16 Nov
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 16:25
Yazar:     |    6 Yorum

gözden kaçmayanlar

yoksa göze batanlar mı demeliydim? veya göze çarpanlar? gerçi hepsinin anlamı aynı değil mi ne farkeder? seviyorum ya türkçeyi baksana bi şeyi birden fazla sözcükle ifade edebiliyosun, vedalaşırken mesela, güle güle, hoşçakal, eyvallah, allaha ısmarladık, görüşürüz, iyi bak kendine vs uzar yahu baksana bunların hepsiyle işimizi görebiliriz, hatta elvada? yok o olmadı, düşünsenize arkadaşınızı akşam eve bırakırken elveda diye ayrıldığınızı mazallah kafanıza indirir aldığınız çiçekleri, sakının elvada demeyin en iyisi.. birde şey var ben bi ara çok sık kullandım onu, gülerek hoşçakal! yahu bu ne güzel bi cümledir, bi insan bunu duyunca nası mutlu olur kimbilir.. seviyorum ya türkçeyi, gerçi diğer dillere yeterince hakim değilim belki onlarında kendi aralarında böyle türevleri vardır, ama kimse allaha ısmarladığı ingilizceye felan çeviremez ya masal okumayın bana, bu arada düşündüm de ingilizcede de vedalaşmada kullanılan az kelime yokmuş, bye bye, see you, take care etc. hatta rusçada bile var pakosundan das vidanyasına kadar.. hipotezim çürüdü mü ne? banane ya yemişim bay bayını abi, güle güle demek varken..

bugün öğleden sonra bişeyler yapmak istedi canım, hatta buna dün gece karar vermiştim.. gidip gezeyim biraz kafam dağılsın, hayat bayram olsun felan değil ya, sinemaya gitmek istedim, belki de çalışmaktan çok bunalmıştım cumartesi pazar günü dinlenmeye ihtiyacım vardı dicem ama yok öyle bişe çalışmadım ki? ne bileyim öyle işte, yahu gezmek istiyorum sebebi mi olur bunun?

erken kalktım gene, buna bi çare bulmam gerekiyo, artık canım yanıyo resmen, en son ilaçla uyutucam kendimi baymaya başladım, yeter yahu yeter uyumak istiyorum ben sabahın yedisinde kalkmak ne demektir ya..

uyandım..

bilinmeyen bi vakit, üzerimi değişiyorum, çıkıcam dışarı.. havada nasıl bozuk, inatla otur evde ne işin var dışarda der gibi, soğuk bi de, çekilmez.. çıktım dinlemedim.. sinemaya gitmek istiyorum. caddeye doğru çıktım, her yer sessiz, sakin çoğu belki de yeni uyanıyo, hayat onlara güzel.. ego aldım cepaya gittim..

bir iki mağaza dolaştım gitmişken, ilginç insanlar cevap veriyo sana bişey diyince, kolay gelsin diyince, teşekkür ediyorlar, iyi günler dileyince cevap veriyorlar, hatta bugün kapıcıya kolay gelsin dediğimde teşekkür etti. noluyo size kendiniz de misiniz?

poşetlerle karfura girmek yasak! bantlıcaklar veya poşete geçirecekler, daha girmeden potansiyel hırsız muamelesi yapılıyor insanlara, nedir bu güvensizlik yahu? size söylüyorum nedir yani? senin kıçı kırık elli kuruşluk çikolatanı mı çalacam nedir yani? çalsam nolcak, dükkanın mı batar? sen karfur hiç bi stand kurup çocuklara ücretsiz çikolata vermeyi denedin mi? düşündün mü bu kıçı kırık iyiliğininin çocukları ne kadar sevindirebileceğini?

bekliyorum poşetlerim torbalansın, kayıt altına alınsın herşeyim, ama sinirli veya agresif değilim gayet sakinim, zaten yorgunum artık sinirlenmek için, eskidendi onlar.. görevli kadın aynı anda iki işi yapmaya çalışıyor belli ki arkadaşı bi yere gitmiş, hem torbaları poşetliyor hemde diğer müşterilerin garanti belgelerini onaylıyor, bir iki dakika bekledikten sonra bana dönüp, kusura bakmıyorsunuz bekletiyorum ama.. nasıl yani? nerdeyim ben? noldu bu insanlara? ne demek rica ederim diye karşılık verip sıranın bana gelmesini bekliyorum, sonra kolay işlemi bitirip poşetlerimi alıyorum, giderken iyi günler kolay gelsin sözüme karşılık teşekkür ederim yanıtını alıyorum.. mutlu oluyorum hayatta böyle insanların olması güzel.. asık suratlı, işinden memnun olmayan kişiler bazen çok küçük bi olayda gününüzü zehir edebilir..

