yeni dizayn ve dördüncü sezon
dizayndan kasıt “theme” işte, aldım koydum bi tanesini, büyültecek bi durum yok yani, dizaynmış, peh. öyle dememek lazım ama ya yaklaşık 1.5 yıldır, belki de daha fazladır kullanıyordum uzaklara yürüyen adam temamı. ve blog yazmaya başladığımdan beri hep karanlıkta, gölgelerde yazdık. ilk defa daha açık renklerin hakim olduğu bir “theme” seçtim kendime. o depresif yazılar acaba o karanlıktan mı geliyordu bilemiyorum, en azından bunu test etme imkanı yakalayacağız. bu arada her türlü öneriye açığım, bak oraya iletiş şeysi koyduk, yazın gönderin nasıl olduğunu. benim alışmam için biraz daha süreye ihtiyacım var galiba. zira yıllardır karanlığa alışkın bu gözlerin bu beyazlığa alışması için biraz süreye ihtiyacı olmasından olağan bir şey olamaz.
bunlara ek olarak bir albüm çalışması gündeme getirebilirim, kaset çıkarmıcam lan heyecanlanma hemen, fotoğraf albümünden söz ediyorum, yakında değil belki ama gündeme aldım diyelim hadi.
ayrıca yeni sezonda! -heeh, biliyorsunuz dördüncü sezona girdik- lezzet keşifleri bölümü yapmayı planlıyorum, gerçi ben planladığım şeyi ne zaman yaptım ki? bilmiyorum, deneriz ya, oldukça zamanımız var nasılsa. nedir lezzet keşifleri bölümü peki? lezzetli olduğunu düşündüğümüz şeyleri yiyip, buraya değerlendirmesini yapacağız. önce ben waffle yaparak başlayabilirim. hafif geyik, hafif eğlenceli olacak haliyle, her şeyden öte, ucunda yemek var, daha nolsun ki? bu arada varsa eğer, değerli okuyuculardan da öneri almak isteyeceğim lezzet keşfi konusunda, ve kesinlikle geri bildirim. yahu 3 yılda 7300 hit almış site, ben her gün bir kere girsem, ki girmemişimdir, 365x3ten 1000 küsür ediyor, nerde bu 6000? evet bilinmeyen, tadılmayan şeyleri tatmak için yardıma ihtiyacım olacak.
bu arada yeni bir kitaplık sipariş ettim, nerden aldığımı kimseye söylemem, ama geldiğinde fotoğraflarını ekleyip, sizleri çatlatmayı ihmal e. -bi şey diyeyim mi? tam şu anda aklıma bi şey geldi ve eğlenceli, neden olmasın diyerek yazıma son noka koyuyorum-
aslında söyleyecek bir kaç şeyim daha vardı ya. hepinizi seviyorum.
üçüncü yıl
esasında sanıyorum bu yazı site kategorisi altına saklanmış bir “hayat” olacak. bi kaç gündür aklımdaydı olm lan blog yazmaya başlayalı iki yıl oldu gir de tarihe not düş de, geriden gelen nesilleri hata yapmamaları konusunda uyar diye. şimdi baktım da, iyice abartacak olursak 22 saat sonra tam iki yılı geride kalmış oluyor nacizane blogumun.
zaman hızlı geçmiyor kesinlikle, dönüp gerideki iki seneye baktığımda, hayvan gibi yorulduğumu, başımdan en olmayacak dediğim şeylerin geçtiğini kesinlikle söyleyebilirim, ilk yazdığım yazıyı ararken de eski yazdıklarıma bi göz attım, ahah çok eğlenceli ve bir o kadar da hüzünlüymüş yahu, iyi ki başlamışım blog yazmaya diye aferin dedim kendi kendime.
