manzaramı kapatan arka bahçede ki ulu kestanenin önünde bir çift takıldı gözüme. kışın zaten trabzonda olmadığım için denize hasret kalıyorum yani:) neyse onlara aldırış etmeden deniz doğru bakıyordum ki tartışmaya benzer yaşadıklarını hissettim. hiç huyum olmamasına rağmen beni de farketmedikleri için bu tartışmanın sonucunun nereye varacağını merak ettiğimden çaktırmadan kulak kesildim. derken kız ayağa kalktı ve elinde ki tokayı yere fırlattı çocukta ardından kalkıp hararetli şekilde tartışmaya devam ettiler, uzak olduğum için ne dediklerini anlayamıyordum ancak hal ve hareketlerden çıkardığım erkeğin ayrılmak istemesi gibiydi. az sonra kız sinirli bi şekilde çocuğu itti ve yokuştan aşağı doğru indi, erkek ise yokuştan yukarı…
hayat ne garip baksanıza 5 dakika öncesinde gördüğümde “ya baksana ne güzel oturmuşlar konuşuyolar” felan dediğim mutlu çift 5 dakika içersinde ayrılmışlardı. bu kadar canlı bir ayrılmaya tanıklık etmem sanırım beni de etkiledi biraz. daha önce hayatımda görmediğim iki insanın bi anda ayrılmasına sanırım beni de baya bi üzdü ki ne zamandır yazı yazmadığım günlüğüme bi şeyler karalamak istedim.
Yoruma kapalı.
