30 Oct
2008
Kategori: okul    |    Saat: 20:32
Yazar:     |    1 Yorum

başkent üniversitesine hoşgeldiniz

derse girmeden önce bi haber yayıldı koridorda, bu haber beraberinde derin bir telaş ve endişe rüzgarını da getirdi, sınav tarihleri açıklanmış; pazartesi günü hukuk ve siyaset, öğrencilerin arasında ki adıyla zühtü, perşembe siyasal ve toplumsal düşünceler tarihi yine öğrencilerin tabiriyle simtenin sınavı var. herkeste bi isyan, haksız da değiller sınav 3 kasım pazartesi, bugün perşembe, yazıyla üç rakamla 3 gün kalmış durumda, normal olan sınavların 15 gün en kötü ihtimal 1 hafta öncesinden duyurulması değil midir? insanlar programlarını yapar, ders çalışmaya başlar vs. ancak iso eğitim kalite belgeli, kalite politikasında “müşteri odaklı” etkin eğitimden bahseden üniversitemiz bizlere sınav tarihlerini rakamla 3, yazıyla üç gün önce açıklayarak açıkcası öğrencilerin üç buçuk atmalarını mı amaçladı bilmiyorum ama sanırım bunu başardılar.. gün boyu not için sağa sola koşuşturan öğrenciler gördüm, muhtemelen yarın bende onların arasına katılıcam. gerçi bu okul konusunda fikirlerim baya bi değişikliğe uğradığından artık pek fazla önemsemiyorum, aman ne yapıcam şeklinde eteklerim tutuşmadı benim, arkadaşlarımın yanında daha az kaygı taşıyorum, neye güveniyosam? ama bilmiyorum öyle, giricez ve geçicez bi şekilde .

aslında bilgiye sahip olmayı göstermenin ve başarılı olmanın kriteri hala a,b,c,d,e seçeneklerinden birinin bilinip bilinmemesiyle alakalı olduğundan arkadaşlarıma hak vermiyor değilim, ama biz ses çıkarmadıkça bu durum böyle sürüp gider, biz üniversiteye geldik ya! hocalara bakın hala bu kadar saat gelirseniz şu kadar kanaat notu alırsınız, yoksa geçiririm size kalırsınız şeklinde tavır takınıyorlar, nasıl bi güvensizliktir bu? neden korkuyorsun ey hoca? dersinin boş geçmesinden mi? bu hoca kisvesine bürünmüş insancıklar olduğu sürece biz öğrenci milleti sanırım bu kaygıları taşımaya devam edeceğiz, şimdi ben x dersten 50den yüksek not alamazsam o dersi bilmiyorum mu demek? geçelim ya. ben nice dersler bilirim ki yoklama alınmaz fakat derste oturacak sıra bulamazsın “kamera nerde, nereye el sallıyoduk? doğan hocam, ismail hocam saygılar, sizi de unutmadım arzdar hocam”

ne diyodum? evet bu nalet eğitim sistemimiz bu şekilde devam ettiği sürece, bi şeyler bilenin değilde, bi şeyler ezberleyenin başarılı olduğu; yerimizde saymaya devam ederiz. “aristo tuvaletinden sonra sifonu çekmeyi unutmuş” bu aristonun hangi davranışıyla bağdaşır, bu soruya ingilizce cevap verin, insanın shut the fuck up yazası gelir o kağıda, ingilizce yapılacak sınavları türkçe işlememizden bahsetmiyorum bile, sanki o ingilizce sınavları verebilecek ingilizce eğitimi vermişler gibi, hazırlıkta kartonlara tarkan he is a türkiş pop star yazdırıp duvarlara astıran hocalar vardı yahu. hala hi, how are you kalıbından kurtulamamış ingilizce dersleri yapmıyoruz değil.

gene karıştırdım değil mi? ne yazacaktım nereye geldi mesele, dur ya karıştırmamışımdır belki devam edeyim hem bunu söylemessem içimde kalır, yılda öğrencilerinden eğitim ücreti adı altında trilyonlar alan, bi o kadarını da iğrenç kantin, tabldot, kafe hizmeti verdiğini iddaa ederek kazanan haberalin ticarethanesi bir nalet projektör alamaz mı? veya yaptıramaz mı bozulanı? rezilliğin daniskasına bak hele, 3 haftadır bilgisayar dersinde projektör çalışmaz, 5 dakika da ısınır, yahu o kadar kötü durumdaysanız söyleyin ben getireyim, sevaba girerim hem. hocaya da yazık. belki de hocaya tercüman oldum, nasıl siniri bozuldu bugün. veya bi yardım kampanyası mı başlatsak? okulumuz zor durumda lütfen yardım edin!

ne işim olur okulla, sınavla bundan sonra? naparlar? sınıfta mı bırakırlar? yesinler çok korktum ..

ha söylemeyi unutmuşum.

hoşbulduk..

1 Yorum

  • Iyi bir baslangic