harbi ama ya geçen iki yılda ne umutlar, ne hayaller tüketmişizdir kim bilir, ne hayal kırıklıkları yaşadık. hayatımın son iki yılı, 23. yaşım ve bitirmek üzere olduğum 24. yaşım çok şey kattı bana diyebilirim, sırf bu 2 belki 3 sene, beni geçen 20 seneden çok daha etkiledi, değiştirdi belki de diyebilirim, yalnız hep diyebiliyorum umarım “gelecek sefere” de direk derim, derim. büyüdük be bu iki senede, hayat nasılda bir çırpıda bizi getirdi bu günlere, şunun şurasında mezuniyetimize bir yıl artı simten kalmışken geçen zamanın değeri nasılda vuruyor yüzüme. çok iğrenç bi yaz geçirdim, staj sonrası trabzon’da hapsolmak, hapsolmak derken; canım kurban trabzon’a ama şu dizimdeki sakatlık beni perişan etti, koca yaz neredeyse boşa geçti, neyseki 1 hafta içinde 3-4 günlüğüne de olsa kıbrıs’a gideceğim en azından biraz kafamı dinler rahat ederim okullar açılmadan önce.. aslında gayet heyecan verici ama o kadar sıkıldım ki burada oturup iki kıbrıs kelami bile edemedik, hele avrupaya ne demeli? neyse zamanı gelince havaya girince elbet neler olacağın yazacağım. bu arada şuraya bi not düşüyorum; gelecek sene bugün bu yazıyı bulduğumda yine herhangi bir bahisten para kaybetmişsem demek ki hala akıllanamamışım demektir, o yüzden kafana sıçım selçuk.
dıdıdıdııııııı
aha da oldu vallaha lan başardım sonunda. hehe, ne mutlu bana, artık dert edecek bir şey kalmadı hayatta. keh ve peh.
yeni header
hadi kendimi beğenmiş bi adam olsam neredeyse megolomanım dicem de değilim, ne akla hizmet gidip kendi fotoğrafımı koymuştum sayfaya bilemiyorum, neyse ki hatadan erken dönüp sıfatsız fotoğrafamı uygar dünya adına kaldırdım ve yerine abimin çekmiş olduğu enfes ortaköy panoramasını koydum.. ee nasıl süper oldu değil mi? :p
kategoriler
evet farkındayım eski kategori şeması çok güzeldi, hatta mükemmeldi tamamen katılıyorum size. ama bazen değişim gerekli değil midir? hem hazır dizaynda değişmişken bunu da aradan çıkarayım dedim fena mı olmuş? tamam ama uzatmayın eskisi kadar nükteli, yüz gülümsetici ve mesaj verici değil biliyorum. ama eski kategorilerde bazı yazılar istemeden de olsa ucu açık kalıyodu. gerçi henüz bu kategorileri de tam düzenleyebilmiş değilim, mesela bunu hangi kategori altına yerleştireceğim ki? futbol mu? hiç sanmıyorum, gündelik desem? en iyisi mi site diye kategori koyup oraya kaldırayım başka yolu olmucak. hem eski kategorilendirme de filmlerin ve futbol maçlarının “seyredi.yorum” da olması bence hoş olmuyodu tamam ikiside seyirlik fakat ayrı şeyler neticesinde bu yüzden şimdi ki hali tam kategorileri yansıtacaktır diye düşünüyorum, şu an da sadece düşünebiliyorum, işe yarayıp yaramayacağını zaman gösterecek, çünkü daha kategorilendirilmemiş bir sürü yazı var.
ama eskileri de özlemeyeceğim değil ha. yaşamı.yorum kategorisiyle beraber az dertleşmedik ya ey gidi günler.. neyse gün gelir bakarsınız yine beraber oluruz, kim bilir..?
dizayn
yahu kim değişti bunu?
ne yani kötü mü oldu, beğenmediysen değişiriz dert etme.
eğer yeni dizayndan memnun değilim diyorsanız “beğenmedim, olmamış” yazıp esemes atın bana, bişeler düşünürüm sizin için.
o diilde oh ya ne güzel bu abi aydınlık, ferah, diğeri neydi öyle karamsar, melankolik… gerçi çok seviyodum olm onu ya. neyse buna da alışırız.
