dakika bir gol bir
merdivenlerden çıktık, sırtlarda bavullar, çantalar kapı gözüktü sonra her zaman ki eski püskü haliyle! bavulları bıraktık, anahtarı bulduk ve … evet kapı açılmıyo! dene dene yok, yemin etti kesinlikle açılmayacak, hemen eski tecrübelerimden kapı kilitlendikten sonra düzgün çıkarılmadığı aklıma geldi, ancak ters düz çapraz dene dene dur faydasız isyanlardayız. daha eski tecrübelerimden kapıyı kırabilirmiyim diye aklımdan geçirdim fakat evin bizim olmadığı gerçeğini farkettim toparladım kendimi hemen. okula kayıta gidicez, bavulları bırakmamız lazım eve giremiyoruz! of olur mu ya bu daha ilk gün ankarada ki ilk saatim! neyse ki sercan bursaya dönmemiş kayıt için bavulları onun evine “yığdık”. vahite ulaşmaya çalıştık, ulaştık ta ama tam 10 saat sonra gecenin bi vakti emelden aldığım diğer bavullarıma sercandan aldıklarımı da ekleyerek tekrar dikildik 20 yıllık ahşap kapının karşısına, kesin açıcaz başka olanak yok, en kötü kırıcaz artık, sercanla beraber kapı kırabilme potansiyelimiz üst seviyede zaten, bide sinirliyim, bademciklerim sızlıyo kesin hasta olucam diye geçiriyorum içimden, asıl içimi kemiren ise eve girebilince karşıma ne çıkacağıydı, haliyle odamı çok merak ediyorum, yaz boyu dedikodular çoktan gitmişti başını alıp. vahitten temin ettiğim açabileceğimi umduğum anahtar da faydasız kaldı çileden çıktım, sarıldım telefona kaanı arayıp sövecem bu ne diye, ki aradım ama sövmedim, neden? bilmiyorum. o sırada genç sercanda dur bi ben deneyeyim dedi, amatör şansı adam açtı! ve evdeyiz artık!
ama oda nasıl kötü! lanet olsun odamı o hale sokanlara! ulan ya ineği bağlasan tepinse bi ay o kadar pis bırakamaz ya bi odayı, ayıp denen bişe var! kaybolan şapkamı, akbilimi ve daha paketi açılmamış mumluğumu saymıyorum bile..
utanın ulan..
Yoruma kapalı.
