4 Dec
2008
Kategori: hikaye    |    Saat: 07:27
Yazar:     |    1 Yorum

kaçmak

elinde çantasıyla kapıyı zorlayarak açmaya çalıştı, ikinci denemesinde içeri girebildi. yorulmuştu işte her zaman ki gibi ve canı diğer günlere nazaran daha sıkkındı, içeri girdiğinde gülerek kimse var mı dedi? bu dediğine daha sonra tekrar güldü, kendiyle dalga geçmeyi, sadece kendi anlayabileceği şeylere gülmeyi seviyordu, bu yüzdendi ki çoğu zaman durup dururken güldüğünde çevresi anlam veremiyordu, işte buna içten içe daha fazla sırıtıyordu..

çantasını bıraktı, paltosunu astı; botlarını çıkarmaya çalıştı, çıkaramadı, sinirlendi, uğraşmak istemedi onlarla, sağa sola vurdu çıksınlar diye, yine olmadı, çekti, uğraştı çıkardığını holün bi tarafına diğerini diğer tarafına fırlattı, her şey yetmiyormuş gibi bu saçma uğraş canını sıktı, odasına girdi, kravatını gevşetti, üzerini çıkarmadan yatağa yattı ve yorganı üzerine çekti ve gözlerini kapattı, önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağ, sol, sağ..

yarın vermesi gereken brifinge çalışmalıydı, ama o hiçbir şey istemiyordu uyumanın dışında.. odanın içinde boğulduğunu hissetti, uzak hissetti kendini.. yalan bir yaşamın kopyasıydı sanki yaşadıkları, bitmeyecek bir yolculuk gibi.. zamanı gelmişti.

telefonunu eline aldı, bakmadan bi numara tuşladı.

– iyi günler …

– en erken nereye?

– …

– evet uygun

üzerinde ki oldukları gibi yerde bırakıp sırt çantasına işine yarayabilecek bir şeyler doldurdu, kotunu ve tişörtünü giydi.

çıkıyordu ki kapıdan telefonu çaldı, cebine uzandı eli, telefonu aldı ve kimin aradığına bakmadan karşı duvara fırlattı telefonunu, anahtarı da evin içine atıp sertçe çekti kapıyı arkasından…

gözünü açtığında saat yediyi biraz geçiyordu, kalktı yataktan pencereye yöneldi, perdeyi araladı; karşısında nazlı nazlı yükselen güneşi gördü…

lavaboya gittiğinde göz göze geldi kendisiyle. kırklı yaşların yüzüne armağanı çizgilere baktı, gözlerini kaçırdığında, bi damla göz yaşı süzüldü gözlerinden yanaklarına, çenesinden zemine…

– kimi kandırıyorsun?

– neyden kaçıyorsun?

o bunları yaşarken, otelin müzik yayınında çalan parça gülümsetti gözü yaşlı yüzünü..

“how can i be lost, if i’ve got nowhere to go”

1 Yorum

  • yatağına döndüğünde, komidinin üzerinde duran ilacı aldı eline, bi süre düşündükten sonra su içmeden yuttu, uzandı ve yorganı tamamen üzerine örttü..