karfurdan ucuz bişeyler alıp kasaya yöneliyorum, ödüyorum aldıklarımın ücretini, poşetlerken arkada bi aile çarpıyo gözüme hemen benden sonralar, anne baba ve ufak bi delikanlıdan oluşan çekirdek aile modeli.. baba kasaya boş bi kutu uzatıyo, ufaklığın eline bakıyorum bi dolu küçük araba, benimde vardı onlardan bayılırdım küçük arabalara, hatta duruyolar hala, ilerde evime bi raf yaptırıp itinayla dizicem onları bi köşeye.. kasiyer geçiriyor boş kutuyu, 16.75 diyor.. baba düzeltiyor 6.75 yazıyodu diye bir iki diyalogtan sonra anne çok pahalı onlar için bırakalım diyo.. çocuğun göz yaşları içinde elinden alıyolar arabaları elinden.. bırakıyorlar, yahu o çocuğun bi göz yaşının bir ederi var mıdır? neden ağlatıyosun çocuğu? ben inanmıyorum kimsenin 10 lira fazla verdiği zaman batacağına veya aç kalacağına, hem sen annesin, babasın aç kalacaksın tabi! çocuğunun mutluluğu çok daha önemli değil mi? gerekirse yemiceksin bi öğün, ama o çocuğa o arabayı alacaksın ya! çocuğu doğurman mıdır onun annesi olduğunu gösteren? o kadar canım sıkılıyor ki ya ufaklık nasıl üzülüyo, ağlıyo, çekiştirip götürüyolar çocuğu elinden.. ya durun bi dakika ben ödemek istiyorum dicem, fakat insanlar artık hep bişeylerin altında bişeyler arıyo olmuş, soru işaretleri havada uçuşuyo, nasıl yani? ne demek istedin? bırakın bunları ya.. gidiyolar, sadece arkalarından bakabiliyorum, içim üzülüyo.. anne seni seviyorum ya, bayramda söz gelicem..

zamanın ötesinde bir yerlerde, cepada kampanya var bilmem kaç yetelelik alışveriş yapınca hediye kuponu alıp çekilişe katılıyosun, kazanacağımdan değil de bişeyler aldım bari bende alim diyorum kupon, herkes bana şanslısın der durur, fakat ben inanmıyorum buna, bir daha kanıtlamak istiyorum belki de.. gerçi şanslı olmak demek sayısalın çıkması veya başka bi yerden bişey kazanmak demek değil ki, ne diyorum ben? ben mutlu olmayı, şanslı olmaya tercih ederdim.. yalnız böyle diyince de bu dediklerimden biriymişim gibi oldu, ama değilim ki, neyse ne diyodum.. son sıradayım ben bekliyorum sıranın gelmesini, 60larında bi amca yaklaşıyo yanıma yanında da o yaşlarda bi teyze, iki tane de ufaklık var yanlarında bi erkek bi kız, burda ne var diyo amca, ya biz türkler yok mu? ne meraklı milletiz gülücük, bi kalabalık bi kuyruk, illa öğrenicez biraz daha gülücük, çekiliş var diyorum amcamım araba çekilişi.. karısına sesleniyo gel bizde katılalım çıkar belki diye.. herkeste bi umut var yani, gerçi insanın yaşaması için bi umudun peşinden gitmesi gerekmez mi zaten? konuyu dağıtmayalım ya lütfen.. karısı gelip bize çıkmaz bey yürü gidelim diyo, amca biraz bekledikten sonra takılıyo teyzenin peşine, giderken de ufaklıklardan birine hadi kızım gidiyoruz diyo, yahu amca yaşlı acaba kızı mı ki diye düşünüyorum, sonra aklıma geliyo torunudur yahu..

– iyi günler selçuk bey kayıdınız var mıydı daha önce.

– hayır ilk olucak bu

– adresinizi, telefonunuzu alabilir miyim

– tabi.

teşekkür ederim, kolay gelsin..

– iyi günler.

sizler nerdeydiniz bu zamana kadar? neden karşıma çıkmadınız daha evvel, evet size söylüyorum görevli bayan. yani bunu ona söylemiyorum tabii ki, nerde o selama kafa eğen, kolay gelsine somurtan insanlar nerde de yaptığı işten zevk alan, ilgilenen insanlar.. yahu bugün herkes mi iyi, yoksa ben rüya felan mı görüyorum nedir yani yoksa aylardır süregelen uykusuzluk üzerine şu an uyuyorum da bunları mı yazıyorum.. ama uyusam şu an su içemezdim değil mi?

isteğim sinemaya gidebilmekti bugün, gittim bilette aldım, ama gidemedim sinemaya, bilmiyorum neden, galiba ben tek başıma dolaşmaktan, tek başıma vitrinlere bakmaktan, tek başıma yemek yemekten ve tek başıma sinemaya gitmekten nefret ediyorum, tamam nefret etmiyorum belki fakat hoşlanmıyorum, doğru ya bugün kü mutsuzluk ondan demek ki, zaten ne zamandır çıkmıyodum ki, çıksamda zarurettendi herhalde, gayet kısa, sadece olaya odaklı.