mogvhzhkkyfos
eğer sitemizin müdavimlerindenseniz umarım yenilikler dikkatinizi çekmiştir, çekmemişse ne biçim müdavimlik bu? kendinize biran önce çeki düzen verin be gülüm olmuyor, olmuyorrrr, sensizzzz olmuyorrr.. dur be şarkıydı bu.
eğer müdavimi değileniz zaten yeniliklerden bi haber olmanız normal, neyin eskiden beri varolduğunu bilemeyebilirsiniz ki size kızmıyorum bunun yüzünden, yenileri aramıza almayı severiz bunun için küçük bi ricamız var, size verilecek hesap numarasına sadece 1.000.000$ yatırmanız, gerisini biz hallederiz siz sıraya geçin. tamam bayığım, esprilerim çok kötü. siz çok iyisiniz oldu mu barıştık mı? gene mi ofsayt yoksa?
neyse devam ediyorum, yapılan tüm yeniliklerden bahsetmeyeceğim ama şunu belirtmekte fayda görüyorum, sonra mailim kilitleniyor sizden gelen mesajlarla olmuyoorrrrr…
mogvhzhvkkyfos eski afrika dillerinde seni seviyorum felan demek değil ha, buna yeni afrika dilleri de dahil, içinizi rahat tutun ben hepinizi seviyorum olm. kendisi bizzat benim alamet-i harikam olup çalınmaya karşı sigortalanmıştır. kendisi bize şunu ifade etme görevine bürünmüş bi bendir; mutlaka okunması gereken ve her zaman hatırlanıp kulağa küpe yapılması faydalı olan sözler/sözcükler/söz öbekleri/söz fasiliteleri.
hemde biliyor musunuz buna katkıda bulunabilirsiniz, çok kolay 0661 yazıp 532 XXX 8X 06 nolu telefona felan göndermeniz gerekmiyor aşağıda ki mail adreslerinden bana ulaşabilirisiniz.
abibenimakimdabisozvaramasanasoylemedimmailatiyomoke@selcjk.com
abiiinoluryayinladarilirimbak@selcjk.com
seniananbenimicindogurmus@selcjk.com
hadigulnekaldiaglayacak@selcjk.com
selcukbizidiskoyagotur@selcjk.com
selcukpabucuyarimevdetekoturmacacagirmiyozseni@selcjk.com
uzulmelan@selcjk.com
yok bunlara mail atamam diyorsanız, sözlerinizi yazdığınız kağıdın içine taş koyup camımı kırın, olmadı gizlice montumun cebine atın, defterimin içine sıkıştırın ne bileyim lan yapın bi şeyler.. bunların hiçbiri olmadı gelin yemek ısmarlayın ben sizin yerinize yazar aha bu yolladı kral adam vesselam derim.
sözlerde aradığımız kriterler, gayet okuyunca insanda bi şey çağrıştıran bi düşünceye sevkeden “tercihen melankolik” böyle cicili bibili olmasına gerek olmayan, kimi zaman bizi üzen, kiminde de gülümseten; bazen sevinçten akan, bazen de üzüntüden akan gözyaşlarına sebebiyet veren… fakat üstüne basıyorum abartmamak gerek. tercihen türkçe, olmadı ingilizce.. eski afrikaca henüz bilmiyoruz, kursa yeni başladık, anlayış gösterin..
birde aklımda daha abidik gubidik şeyler var ama fakat lakin şu an da bayıklık seviyem o kadar üst seviyede değil başka bir güne.
sorun çözüldü
bir süredir explorer tarayıcısından siteye bağlanırken ortaya çıkan abzurd hata, sorun, problem her ne haltsa bizzat benim tarafımdan çözülmüştür. satır aralarında hayatın her türlü problemininin yanıtını (nasıl mutlu olunur hariç) veren yazıları yeniden sağlıklı bir şekilde okuyabilirsiniz. okuyorum mamafih bi türlü aradığım yanıtları bulamıyorum diyorsanız yeterince iyi okumamışsınız demektir, dönüp tekrar deneyin.
