susmak
içi titredi uyandığında, tek gözü kapalı duvarda ki saate baktı, 6.15i gösteriyordu.. sıkkın bir şekilde doğruldu, sonra gözlerini kapatıp tekrar yastığa koydu başını, olmuyor bi türlü uyuyamıyordu, az sonra sıkkınlığı daha da artarak kalktı yatağından pencereye yaklaştı, abajuru yukarı çekti, pencereyi açtı.
yeni doğan güneş nazlı nazlı yükselirken, yerlerin beyazlamış olduğunu gördü, kar yağıyordu.. karın yağmasını izledi bir mühlet, küçüklüğünü anımsadı bir tebessüm oldu yüzünde..
kar yağarken o uzak hayallere daldı.. göz alabildiğince uzağa.. bir süre sonra irkildi önünden geçen güvercinin gürültüsüyle..
pencereyi kapattı, yüzünü yıkamak için çıkarken tozlu kitaplığında ki bi defter çekti dikkatini, eline aldı sayfaları çevirdi yavaşça, ardından bir gülümseme.. vazgeçti yüzünü yıkamaktan, defteri de alarak yatağa geri döndü.. ilk sayfasını açıp okumaya başladı.. kimi yerde gözünden akan yaşları durduramadı, kimi zamanda akan yaşlarla gelen gülümsemeyi..
dinmeyen yağmur damlaları sanki gözlerimden akıyorlar… artık hangisi yağmur hangisi gözyaşı ayırt edemiyorum.. tükenmiş ve manası kalmamış bir yaşamın kopyasını yaşıyorum bu bedende. ne kadar sürecek bilmediğim bu yolculuk giderek yok ediyor beni
…her şeyin bittiğini sanmıştı. ama o sabah anladı ki belki de her şey yeni başlıyordu…
aklında ki belkilere yenilirsin. hayal kurarsın, uyanırsın… sonra mı? avazın çıktığı kadar susarsın…
Yoruma kapalı.