bilinmeyen bi saatte yeter bu kadar, gidiyorum ben.. bahçeliye yaklaştığımda aklıma cadde girişinde peçete, kalem satan amca geliyo, cebimi yokluyorum bir sürü bozukluk var, iyi diyorum kendime, geçerken bi kalem felan alırım, halini hatrını sorarım ne zamandır konuşmuyoruz, yalnız bu aklıma gelince de yaklaşık bir haftadır her zaman ki yerinde olmadığı geliyo aklıma, neden bilmiyorum bi tedirginlik kaplıyo içimi, iniyorum ve her zaman ki yerine gidiyorum hemen fakat yok yine.. ne oldu acaba? bilmiyorum ki..

devam ederken yola bi kazaya tanık oluyodum az daha.. kız hatalıydı ama, allahtan erkek şöför iyi kurtardı yoksa hem can hem mal kaybına yol açacaktı bu, yahu bayan şöförler lütfen trafikte daha dikkatli olalım, bakın her gün bir sürü kaza oluyo.. kızcağız şağ şeritte, sol şeritte ki arabanın önünden geçip u dönüşü yapmak istedi resmen, yahu bunu nfs oynarken yapamazsın ki gerçek hayatta deniyosun, bir de kız yaptığının farkında bile değil, çekti gitti, ben daha çok korktum kızdan, şöyle ki kızda palio, erkekte x5 vardı yani çarpışsalar muhtemelen x5 palioyu ezecekti, allahım sen büyüksün korudun..

bi ses pardon bakarmısınız dedi, baktım ama birini göremedim, kaldırımın sağından yürüyodum haliyle soluma döndüm kimsecikler yoktu etrafımda, sağımda ise askeri lojmanlar vardı.. sonra baktım ki nöbet tutan asker söylemiş, saatin var mı dedi, söyledim üçe çeyrek var.. aslında üçe yirmi vardı ama ben çeyrek var dedim, neden bilmiyorum ama belki nöbeti üçte bitecektir, geceden beri nöbet tutuyodur da yirmi dakika yerine on beş dakika kaldığını söylesem son bi kuvvet devam eder dedim.. eyvallah dedi, eyvallah abi kolay gelsin dedim, devam ettim.

cadde üzerinde bi mağazaya girdim gerçi orası mağaza mı insanlara sormak lazım ama neyse, bi arkadaşıma hediye aldım, ama nasıl güzel bi hediye bu, ben çok beğendim yahu.. gün gelirde kendisine verirsem eminim kendiside sevinicektir, ne bileyim sevinmese bile bence gülecektir, bilmem beğenir mi acaba? beğenir ya odun diil ya! gülücük, beğenmese odunsun sen diyecek halim yok ya gülücük.. ama beğenir dimi? beğenir beğenir.

eve yaklaştığımda, bi yerden bi ses duydum.. şarkı söylüyo birisi, ama nasıl kötü sesi var, ben daha iyi söylüyorum desem yeridir.. manganın bi şarkısı galiba, dön bak aynaya o günleri hatırla felan, yok yahu bu aynanın, ne bileyim manganın bi şarkısıydı o zaman.. durdum nerden geldiğini anlamaya çalıştım.. hemen marketin yanında ki apartmanın ilk katında ki penceresi açık bi odadan geliyodu.. ama nasıl içten, mutlu söylüyo, katılmak istemedim desem yalan olur.. herhalde evi temizleyen temizlikçi veya odasını toplayan birisidir diye düşündüm.. biraz daha dinledim.. baktım sonra perdede bi hareketlenme var toparlandım yürümeye devam ettim, az daha göz göze gelecektik ya utandım gülücük. ama o kadar içten söylüyodu ki gerçekten, belli ki mutluydu.. onun adına bende sevindim..

eve girdiğimde herşey bıraktığım gibiydi..

şimdi ben anlamıyorum..

niye yani, neden abi..

bildiğin trajedi, başka bişey değil.

6 Yorum

  • Uykundan uyandırdığım için üzgünüm!:)
    Fakat pişman değilim:)
    Sen iyi adamsın Selcjk,yaptıklarım için üzgünüm,demicem!:)..Hiçbir zaman S olarak kalmamanı diliyorum..
    Bu yılın getirdiklerine inanamıcaksın!
    MuTLu YıLLaRRrR!!!:)

  • nası kötü bi espriydi o öyle!
    iyi dileklerin için teşekkür ederim, umarım söylediklerinde haklı çıkarsın ve bende derim ki sonunda bu kızın dediği bi şey doğru çıktı! hem ben sana kaç kez dedim şu ismini doğru yaz diye bakim?

  • İstediğim gibi yazarım öncelikle..! hıh!
    Ayrıca daha önce söylediklerim olmamış gibi imalarda bulunmuşsun,aç bunu..
    İyi ki yapmışım onları sana,’hak etmişsin:)’

  • belden aşağı vurma arkadaşım ayıp denen bi şey var, ayrıca ona açmak değil, aşmak derler bilgin olsun istedim, öpüldün!

  • Ahh şekerim,benim öle bi hata yapabileceğimi nasıl düşünürsün! Konuyu aç,ayrıntıya gir demek istedim,got it?:)
    ‘Şekerim deme bana’:)

  • bilemedim ki affet!