17 Sep
2008
Kategori: gündelik    |    Saat: 17:07
Yazar:     |    Comments Off on egodan uzak durun

egodan uzak durun

evet kesinlikle haklıyım, özellikle esonboğadaysanız! binmeyin bizim gibi egoya felan havaşa binin pişman olmayın sonra. sinan ve çağrıyla beraber müthiş ucuz biletlerimizle esonboğaya indiğimizde aklımızda bir tek soru vardı, havaşa mı binelim yeni açılan ego seferlerini mi deneyelim; öğrenciyiz abi ne işimiz var havaşta diye verdik ilk tepkilerimizi, çağrının derse yetişmesi sinanında egonun süresini ölçmesi gerekiyordu. neyse sorduk soruşturduk egonun kalktığı yeri öğrendik, aslında sormamıza pek gerek yokmuş şöyle ki zaten havaşın önünden kalkıyormuş. heyecanlıyız! nedense, egoyla gidicez ilk defa esonboğadan, sinanı kanatlarımın altına alıp egomu paylaşıyorum ve bavullarla doluşuyoruz egoya.. şöför binerken bavulları ortaya “düzenlice yığın” diyerek bizi uyarıyordu, düzenli yığın ne demekse, yığdık! sonra oturduk şanslıyız.. evet artık kalkmasını bekliyoruz ama insanlar geldikçe geliyor bindikçe biniyor, bavullar yığıldıkça yığılıyordu, sinanın oturduğu koltuk yüksek olduğu için ona bavulları kolaçan etmesi için “kule” görevini uygun gördük, sağolsun başarıyla görevini yerine getirdi.. artık kalkalım lütfen, kliması yok mu bu arabanın ya serzenişleri içinde motorun çalışma sesini duyduk, ama otobüsün içi 2 aylık süreyle sürgün hayatı yaşadığım kızılay-elvankent otobüslerini geçmişti ya bi o kadar da bavul! 23 dklık bekleyişin ardından hareket edebildik, kendimize lanet okuyoruz nasıl havaşa binmeyiz diye, sinan dönüşte havaşla gelirim abi bu ne diyo, çağrı bayılmış zaten.. yandaki abi de horul horul! gerçi birazdan onuda uyandırıcaz. çıktık esonboğadan Türkiye sınırını geçtik gidemiyoruz! yani gidiyoruz ama 20km/sa hızla, nerde o eskişehir yolunda slalom yapan 90km’yi hız saymayan egolarımız, hızlı gidin demiyoruz ya ama 20km ile de gidilmez ki! artık yaşadığımız pişmanlığın fayda getirmeyeceğini bildiğimiz için sohbete koyuluyoruz, ya nasıl havaşla gitmeyiz ki! derken yanda ki horul horul uyuyan abi uyanıyor, dönüyor ve çocuklar havaşla gitmeyin! orda bu kadar rahat konuşamazsınız! eleştirildik adeta! yüzümüz kızardı, utandık! artık saatten haberimiz yok ama bi ara ankamallun önünden geçtiğimizi hatırlıyorum az sonra inmek için hazırlanırken hatta hazırlanıp kapının önünde beklerken egocu abimiz ters fren yapıyor, ayakta durmaya çalışmakta olan ben bi hamle ile direği yakalamaya çalışıyorum ama nafile! çağrınında refleksleri iyi olmadığından ötürü “kıç” üstü yere vurmak deyimini canlı yaşıyorum, neyseki binlerce bavul üst üste olduğundan yumaşak bi iniş oluyo, otobüste gülüşmelere sebep oluyorum, neresi komikse düştük ya!

ama sevinçliyiz çünkü artık indik, bi daha da binmeyiz, sizde binmeyin, 2 lira fazla verin havaşla gidin egoymuş felan bırakın bunları havalimanına giderken. sonra hemen bi taksi çevirip evin yolunu tutuyoruz, taksici abi çok iyi biri salak sinan bahşiş bırakmıyo ama, gerçi 2 lira için egoya binen adam bahşiş mi bırakır ya!!! taksiden inerken sinana “abi böyle taksicileri seviyorum, adam gibiler” derken apartmanın merdiveninde buluyoruz kendimizi, eve çıkınca karşılaşacağımız süprizi bilmeden adım adım çıkıyoruz yukarı..

Yoruma kapalı.